Habertürk
    Takipde Kalın!
      Günlük gelişmeleri takip edebilmek için habertürk uygulamasını indirin

        Referandum sonuçları konusunda, siyasetle az çok ilgilenen çoğu kimse kazananların ve kaybedenlerin kimler olduğuna ilişkin benzer görüşleri paylaşıyor.

        Mesela MHP’yi ele alalım:

        Bu partinin 2007 genel seçimlerinde oylarının ülke ortalamasının üzerinde olduğu illerde 12 Eylül gecesi sandıktan ‘’evet’’ oylarının fazla çıkmasından hareketle, seçmeninin azımsanmayacak bir kısmının değişiklik paketini desteklemiş oldukları ileri sürülmekte.

        Bu bağlamda MHP’nin kaybedenler safında yer aldığı dillendirilmekte.

        Bu görüşü paylaşanlar haksız sayılmazlar.

        Partilerin son genel seçimdeki iller bazındaki oylarının toplamıyla referandum sonuçları karşılaştırıldığında, böyle bir sonuca varmak varsayımsal olarak doğru.

        Üstelik, işini ciddi yapan araştırma kuruluşlarının bulguları da bu yönde.

        MHP seçmeninin dörtte birinin değişikliklere evet oyu verdiğinden söz ediliyor.

        Tabii ki iddialı çıkarsamalarda bulunabilmek için, yüzümüzü bilime dönmemiz gerekli.

        Referandumda seçmen tercihlerindeki değişim, ardındaki sosyo-ekonomik etkenler üzerinde bir çalışma yürüttüğümüzü belirterek, konuya MHP özelinde bakalım.

        Tabii ki şimdilik varsayımlar üzerinden konuşmak kaydıyla.

        1960’ların ikinci yarısında ideolojik temeli Türkeş’le atılan ve Türkiye’nin yaşadığı sosyo-ekonomik değişimin sosyal temelini inşa ettiği milliyetçi ve ülkücü hareket, doğal liderinin ardından Bahçeli’nin genel başkanlığa seçilmesiyle birlikte sosyolojik dokusunu harmanlayarak, kendisine yeni sosyolojiler eklemeyi hedeflemiştir.

        Eski lideri döneminde Orta Anadolu’da yerleşik küçük esnafın, Adalet Partisi’nin sanayileşme politikaları karşısındaki ekonomik kaygılarını vatan sevgisi, milletin birliği, bütünlüğü gibi değerlerle yoğurarak temsil eden MHP, AK Parti iktidarına kadar doğal tabanının yerleşik olduğu coğrafyada rakipsizdi...

        AK Parti’nin siyasete dahil oluşu, İslam ve ılımlı milliyetçiliği, ekonomik pragmatizmle buluşturan muhafazakar demokrat kimlik ve söylemi, yavaşça, fakat derinlemesine, özellikle Orta Anadolu seçmeninin siyasal kimliklerinde dönüştürücü etki yapıyor. Bahçeli’nin doğal tabanına dahil etmeyi hedeflediği kentli alt ve alt-orta sınıfların bugün Türkiye’nin kıyı kentsel ve kırsal alanlarında MHP’den kopmadığını düşünüyoruz.

        Fakat, Orta Anadolu’da bunu söylemek zor.

        Milliyetçi seçmenin MHP’den ayrılışını AK Parti’nin ekonomi politikalarının Orta Anadolu’da yeni bir ılımlı muhafazakar-milliyetçi burjuvazi yaratmasını görmeden seçmeni MHP’den uzaklaştıran dinamikleri anlayamayız.

        O halde, AK Parti’li yeni dönemin ekonomi-politiği partilerin sınıfsal temellerini, muhafazakar ve milliyetçi ideolojileri yeniden yorumluyor, esnetiyor ve dönüştürüyor denebilir.

        Dünün Orta Anadolu’lu milliyetçi seçmeni bugün siyaseten muhafazakarlaşırken, iktisaden yükselme talepleri milliyetçi hassasiyetlerini tabii ki yok etmemekte, fakat törpüleyerek AK Parti’ye doğru çekmektedir.

        MHP ve Bahçeli’nin Orta Anadolu ile asıl sınavı 12 Eylül gecesi başlamıştır.

        Bundan sonraki süreçte MHP’nin karşısında Orta Anadolu‘nun milliyetçi iklimini değiştiren çok güçlü bir rakibi vardır.

        Üstelik iktidar olmanın avantajlarıyla sınıfsal talepleri belirleyen, paylaştıran da odur.

        Bu şartlar altında MHP’nin ideolojik kimliğini yeni paradigmalarla yorumlaması koşuluyla seçmenini geri çağırması mümkün.

        Orta Anadolu’da durum bu. Kıyıdaki MHP’nin durumu ne derseniz, o da başka bir yazının konusu.

        Diğer Yazılar