• Yazı Boyutu:
  • A+
  • A-
HABERTÜRK Gazetesi yazarlarının köşeleri, saat 14:00'den itibaren güncellenmektedir.
Nilay Örnek

Nilay Örnek

[javascript protected email address]

U2'nun beyni için, Belkıs Akkale'nin sesi Bono'dan daha seksi

06 Eylül 2010 Pazartesi, 11:12:44

Ne zaman dişçiye gidecek olsam dişimin ağrısı geçer. Beni cadı gibi gösteren saçım kuaföre gideceğim gün süper görünür.
Fişini attığım her ürünün değiştirilmesi gerekir! Bir kırmızı ışıkta durursan diğerlerinde de durursun; aradığın şeyi aramayı bıraktığın an bulursun... Bunlar birer “gündelik hayat teorisi”dir; üzerinde durulmadan geçilip gidilir.
Oysa bir adam var ki, tüm sıradanlıklar üzerine kurduğu fantezi fikirleri birer sanat eserine, proje ya da müzik türüne dönüştürebilir...
U2 ve daha pek çok grubun beyni, itici gücü Brian Eno (62), beşli paketler halinde piyasaya sürülen bir bisküviyi yerken, iki kişinin eşit olarak paylaşmak için bu bisküvilerden 2 paket alması gerektiği ile ilgili düşüncelere dalabilir ve buradan yol çıkarak hayal bile edemeyeceğiniz projelerle karşınıza çıkabilir.

MEMELİ, BABA, ŞÖHRET...
Tam adı “Brian Peter George St John le Baptiste de la Salle Eno” olan bu İngiliz’i (Allah’tan tam adını kullanmıyor!) tek bir iş ya da birkaç kelimeyle tanımlamak “imkânsız”!
Yayımladığı günlüğünde kendini “Memeli, baba, Avrupalı, heteroseksüel, sanatçı, oğul, kâşif, Anglosakson, 31’ci, aşçı, bahçıvan, koca, işveren, öğretmen, şarapsever, bisikletçi, otomobil kullanmayan, pragmatist, yapımcı, yazar” kelimeleriyle tanımlıyordu.
Kendine müzisyen bile demiyor. Ancak resim ve heykel okurken müziğe yöneldi; klavye çalarak girdiği Roxy Music‘te, grubun erken dönem müziğinin, yükseliş döneminin mimarlarındandı; gruptan ayrılıp kendi albümlerini yaptı. Ambient müziği yaratan kişi oldu.

ÇALIŞTIĞI İSİMLER LİSTESİ: 55 SAYFA
Hem müzisyen, hem de hayalperestlikle buluşturduğu dehasını çok iyi kullanabilen bir prodüktör olarak 300’ü aşkın ünlü isimle çalıştı.
U2’dan David Bowie’ye, James’ten Grace Jones’a, Coldplay’den Dido’ya, David Byrne’dan Peter Gabriel’e, Devo, Massive Attack, Genesis, Elvis Costello, Ultravox, INXS, Suede, Marianne Faithfull, Nico, Camel, Talking Heads‘e onlarca sanatçı ve grupla çalıştı.
Öyle ki, kendi sitesinde, çalıştığı isimlerin listesi bile 55 sayfa tutuyor. (Merak edenlere http://bit.ly/66YFw. Bu arada Eno buradan sorulara yanıt da veriyor; hem de “Bono’dan para alıyorum, size ücretsiz” diyerek!)

HER ŞEY ADAMI!
Nokia için telefon müziği yaptı; Microsoft 95’in açılış müziği de onundu. Bilgisayar oyunu Spore için; Trainspotting dahil pek çok film için müzik yaptı. 1975’te, Peter Schmidt ile birlikte, sonradan internet versiyonu bile çıkan (http://bit.ly/pr5aX) “Oblique Strategies” (Dolaylı Stratejiler) adlı bir kart dizi yayımladı; amaç 100 kartla sanatsal yaratım sürecinde tıkananlara birer cümlelik öneriler sunmaktı. The Observer Gazetesi’nde yazarlık yaptı, pek çok kitap yayınladı; sergiler açtı; üniversitede ders verdi.

“AKKALE’NİN SESİ ÇILGINA ÇEVİRİYOR”
O olmasa 90’ların popu icat edilmemiş olur, U2, “Achtung Baby” ile bir efsane olarak dönemez, The Orb gibi gruplar olamaz, James bu kadar iyi yolda gidemezdi.
Brian Eno, asla apolitik olmadı; iktidarlara, savaşa, Gazze’de yaşananlara itirazlarını her daim dile getirdi; bunu U2 ile müziğe de taşıdı.
Açıkçası U2 konseri öncesinde bir nebze olsun, Eno’nun da, Türkiye’ye gelebileceği umuduna kapıldım. Hakkında birkaç satır okuyayım derken, İngilizce kaynaklar arasında boğuldum.
Bir ara gözüm Arthur adlı bir dergide kendisiyle 2005 yılında yapılmış bir röportaja takıldı. Kendisine “Bugün favori şarkınız ne?” diye sorulan Brain Eno’nun yanıtı ilginçti:
“Tek bir yanıt veremem. Ama bir günümü balık havuzu kazarak geçirdim ve iPod’um tek şarkıya, Türk şarkıcı Belkıs Akkale’nin bir parçasına ayarlıydı. O benim dünyada duyduğum en erotik ses; beni kesinlikle çılgına çeviriyor. O şarkı söylerken kulaklarım neşeyle zıplıyor.“
Bono’nun hakkında “Hayranımla çalışamam. Eno hiçbir zaman hayranımız olmadı, bu yüzden bize çok şey kattı” dediği dehanın çok uzun süredir ismini bile anmadığımız Akkale‘ye dair bu sözleri sizce de hoş değil mi :)

Diğer Yazıları

Hayır kurumunun yardımın 'desenini' sevmeme hakkı var mı?

  • Yayın Tarihi: 02/05/11 11:17
  • [javascript protected email address]
HANİ dünyanın dört bir yanındaki toplumlarla yaşamışlığım yok ama yine de çok makul bir genelleme ile gireceğim;Türkler kadar "ikinci el"e küskün bir millet görmedim ben! Parasız pulsuz da olsa her şeyi ilk o kullanacak; 'aman' başkasının el sürdüğüne...
Devamını Oku

Uyutmayan 'masal'lar da var

  • Yayın Tarihi: 29/04/11 10:51
  • [javascript protected email address]
FRANSIZ filozof Georges Didi-Huberman, Sanat ve Arzu' seminerlerinde konuşmak üzere İstanbul'a geldi geçtiğimiz günlerde... Ayşegül Sönmez de Radikal için bir söyleşi yaptı onunla. Şöyle bir şey diyordu Didi-Huberman:'Bakın, en ilginç sanatçılar sanattan...
Devamını Oku

Ayıkken kafası güzel gibi konuşan adamlar

  • Yayın Tarihi: 27/04/11 11:42
  • [javascript protected email address]
GAZETEDE, dergide değil sürekli sanal âlemde görüyordum onları.Bir Turgut Uyar şiirinden geliyordu adları; Büyük Ev Ablukada...Sonra bir arkadaşım "Bartu Küçükçağlayan var ya... Hani Çoğunlukla 'En İyi Erkek Oyuncu' dalında Altın Portakal alan çocuk......
Devamını Oku

'Cocooning' trendi bize gelir mi?

  • Yayın Tarihi: 25/04/11 11:29
  • [javascript protected email address]
"Çok senlik bir şehir gibi değil" dedi arkadaşım; "Roma'ya benzeyeceğinidüşünüyorsan hayalkırıklığına uğrarsın. Milano İtalya'nın pek çok yerine göre çokdaha düz bir yer, hatta 3. gününde sıkılırsın ama Tasarım Fuarı döneminde çokşenlikli oluyor".Önceki...
Devamını Oku

Bir festival 40 gün sürer mi?

  • Yayın Tarihi: 22/04/11 11:03
  • [javascript protected email address]
BAZI insanlar vardır; çok neşeli ve iyi de görünseler iki cümlelerinden çok çalıştıkları, yoruldukları anlaşılır. Çıkan ürüne öyle bir emek harcamışlar, öyle yorulmuşlardır ki biraz fazla savunmacı hale gelirler; işleriyle ilgili en ufak, iyi niyetli bir...
Devamını Oku
Tüm Yazıları