Habertürk
    Takipde Kalın!
      Günlük gelişmeleri takip edebilmek için habertürk uygulamasını indirin

        Bazı sabahlar ağzımda bir şarkı ile uyanırım. Çoğunlukla uzak bir anıyı canlandıran bu şarkıyı gün boyu söyler dururum. Bu sabah bir tekerlemeyle uyandım. "Kapıcıda iş yok, ağzında diş yok". İşin kötüsü gerisini hatırlayamıyorum. Tekrarlayıp duruyorum ancak gerisi gelmiyor. Bu tekrarlar beni uzun yıllar ötesine, bir bayram sabahına götürüyor. Henüz ilkokula başlamadığım bir dönem bu. Pek çok şeyi hayal meyal hatırlasam da bu bayram anım capcanlı.

        Babamla birlikte Tilkilik'te sanırım Altınordu Spor Kulübü binasının önünde kurulan bayram yerindeyiz. Elimde bir elma şekeri var. Biraz ötede sandal şeklinde kocaman bir bayram kayığı kurulmuş. Çocuklar içine doluşmuşlar. Ben de biniyorum. Kenarda, elma şekerimi korumaya alarak oturuyorum. İçimde çocukça bir huzursuzluk var. Oturduğum yerden aşağıda bana gülümseyen babamı görmek bu huzursuzluğu biraz da olsa gideriyor.

        Sandal şeklindeki kocaman salıncak az sonra doluyor ve önce yavaş sonra gittikçe hızlanarak sallanmaya başlıyor. Çocuklar çığlık çığlığa. Biraz korku, biraz coşku deliler gibi bağırıp gülüyoruz. Yaşı bizden büyük olanlar bir tekerleme söylüyor. Az sonra herkes onlara katılıyor. "Kapıcıda iş yok. Ağzında diş yok". Salıncağın kapısını kapatan kalasın önünde oturan yaşlı adam dişsiz ağzını ortaya çıkararak gülüyor. Birden kıymetli elma şekerimin artık elimde olmadığını görüyorum. Neyse, yere düşmemiş. Kucağımda duruyor. Mavi - beyaz çizgili tafta elbisemin kabarık eteği kırmızı şeker lekesi oluyor ama aldıran kim. Yeni elbisemin lekelendiğine üzülemeyecek kadar mutluyum. Elma şekerim yere düşmemiş, yani yemeye devam edebilirim. O gün bayram yerinde çok eğlendiğimi hatırlıyorum. Yine o bayram ilk kez bir Âşık dinledim. Gerçi ne olduğunu çok sonraları anladım ama etrafına çepeçevre oturmuş insanlara sazıyla bir şeyler çalıp söyleyen orta yaşlı adam aklımdan hiç çıkmadı.

        Bayramları heyecanla beklediğim çocukluk günlerimi özlüyorum. Zaten ne zaman hayatın bütün yorgunluğu üzerime çökse çareyi çocukluk anılarımda buluyorum. Gerçi son günlerdeki ruh halimi ‘hayatın bütün yorgunluğu' sözcükleriyle anlatmak pek mümkün değil. Yaşanan onca haksızlık, hukuksuzluk ve hatta arsızlık insanda onulmaz yaralar açıyor. Bir tür çaresizlik hissi geliştiriyorsunuz. Allah'tan bu his kalıcı olmuyor. Çoğu kere insana ne kadar güçlü olabileceğini hatırlatıyor.

        Bugün bayram. Sıkıntılardan söz etmenin âlemi yok. Ama olan biteni de göz ardı etmek mümkün değil. O zaman gelin benim iyileşme yöntemime sığınalım. Hep birlikte çocukluk anılarımıza dönelim. Bayramınız kutlu olsun.

        Diğer Yazılar