Kedi imparatorluğu
Yazılarıma biraz ara verdim, biliyorsunuz. İzinde bile yazarım ancak bu kez durum farklıydı. Yazılarıma, kendime, kısaca tatil yapmaya fırsatım olmadı. Ama yeniden dönmek güzel. İşte tam da bu yüzden sıkıntılı konulardan değil güzelliklerden söz etmek istiyorum. Güzelliklerin merkezindeyim zaten. İki yıl sonra tekrar Burgaz Ada’dayım. Kız kardeşimin Q klavye diz üstü bilgisayarı ile yazmaya çalışıyorum. Bu iş zor ancak imkansız değil. Bir süre sonra harflerin yerlerini öğreniyorsunuz. Uzun uzun aramanıza gerek kalmıyor. Ama sık sık harflerin alışkın olduğunuz tuşlarına basıp şifreli bir metin oluşturmanız da mümkün tabii.
ADA’NIN EN GÜZEL ZAMANI
Burgaz Ada en güzel günlerini yaşıyor. Kalabalık çekilmiş. Birbirinden güzel evler ve bahçeler kış uykusuna hazırlanıyor. Ulu ağaçların yaprakları sararmaya yüz tutmuş. Pek çok dükkan yaz sezonunu kapatmış. Sokaklarda solmuş begonvil çiçekleri dolaşıyor. Ada’nın ağaç tepeleri kargaların, kıyılar ve üzerleri örtülüp bağlanmış tekneler ise martıların egemenliğinde. Caddelerde ve terkedilmiş bahçelerde ise her boydan, her renkten birbirinden güzel kediler hüküm sürüyor. Burgaz Ada bir kediler imparatorluğu. Tümü bakımlı, temiz ve cana yakın, harika hayvanlar bunlar.
Ada’da yürüyüş yapmak için harika bir dönem ve döndüğünüz her köşede birbirinden eğlenceli kedi tablolarıyla karşılaşmanız mümkün. Örneğin afacan yavrularını, çıkıp da inemedikleri yüksek duvardan indirmeye çabalayan bir anne kedi. Ya da duvar kenarına bırakılmış bir otomobil tekerleğinin içinde saklambaç oynayan yedi yaramaz gibi. Tüyleri pırıl pırıl, yemek istemek için değil önce sevilmek için size sokulan birbirinden güzel onlarca kedi.
İYİ Kİ ADALILAR VAR
Çünkü geleneksel ‘yazlık hayvan sevgisi’ burada da var. Yazı geçirmeye gelmişken sevimli kedi yavrularından birini sahiplenip giderken bırakıveren canlı türü Burgaz Ada’ya uğramış yani. Örneğin dün gece şirin bir kedicik, çoktan kapatılmış evinin kapısında kendisini içeri almaları için kibar kibar sesleniyordu. Bu sesleniş boşa gitti ama Burgaz’da olduğu için şanslı bence.
Çünkü burada aç ve susuz kalmayacak. Kendisini gerçekten sevenler onu her fırsatta sevip okşayacak. Nereden mi biliyorum? Çünkü eylül güneşinin keyfini çıkartmak için elinde birası, çerezi ve kedi mamasıyla plaja gelen insanları başka yerde görmedim de ondan. Ve bu güzelim hayvanların tek derdi, yemek savaşında martıları ve kargaları alt etmek olacak. Ama keşke olmasa... Hepsi sıcak bir yuvada yaşasa...