Habertürk
    Takipde Kalın!
      Günlük gelişmeleri takip edebilmek için habertürk uygulamasını indirin

        Bugüne kadar iş yaşamında herkes gibi pek çok sıkıntı, üzüntü yaşadım. Çalışma arkadaşlarımla fikir ayrılıklarımız, zaman zaman uyuşmazlıklarımız oldu. Ama bu son hafta hepsini aştı geçti, beni hayattan bezdirdi diyebilirim.

        Bu sıkıntılar içinde boğuşurken bir telefon yeniden hayata dönmemi sağladı. “Merhaba Sirel, ben Vedat. Vedat Bilgili. Hatırladın mı?”

        Telefon öyle bir şeyin ortasında geldi ki değil Vedat’ı o an kendimi bile hatırlayamamam mümkündü. Ancak mucize gerçekleşti ve telefondaki sesin ilkokul arkadaşım Vedat olduğunu duraksamadan hatırladım. Sevgili arkadaşımla uzunca bir konuşma yaptık. Vedat, ilkokul sınıf arkadaşları olarak toplandıklarını, çok keyifli zaman geçirdiklerini, facebook’tan bana ulaşmayınca telefonla aradığını anlattı. Cumartesi gecesi yine bir araya geleceklerini söyledi. O an facebook’ta toplantı ile ilgili yazışmaları gördüğümü, nedense sadece, ‘ne güzel eğleniyorlar’ deyip hiç üzerime alınmadığımı fark ettim. Uzun yılların ötesinden gelen, içimi aydınlatan, yüreğimi yumuşatan o ses öylesine etkiliydi ki ‘hayır’ diyemedim.

        Cumartesi günü tüm gücünü yitirmiş ve 56 yıllık yaşamında ilk kez yaşama karamsar bakan bir ruh hali içindeyken akşamki toplantıyı hatırladım. Bir türlü kontrol edemediğim tansiyonum nedeniyle yorgunluktan sürünür haldeyken eğlenmeye gitmeyi istemedim. Ama Vedat’ın telefondaki samimi sevinci kendimi zorlamamı sağladı. İyi ki de öyle olmuş. Eğer gerçekten çok mutlu, huzurlu aynı çocukluğunuzdaki tasasızlıkla harika zaman geçirmek istiyorsanız ilkokul arkadaşlarınızla buluşun derim. Arkadaşılarımla geçirdiğim o gece, hayatımın en zor haftasını atlatmamı sağladı. Tam söylenen saatte Endülüs’teydim. Bizim için ayrılmış masada Yasemin, İpek ve Vedat oturuyordu. Yasemin, o dönemlerde hemen her şeyimi paylaştığım sevgili arkadaşım. Ya İpek her zamanki güzelliği ile orada işte.

        Vedat buluşmaları organize eden ve hiçbirimizden ümidini kesmeyen vefakâr dost. Derken Neşe ve Rengin geldi. Güzeller güzeli iki kadın. Eğlence, Cemal, Süleyman, Özdal ve Mehmet’in gelmesiyle başladı. Ümit ve Yakup’un katılmasıyla tırmandı.

        Önümüzdeki Eylül ayında tanışmamızın 50. Yılı’nı çok özel bir toplantıyla kutlamaya karar verdik.

        Ne çok konuştuk, güldük, o günlerdeki gibi birbirimize takıldık. Sevgili öğretmenimizi andık.

        Anneler günümüzü kutlamak için Özdal’ın aldığı kırmızı güllerle şımartıldık. Birlikte yaşamımızın en tasasız, en güzel, menfaatlerin işin içine girmediği, hayatın çocuk saflığı ile yaşandığı günlere döndük. Mutluluk ve huzur mu arıyorsunuz? İlkokul arkadaşlarınızı arayın.

        Diğer Yazılar