Bayram kokusu
Şimdi nerede okuduğumu hatırlamıyorum ama yazıda Türk kahvesi ve limon kolonyasından söz ediliyor ve “Bayramla özdeşleştirdiğiniz koku hangisi?” diye soruyordu.
Limon kolonyası için bir şey diyemeyeceğim ama kahve kokusunda hem fikirim. Bayram alışverişinde kahve en son alınırdı. Arife günü geniş mutfağımızı mis gibi yeni çekilmiş kahve kokusu sarardı. Küçük kese kâğıdının içinden kahveyi kavanoza boşaltmaya gönüllü olurdum hep.
O yaşta kahve ve hatta çay içmemiz hoş karşılanmaz yaşlı komşularımız kahve içen küçük kızların Arap olacağını söylerdi. İnanır mıydım bilmiyorum ama kahve pişirmesini içmesinden çok önce öğrendiğimi söylemeliyim. Çünkü yemeklerden sonra kahve içilmesi evimizde gelenekti anne ve babamıza kahve pişirmek için üç kız kardeş adeta yarışırdık.
Ancak yine de bayram denince aklıma ilk gelen ilk koku kahve olmuyor. Bayram sabahları evimizin kokusunu hatırlıyorum. Bu koku tıpkı yasemin çiçeklerinin kokusu gibi hayalet koku bana göre. Neden mi? Çünkü bazen ortada hiçbir şey yokken bu kokuyu duyuyorum. Size de olur mu bilmem ama zaman zaman bahçemizdeki yasemin çiçeklerinin kokusu da gelir burnuma.
Yıllar geçse de peşimi bırakmayan bu koku; temiz ev, lavantalı çamaşır, kızarmış ekmek, çilek reçeli, tereyağında pişmiş yumurta, annemin parfümü ve mutfak penceresinden gelen hanım ellerinin kokularının karışımıdır. Bayram sabahı babamın bayram namazından dönmesini beklerken yavaş yavaş oluşur bu koku. Bütün aile, akrabalar, eş dost birlikte yenecek muhteşem öğle yemeğinin kokuları yayılıncaya kadar da sürer. Annem ve arkadaşlarının şakalaşmaları, şen kahkahalar, fonda çalan radyo, yaşıtlarımızla bayram armağanlarını yarıştırma anlarımız gelir aklıma. Kahve ve limon kolonyasından buralara geldik. Biraz da iyi oldu.
Elektronik posta ve kısa mesajla kutlanan bayramlar, iki gün öncesinden başlayan tatil havası pek bayram keyfi bırakmıyor insanda. Ama bir koku mutlu geçmişe götürüyor insanı işte.
İyi bayramlar herkese.