Opera daha önce neredeydi?
Bugünlerde yeni bir reklam var medyada. İstanbul 1. Opera Festivali var ya kültür başkenti etkinlikleri kapsamında, onun reklamı. Sloganı ise şahane: “Opera Şehre İniyor.”
Neredeydi ki daha önce? Dağda mıydı da şehre iniyor? Gökten zembille mi iniyor? Opera zaten ziyadesiyle şehir sanatı değil midir? Derenin başında çamaşır yıkarken arya söyleyen bir köylü kadın var mıdır? Ya da Erol Evgin’in şarkısındaki gibi: “Hani ıssız bir yoldan geçerken, hani bir korku duyar da insan” Operadaki Hayalet’ten şarkılar mı söyler içinden? Reklam gerçekten zor zanaat, ama bu sloganı kabul edenler hiç mi düşünmemişler diye de sormadan duramıyor insan.
Sanal alışveriş
İnterneti çok seviyorum sevgili okur. Youtube’umuzun olmamasına içerlemeye devam etsem de, internetten alışveriş konusunda uzmanlaşıyorum. Bundan birkaç sene önce sanal alışverişi güvensiz bulurken, şimdi her şeyimi klavyemin ucundan alıyorum. Satıcı ile alıcı arasına kimsenin girmemesine olanak sağladığı; bir şey satmak için dükkân açma gereğini ortadan kaldırdığı için de gönülden destekliyorum. Mesela organik domateslerim Aydın-Nazilli’den, bebeğe dinleteceğim Küba ninnileri İngiltere’den, içinde petrol kimyasalları bulunmayan nemlendiricim Darıca’dan geliyor kapıma...
Bu sıcaklarda evden çıkmaya üşeniyorsanız ya da benim gibi koca bir göbekten başka bir şey taşımamanız gerekiyorsa şu sitelere mutlaka bakın: www.burcinindenemeleri.com,
www.saru.com.tr,
www.ipekhanım.com,
www.ekoorganik.com,
www.leileo.com,
www.amazon.co.uk
Yetimlik zaman aşımına uğrar mı?
Yetim, albino, potansiyel terörist, uslanmaz romantik Nuh Tufan ve şürekası, köşeyi dönmek için çeşit çeşit işler icat ederler. Rakip şirketler hakkında dedikodu çıkarmak, bir profesörün köpeğini kaçırıp fidye istemek, aynı anda iki yerde birden olması gereken insanların yerine geçmek gibi işler bunlar...
Nuh Tufan ve en can arkadaşı İbrahim Kurban, maskesini takıp yerine geçtikleri Ferruh Ferman, aynı anda birçok adamı idare eden ressam dilber Dilara Dilemma kaderin her biri için ayrı ayrı hazırladığı tuzaklarda bir batıp bir çıkarlar hikâye boyunca... Romanda kötü adam kontenjanında bir tek Rıza Silahlıpoda var (müzisyen olan değil); ki onun da kardeşini çok seven bir abi olması, kötülüğünü mazur görmeye sebep oluyor. Kötü adamı az bir hikâye bu, çünkü tek bir adamın gözünden yaşamıyoruz olanları. Yeri gelince Nuh oluyoruz yeri gelince Ferruh...
Murat Menteş’in yazdığı Dublörün Dilemması zekice bir kitap; hiçbir tarife uyulmadan yapılmış lezzetli bir yemek gibi, değişik bir tat. Muzır, yaramaz, erkek çocuğu kafasında.
Dublörün Dilemması - İletişim Yayınları