Habertürk
    Takipte Kalın!
      Günlük gelişmeleri takip edebilmek için habertürk uygulamasını indirin

        İstanbul Atatürk Havalimanı'nda yaşanan keşmekeş yakın zamanların en popüler şikâyet konularından biri. Geçen hafta sonu biz de bu keşmekeşten payımıza düşeni aldık. Sabah 7'de kalkacak uçak için saat 6'da check-in sırasına girdik. İğne atsan yere düşmez kalabalığa rağmen pek az kontuar açıktı. Uçağın kalkış saati yaklaşınca bir görevli bizi "Siz şuradan gelin" diye başka bir sıraya soktu. O kontuardaki THY görevlisi kalabalıktan kendinden geçmiş olacak ki bir türlü işlemleri yapamadı ve saat 6.30'u gösterdiğinde uçağa kabulün bittiğini söyledi. Önce şaka zannettim; çevremde neredeyse 15 kişi yarım saattir check-in yaptırmaya çalışıyorduk. Artık yapabileceği hiçbir şey olmadığını söyleyen THY görevlisi bizi geç kalmış olmakla suçladı; gerçekten uçmak istesek bir gün önceden online check-in yaparmışız ona göre... "Pes"ten başka diyecek bir şey bulamadım.

        Elimde çocuk ve bavullar, daha yetkili birini arayıp durdum. En sonunda süpervizörü bulduğumda; o da bana hiçbir şey yapamayacağını yineleyip durdu. Kızgın ve şaşkın bir o tarafa bir bu tarafa giderken süpervizör geri kalan 13 kişinin uçağa gittiğini bir tek benim ve ailemin dışarıda kaldığımızı söyledi. Sonuç olarak uçağa binemedik.

        Bana kalırsa ne lodos ne başka bir doğa olayı işini sevmeyen insanların, "yapılacak hiçbir şey yok" ezberinden daha fazla zarar veremez bir sisteme. Yapılacak bir şey olmasa da, gerçekten ciddi bir kriz durumu olsa da parasını ödediğim bir hizmet karşılığında görevliden beş karış surat, azar yerine empati ve açıklama bekliyorum. Uçağa binemeyişimin sebebini ise kötü niyetle karışık beceriksizlik olarak algılıyorum.

        Kavılca ve Zeyrek Rio yolunda

        20-22 Haziran'da "Rio+20" diye de bilinen Birleşmiş Milletler Sürdürülebilir Kalkınma Zirvesi toplanıyor. Brezilya'nın Rio de Janeiro kentinde gerçekleşecek toplantıya Türkiye'den katılacak projeler arasında en çok puanı Kavılca, Zeyrek ve kırmızı buğday gibi kaybolmaya yüz tutan geleneksel tohumlara yeniden hayat verenler aldı. Kars yöresine özgü bu tohumların yeniden üretilmesine; bölge halkının tohumlar, organik tarım ve sürdürülebilirlik konusunda eğitilmesine önayak olan projenin yürütücüsü Beti Minkin'le haftaya konuşacağız.

        Ormandan gelen kadın Feriköy'de

        Bugün Feriköy Ekolojik Pazarı'nda Yeryüzü ile Konuşma kitabının editörü Ayşe Dirikman Kalıpçı ile bir söyleşi var. Ayşe ve eşi senelerdir ormanın ortasındaki elektriksiz evlerinde yüzde 100 ekolojik bir hayat sürüyor. Okuyan-Us yayınlarının organize ettiği Flora sohbetlerinin ilkine yeryüzüne sadece çevre değil de yuva gözüyle bakan herkesin yanı sıra bu şahane kadınla tanışmak isteyenlerin de gitmesi tavsiye edilir.

        Diğer Yazılar