• Yazı Boyutu:
  • A+
  • A-
HABERTÜRK Gazetesi yazarlarının köşeleri, saat 14:00'den itibaren güncellenmektedir.
Nilay Örnek

Nilay Örnek

[javascript protected email address]

Türk erkeklerinin laf atamama sorunu

13 Temmuz 2010 Salı, 08:16:02


Cumartesi gecesi, Sinderella olsak Kül Kedisi'ne dönüşmeyeceğimiz normal bir saatte iki kız Taksim çevresindeki sıkışık trafikte otomobildeyiz...
Sağa dönüyorum yandaki aracın sürücüsü göz kırpıyor; biraz ileri gidiyoruz başka bir otomobilin içinden sarkmış bir adam "Kızlar sizi gideceğiniz yere bırakayım mı?" diyor.
Anlamadım bile, "Biz zaten otomobildeyiz ve gidiyoruz"(?)
Ben çantama dökülmüş çubuk krakerleri temizlemeye konsantre olmuşken bu hareketlilik fazla geldi. Direksiyondaki Selen, "Boş ver" dedi; "Geçen Özlem'e çöp arabasından laf atmışlar, 'Gideceğiniz yere kadar bırakalım mı?'" diye!
Uzun zamandır "yaya" olduğumdan olsa gerek duruma uyum sağlayamadım; bir yandan da "Bugün bizde mi bir şey var?" diye kendimi dikiz aynasından süzmeye başladım. 21.00'de işten çıkmışım, üzerine konser dinlemişiz, yüzümde makyaj yok, saçlar desen Allahlık!
Bu arada süper bir cümle geldi solumuzdaki havalı otomobilden:
"Kızlar yedek lastiğiniz var mı? (Kahkahalar) Bizimki patladı da! Ha - ha - ha"
Böyle bir cümlenin amacı ne olabilir ki?
Hadi diyelim çok hoşlandım laf atan o "insandan"; yanıtım ne olabilir ki! Kırıtarak "Yedek lastiğimiz var" mı demeliyim? Bu muhabbeti bir yere götürür mü mesela? Kızgın, "Krikomuz var, kafana geçirelim mi?" desem daha mı iyi olur? Kısacası böyle bir laf atan adam nasıl bir zevk alır, ne bekler?

BİR KLASİK OLARAK: HEPSİ SENİN Mİ?
Kışın karda kışta; Ninja kaplumbağalar gibi sarınmışım sadece gözüm dışarıda yandan geçen otomobil korna çalıyor! Ne beklentiyle; o anı bekliyorum da, hemen otomobiline mi
atlayacağım?
Biri "Birlikte fotoğraf çektirebilir miyiz?" der espri yaptığını zanneder, kimi yanından geçerken nice şan dersi almış şarkıcının veremeyeceği bir şekilde göğüs kafesinden alır nefesini, Boğaz görmüş Arap turist misali bir "Maşalahhhh" attırıverir;yada"Allah sahibine bağışlasın" der gülüşerek yanından geçerler!
Çoğul eki kullanıyorum çünkü genelde bu adamlar ancak topluluk halindeyken gaza gelir, laf atar, tek başlarına "tırsarlar".
Kimi popüler şarkı sözlerinden feyz alır, kimi kamyonların arkalarındaki yazılardan yararlanır!
Geçen, bizim gazetenin köşesinde adamın biri su satıyor. Bana da bir şişe uzattı, kafam dolu, hiçbir şey söylemeden yanından geçtim.
Kendisinden su alsam "Bozuğun yok mu abla?"
deyip, "Allah bereket versin" ile sohbeti bitire-bilecek adam "Uff, yavruağzı da çok yakışmış" deyiverdi! Bir hışımla döndüm, "Pardon ben sizi turist zannettim" dedi! Bu neydi şimdi?
Hep söylüyorum bu ülkede kızlar sadece müzik aşklarından kulaklıklarla gezmiyorlar sokakta; bu tip adamları duymak istemiyorlar!

OTOMOBİL PEŞİNDEKİ KÖPEKLER GİBİ...
Batman'in bir sahnesinde Joker, kendisine
"Bütün bunlardan sen sorumlusun, hepsi senin
planındı diyen Harvey Dent'e şöyle yanıt verir:
"Sence gerçekten planı olan bir adama mı benziyorum ben? Çetelerin planı vardır, polislerin planı vardır... Ben neyim biliyor musun Harvey? Ben arabaların peşinden havlayarak koşturan bir köpeğim. Bir arabayı yakaladığımda, ne yapacağımı bile bilmem."
Kimi kaba, kimi saçma, kimi edepsiz, her
daim zekâdan ve amaçtan uzak lafları ortalığa saçan adamlara baktıkça, "otomobillerin peşinden havlayarak koşan erkekler" görüyorum
aynı zamanda.
Hayatım boyunca hep birilerini "göreve çağırmak" istemişimdir. Fırsat bu ya, sosyolog ve psikologları göreve çağırıyorum: Birileri bu adamların niye laf attığını (atamadığını) anlasın ve ne olur bize açıklasın!

Diğer Yazıları

Hayır kurumunun yardımın 'desenini' sevmeme hakkı var mı?

  • Yayın Tarihi: 02/05/11 11:17
  • [javascript protected email address]
HANİ dünyanın dört bir yanındaki toplumlarla yaşamışlığım yok ama yine de çok makul bir genelleme ile gireceğim;Türkler kadar "ikinci el"e küskün bir millet görmedim ben! Parasız pulsuz da olsa her şeyi ilk o kullanacak; 'aman' başkasının el sürdüğüne...
Devamını Oku

Uyutmayan 'masal'lar da var

  • Yayın Tarihi: 29/04/11 10:51
  • [javascript protected email address]
FRANSIZ filozof Georges Didi-Huberman, Sanat ve Arzu' seminerlerinde konuşmak üzere İstanbul'a geldi geçtiğimiz günlerde... Ayşegül Sönmez de Radikal için bir söyleşi yaptı onunla. Şöyle bir şey diyordu Didi-Huberman:'Bakın, en ilginç sanatçılar sanattan...
Devamını Oku

Ayıkken kafası güzel gibi konuşan adamlar

  • Yayın Tarihi: 27/04/11 11:42
  • [javascript protected email address]
GAZETEDE, dergide değil sürekli sanal âlemde görüyordum onları.Bir Turgut Uyar şiirinden geliyordu adları; Büyük Ev Ablukada...Sonra bir arkadaşım "Bartu Küçükçağlayan var ya... Hani Çoğunlukla 'En İyi Erkek Oyuncu' dalında Altın Portakal alan çocuk......
Devamını Oku

'Cocooning' trendi bize gelir mi?

  • Yayın Tarihi: 25/04/11 11:29
  • [javascript protected email address]
"Çok senlik bir şehir gibi değil" dedi arkadaşım; "Roma'ya benzeyeceğinidüşünüyorsan hayalkırıklığına uğrarsın. Milano İtalya'nın pek çok yerine göre çokdaha düz bir yer, hatta 3. gününde sıkılırsın ama Tasarım Fuarı döneminde çokşenlikli oluyor".Önceki...
Devamını Oku

Bir festival 40 gün sürer mi?

  • Yayın Tarihi: 22/04/11 11:03
  • [javascript protected email address]
BAZI insanlar vardır; çok neşeli ve iyi de görünseler iki cümlelerinden çok çalıştıkları, yoruldukları anlaşılır. Çıkan ürüne öyle bir emek harcamışlar, öyle yorulmuşlardır ki biraz fazla savunmacı hale gelirler; işleriyle ilgili en ufak, iyi niyetli bir...
Devamını Oku
Tüm Yazıları