Habertürk
    Takipde Kalın!
      Günlük gelişmeleri takip edebilmek için habertürk uygulamasını indirin

        İzmir'in güzel tarihi binalarından birinde çalışma şansına sahibiz. 1880'lerde Atlı Tramvay İdarehanesi olarak yapılmış, ardından uzun süre ESHOT Genel Müdürlüğü ve sonrasında sayaç atölyesi olmuş kâgir binada çalışıyoruz. Tam karşımızda, günümüzde erkek öğrencilerin de okuduğu İzmir Kız Lisesi var. Kız Lisesi binası da tıpkı bizimki gibi İzmir'in en güzel tarihi binalarından biri. Sabahları ve dağılma saatlerinde cıvıl cıvıl gençleri izlemek, penceremin önünde toplanıp gevezelik ederlerken onların günlük jargonunu öğrenmek eğlenceli oluyor. Bu kadar yakın olunca, derse giriş ve çıkış zillerini de sanki bizim binamızda çalınıyormuş gibi işitiyoruz.

        POP MÜZİK ŞARKILAR

        Şimdiki ders zilleri eskisi gibi değil. İlkokuldayken okulumuzun görevlisi Vedat Ağabey, koridorlarda tahta sapından tutup salladığı kocaman bir çanla dolaşırdı. Mezuniyetime yakın yıllarda, elektrikli bir zilimiz oldu. Şimdilerde ders zili yerine müzik çalıyorlar.

        Benim derdim de burada başlıyor. Belli dönemlerde, derse davet melodisi değişiyor. Ama hemen hemen hepsi, pop müziğinin örneklerinden seçiliyor.

        Sanırım şimdilerde bir Ajda Pekkan şarkısının melodisi var. Sanırım diyorum, zira pop müzik kültürüm gelişmemiştir.

        Hele yeni şarkıları ve şarkıcıları hiç bilmem. İlgi duymuyorum diye bu tür müziğe karşı olduğum zannedilmesin. Bu türün de çok güzel örnekleri olduğundan hiç kuşkum yok.

        BEYİNLERİ YIKANIYOR

        Benim itirazım, daha doğrusu bana ters gelen, bir eğitim kurumunda pop müzik örneklerinin kullanılması.

        Sonuçta her gün, üstelik birden çok kere çocuklar bu melodileri dinliyor. Beyinlerine müzik olarak bunlar işliyor. Orası bir eğitim kurumu olduğuna, görevi en iyiyi ve doğruyu öğretmek olduğuna göre, derse davet için seçilen müzik türü doğru mu diye düşünüyorum.

        Geçen gün taksiye binerken öğrenciler Ajda Pekkan melodisiyle dağıldı. Taksinin radyosunda da unutulmaz Zeki Müren bestesi "Beklenen Şarkı" çalıyordu. Bu nihavent valsi dinlerken şoför "Artık kimse bu güzel şarkıları dinlemiyor" dedi. Düşündüm. Eğer bilinmezse dinlenmezdi de. Derse davet için günde beş kere popüler müzik melodileriyle karşılaşan ve adeta beyni yıkanan gençler, Türk Müziği'nin birbirinden güzel eserlerini nereden, nasıl öğrenecekti?

        Elektronik zil devrinin bitmesi, öğrencilerin mekanik bir ses yerine melodiyle derse çağrılması çok güzel bir uygulama. Sorun seçilen melodilerde. Pop müzik yerine, Türk müziği, Batı müziği, caz gibi, gençlerin müzik zevkini daha olumlu yönlere sevk edecek melodiler seçilse, daha iyi olur diye düşünüyorum.

        Mademki "müzik ruhun gıdası"dır, o zaman gençleri sağlıklı gıda ile beslemek daha doğru değil midir?

        Diğer Yazılar