• Yazı Boyutu:
  • A+
  • A-
HABERTÜRK Gazetesi yazarlarının köşeleri, saat 14:00'den itibaren güncellenmektedir.
Damla Çeliktaban

Damla Çeliktaban

[javascript protected email address]

Sütü bozuk diyar

21 Ocak 2012 Cumartesi, 13:07:37

Süt. Kadın, erkek, çoluk, çocuk, hamile, genç, yaşlı herkese önerilen....
  Sıcak, soğuk, ılık, kakaolu, ballı fark etmez, “yeter ki için” denen.... Yoğurdu, peyniri, muhallebisi, kaymağı, tereyağıyla her daim soframızda.... Süt, ekmekten sonra en çok tüketilen gıda maddelerinden biri. Maalesef hayatın alengirli konularından biri haline geldi....
  Bu hafta Tarım Bakanımızın da ağzından kaçırdığı üzere, birtakım sütlerde antibiyotik kalıntılarına rastlandı. Bu kalıntılar insan sağlığına son derece zararlı. Peki senelerce “Süt için” diye büyütülen bizler ne yapacağız? Hadi bizi geçin, kocaman insanlarız içmeyiz sütü olur biter; bebeklerimize ne içireceğiz? Bırakın antibiyotik kalıntılarını, püripak olsa bile gerçek süt içmek mümkün mü ki?

Bu konuya biraz kafayı takıp araştırırsanız göreceksinizki sütü uzun süre dayanabilir hale getirmek için UHT diye bir teknik var: Ultra yüksek ısı. UHT işlemi sütü 140-150 dereceye çıkana dek ısıtmak ve bu ısıya kadar çıkarabilmek için bir yandan da ciddi bir basınç uygulanması demek. Buna da homojenizasyon deniyor. Bu uygulama, sütün içindeki yağ dahil tüm parçacıkları küçültüp dağıtıyor ve bağırsaklarımız tarafından emilmeye daha da müsait hale geliyor. Buna ineğin maruz kaldığı hormonlar, ilaçlar, yediği besinden sütüne aktardığı her türlü madde de dahil.
  (Üstüne üstlük 2010 sonbaharında çıkan bir karara göre, süt ve süt ürünlerine melaminli süt tozu katmaya izin verilmişti. Melamin petrol türevi bir madde.)
  Peki ya çiğ süt? Nerede bulunur, kim üretir, sağlıklı mıdır, denetimi var mı? AB ülkelerinin çoğunda isteyenin anında çiğ süte ulaşabileceği çeşmeler bile var... Bizde neden yok; süt neden tu kaka?

Ben artık ne yiyip ne içeceğimi, oğlana ne yedireceğimi şaşırdım. Ama bu konunun peşine düşeceğim... Biraz bekleyin.

Meltem yerine Sibel

O taraklarda bezim yok biliyorsunuz; magazine, ünlülere, “kim kiminle, nerede, ne yapmış, ne giymiş”lere takılmam pek. Ya da ara sıra takılırım. Bu hafta Altın Küre’de (Madonna’dan sonra) konuşma yapan Meltem Cumbul hakkında herkes her şeyi söyledi ya; ben de eksik kalmamak istedim. Her şeyi bir yana bırakalım, son yıllarda uluslararası bir platformda yer almasını gönülden destekleyeceğim yegâne oyuncu Sibel Kekilli. Duvara Karşı, Ayrılık, son olarak da Game of Thrones’la 3 tane unutulmaz yapımda rol almış oldu. Hepsi uluslararası... (Tek sıkıntı Sibel’in Türk vatandaşı olmaması. Ama o kadar kusur kadı kızında da olur.) Peki Meltem Cumbul hangi filmde oynamıştı?

Diğer Yazıları

Durmak ya da köşedeki çiçekçi

  • Yayın Tarihi: 26/05/12 11:36
  • [javascript protected email address]
Bizim sokağın caddeyle birleştiği köşede bir çiçekçi durur. Şehrin diğer birçok sokağında da olduğu gibi... Yaz kış dizer çiçeklerini iki basamaklı platforma, bekler başlarında. Çiçekler nasıl mevsimlere göre değişirse çiçekçi de değişir onlarla...
Devamını Oku

Gerçek kahraman

  • Yayın Tarihi: 19/05/12 10:19
  • [javascript protected email address]
Kızıl çillerin arasında parlayan yeşil gözler, hafif kemerli bir burun, ince dudaklar, yüzünü çevreleyen kızıl kumral dalgalı saçlar; çocuksu, güvenilir, tanıdık bir ifade. Erkekten çok delikanlıya, milyarderden çok yan komşunun "Biraz garip bir çocuk"...
Devamını Oku

Kadının yüksek topukla imtihanı

  • Yayın Tarihi: 12/05/12 12:39
  • [javascript protected email address]
Bazı kadınlar topuklu ayakkabılarla koşabilir; bazıları üç adım bile yürüyemez. Bir Alman atasözü "Kıyafetleri adamı adam yapar" der. Pek isabetli bir tanım, velhasıl giysileri insanın sadece dışarıdan nasıl göründüğünü değil; üstündeyken kendini nasıl...
Devamını Oku

Ebeler, kadınlar ve diğer hayalperest insanlar

  • Yayın Tarihi: 05/05/12 10:40
  • [javascript protected email address]
Ebe demek kadın demek; ebe demek doğum demek, bebek demek... miş... Eskiden. Doğumlar şiddetle medikalize olmadan; akışı tabiata bırakmanın yerini kontrol fetişinin aldığı bir garip jinekoloji anlayışı yer etmeden önceki zamanlarda. Bu paradigma...
Devamını Oku

İnsan faktörü

  • Yayın Tarihi: 28/04/12 11:14
  • [javascript protected email address]
İstanbul Atatürk Havalimanı'nda yaşanan keşmekeş yakın zamanların en popüler şikâyet konularından biri. Geçen hafta sonu biz de bu keşmekeşten payımıza düşeni aldık. Sabah 7'de kalkacak uçak için saat 6'da check-in sırasına girdik. İğne atsan yere düşmez...
Devamını Oku
Tüm Yazıları