• Yazı Boyutu:
  • A+
  • A-
HABERTÜRK Gazetesi yazarlarının köşeleri, saat 14:00'den itibaren güncellenmektedir.
Damla Çeliktaban

Damla Çeliktaban

[javascript protected email address]

Annem, oğlum ve ben

07 Mayıs 2011 Cumartesi, 12:09:12

Başıma geldiğinde anlamamıştım. Ergendim. Dünyaya isyan etmekle öyle meşguldüm, sebep sonuç ilişkilerinden öyle bihaberdim ki... Şaka gibi gelmişti ilk başta. Gözümü açtığımda kaybolacak kâbus gibi gelmişti... Açtım gözümü. Yüzüme sular çarptım. Koluma çimdik attım. Değişmedi.
Kırıldı çocukluğum.
Sonra kızdım. Herkese. Her şeye. En çok da ona. Beni bırakıp gittiği için ona çok kızdım. Ne hakkı vardı. Hep yanımda olacaktı hani? Sabahları her kalktığımda onunla konuşacaktım ilk önce; "Bugün ne giysem?" diye deneyip deneyip gösterecektim. Daha çok deniz kıyıları vardı görmediğimiz; daha çok tiyatro oyunları... Kavgalar edecektik hani; sonunda barışacağımızdan emin olduğumuz. Sarmaş dolaş seyredeceğimiz filmler vardı... Her sene mart ayında balkona serip gazete kağıtlarını, çiçeklerimizin topraklarını havalandıracak, saksılarını değiştirecektik...
Onun sevdiği adamı severek başlamıştım hayata... Sonra başka adamları da sevecektim. Kimileri hak edecekti bu sevgiyi kimileri etmeyecekti. O bilecekti hep. Hangisi bana göredir, hangisi değildir, ilk gördüğü anda sezecekti... Ayrılık acısı içimi kavurduğunda onun kucağına koyacaktım başımı; saçımı okşayacaktı. "Aşk güzeldir" diyecekti. "Ayrılık da sevdaya dahildir" diyecekti... Avutacaktı beni. Dudağının kenarında mahzun bir gülüş olacaktı. Onun kollarında büyüyecektim. Alışacaktım hayata, aşka, acıya...
Çay içecektik güneşli öğleden sonralarında. Hayallerimi kurup kurup eline verecektim; o da süsleyecekti dualarıyla... Benden daha çok isteyecekti güzel bir hayatım olmasını... Oğlum olacağını öğrendiğimde ona koşacaktım ilk. İlk onun kucağına verecektim önce ben kokladıktan sonra...
Gitmeseydi.
Şimdi aklımda kalan, sarıya yakın yeşil gözlerde daha sonra kimsede göremediğim bir bakış. Yumuşak teniyle hayal meyal bir dokunuş, bir kelimeyi söylerken sesinin tonu, yüzünü aydınlatan içten bir gülüş ve sonrasında bir türlü dolmak bilmeyen koca bir boşluk...
Annesiz geçen 16. Anneler Günü'm bu benim. Oğlumla geçecek ilk Anneler Günü'm.
Doğum günlerini sevmem, bayramlardan kaçarım, yılbaşından korkarım fena halde... Anneler Günü'nde ise yapayalnız hisseder(d)im kendimi... Şimdi oğlum var. Keşke annem görebilseydi onu.

Diğer Yazıları

Durmak ya da köşedeki çiçekçi

  • Yayın Tarihi: 26/05/12 11:36
  • [javascript protected email address]
Bizim sokağın caddeyle birleştiği köşede bir çiçekçi durur. Şehrin diğer birçok sokağında da olduğu gibi... Yaz kış dizer çiçeklerini iki basamaklı platforma, bekler başlarında. Çiçekler nasıl mevsimlere göre değişirse çiçekçi de değişir onlarla...
Devamını Oku

Gerçek kahraman

  • Yayın Tarihi: 19/05/12 10:19
  • [javascript protected email address]
Kızıl çillerin arasında parlayan yeşil gözler, hafif kemerli bir burun, ince dudaklar, yüzünü çevreleyen kızıl kumral dalgalı saçlar; çocuksu, güvenilir, tanıdık bir ifade. Erkekten çok delikanlıya, milyarderden çok yan komşunun "Biraz garip bir çocuk"...
Devamını Oku

Kadının yüksek topukla imtihanı

  • Yayın Tarihi: 12/05/12 12:39
  • [javascript protected email address]
Bazı kadınlar topuklu ayakkabılarla koşabilir; bazıları üç adım bile yürüyemez. Bir Alman atasözü "Kıyafetleri adamı adam yapar" der. Pek isabetli bir tanım, velhasıl giysileri insanın sadece dışarıdan nasıl göründüğünü değil; üstündeyken kendini nasıl...
Devamını Oku

Ebeler, kadınlar ve diğer hayalperest insanlar

  • Yayın Tarihi: 05/05/12 10:40
  • [javascript protected email address]
Ebe demek kadın demek; ebe demek doğum demek, bebek demek... miş... Eskiden. Doğumlar şiddetle medikalize olmadan; akışı tabiata bırakmanın yerini kontrol fetişinin aldığı bir garip jinekoloji anlayışı yer etmeden önceki zamanlarda. Bu paradigma...
Devamını Oku

İnsan faktörü

  • Yayın Tarihi: 28/04/12 11:14
  • [javascript protected email address]
İstanbul Atatürk Havalimanı'nda yaşanan keşmekeş yakın zamanların en popüler şikâyet konularından biri. Geçen hafta sonu biz de bu keşmekeşten payımıza düşeni aldık. Sabah 7'de kalkacak uçak için saat 6'da check-in sırasına girdik. İğne atsan yere düşmez...
Devamını Oku
Tüm Yazıları