Hermes'in Lir'i
Geçtiğimiz perşembe günü, birbirini tanıyan tanımayan, farklı dilleri konuşan yaklaşık bin insan sıra dışı bir macera yaşadık. Dünyanın, güzelliği sayılı antik kentlerinden biri olan Efes’in Odeon’unu doldurduk. Serin bir Efes akşamında, yıldızlı gökyüzünün altında, uzaklarda birer mücevher gibi parlayan ışıklara göz kırparak bekledik. Ta ki Yunanlı Anagnosis Topluluğu sahneye çıkana kadar...
Sonra Sofekles’in ‘İz Sürücüler’i başladı. Odeon’un doğal dekoruna tek müdahale sade, çıplak bir sahneydi. Az sonra o çıplak sahne, içlerindeki avlanma duygusuyla yaradılışlarının vahşi tarafını ortaya koyan satirlerin yaşam alanı olmuştu. Ardından ışığın tanrısı Apollo’nun altın tacından saçılan ışıkla parladı, sonra orman oldu, dağ oldu. Sırasıyla Ay Tanrıçası Kyllini ve birkaç gün önce doğmuş Hermes ile tanıştık. Zeus’un oğlu olmanın kudretiyle henüz iki günlükken bir kara kaplumbağasını öldürmüştü Hermes. Üstelik eli çabuktu, göz açıp kapayıncaya kadar ışık tanrısının burnunun dibinden kıymetli sığır sürüsünü de çalmıştı. Üstelik bunlardan birini öldürüp derisi ve bağırsaklarını kaplumbağanın bağasına takmış ve hiç bilinip duyulmayan bir çalgı yapmıştı. Bu andan sonra lir, oyunun neredeyse ana karakterlerinden biri oldu.
Çılgına dönen Apollo, çalınan sığırlarının peşine vahşi satirleri salmıştı. Satirler iz sürerek bulmuştu Hermes’in barındığı mağarayı. Ay tanrıçası onları durduramamıştı; zira işin ucunda Apollo’nun vaat ettiği büyük ödül, altın çelenk ve özgürlükleri vardı. Aralarındaki patırtıya Apollo da çıkıp gelmiş ve Hermes kaçınılmazla baş başa kalmıştı.
MÜZİK VAHŞETİ YOK EDİYOR
Hermes’in imdadına, icadı lir yetişti. Lirin olağanüstü sesi, o güne kadar müziği hiç bilmeyen satirlerin vahşi duygularını yok etti. Apollo intikamını unuttu. Müziğin mucizesiyle içindeki güzelliğe erişen Apollo, kardeşini bağışladı, onu ulak tanrı ilan etti, satirleri de altın çelenkle ödüllendirip özgür bıraktı.
TİYATRO VE ARINMA
İz Sürücüler, Sofokles’in bilinen tek satirik draması. Satirik drama, Yunan tiyatrosunda pek yaygın bir tür de değil zaten. Özelliği, komedya ve tragedya özelliklerini barındırması. Zorluğu ise sahnelenirken bu iki özelliğin dozunu ayarlamadaki güçlük.
Ancak Yunanistan’ın yaşayan en büyük sinema yönetmeni olarak tanımlanan Dimos Avdeliodis, bence olağanüstü bir iş çıkarmış. Avdeliodis ve yetenekli oyuncuları o gece hepimizin liri gibiydi. Peşleri sıra içimizdeki iyiliğe ulaştık.