Habertürk
    Takipte Kalın!
      Günlük gelişmeleri takip edebilmek için habertürk uygulamasını indirin

        Bazı kadınlar topuklu ayakkabılarla koşabilir; bazıları üç adım bile yürüyemez. Bir Alman atasözü “Kıyafetleri adamı adam yapar” der. Pek isabetli bir tanım, velhasıl giysileri insanın sadece dışarıdan nasıl göründüğünü değil; üstündeyken kendini nasıl hissettiğini de etkiler.

        Bu hafta katıldığım bir toplantıya pek severek aldığım topuklu ayakkabımla gidip çıplak ayak çıktıktan sonra, yüksek topuklar üzerine kafa yorarken buldum kendimi. Ve önceden de bildiğim bir sonucaula ştım: Yüksek topuk giymek her yiğidin harcı değil. Görüntüsü güzel, giymesi eziyetli bu giysinin tarihi de bunu kanıtlıyor.

        MÖ 3500 yıllarında Mısır’lı kasaplar ayaklarına kan bulaşmasın diye yüksek topuklu ayakkabı giymişler. Fakirler çıplak ayak gezdikleri için ayakkabı giymek yüksek sosyal tabakaya ait olma sembolüymüş. Eski Yunan ve Roma’da mantar ya da tahtadan yapılmış yüksek topuk kullanılırmış. O zamanlarda amaç hoş görüntüden çok sokaklardaki çamur ve çöpe bulaşmamakmış. Anadolu’da kullanılan hamam takunyalarının da topuklu ayakkabı kültürüne ciddi bir katkısı var. Henüz Avrupa’da çok fazla yaygınlaşmamışken, yükseklikleri 27 cm’i bulan takunyalar, Osmanlı kadınları tarafından hamamlarda ayaklarını sıcaktan ve sudan korumak amacıyla kullanılmış. 15. yüzyılda İtalya’da kortizanların kostümlerinin bir parçası olan yüksek topuk, 17. yüzyıl Avrupa’sında hem kadınlar hem erkekler hem de çocuklar tarafından toplumsal ayrıcalık işareti olarak giyilmiş. 1700’lerde Fransa tahtında hüküm süren 14. Louis’nin konsey mensuplarının ayakkabıları hem topuklu hem de kırmızı tabanlıymış. Fransız aristokrasisinin bu geleneğinin 21. yüzyılda kaymak tabaka kadınlarının çuvalla para ödediği markalar tarafından sürdürülmesi tesadüf değil yani. MÖ 3500’de başlayan bu sevda yalnızca 18. yüzyıl Fransız Devrimi sırasında bir süreliğine sekteye uğramış. Dönemin eşitlikçi ruhuna uygun olarak herkes düztabanlı ayakkabılar giymiş. 50 yıl süren bu sektenin sonunda topuklar sadece kadınlar tarafından kullanılarak günümüze kadar gelmek üzere geri dönmüşler.

        Estetik açıdan vazgeçilmez pratik açıdan katlanılmaz olan yüksek topuklar, sebep oldukları onca ağrıya rağmen varlıklarını sürdürecekler zira tarih boyunca lüksü, seksapeli ve gücü, yani insanın her daim sahip olmak istediklerini simgelemişler.

        Canlı kitaplar İTÜ’de

        Bazı konuları öğrenmek için sayfalarca kitap okumak gerekir. Araştırmak, not almak, daha çok okumak... Bazı konuları öğrenmek için konuyu bilen birileriyle konuşmak gerekir. İşte bu birilerine “Canlı kitap” da denebilir. Daha önce Avrupa ve Kanada’daki kütüphanelerde uygulandığını duyduğum canlı kitapla sohbetlerin bizde de başlaması çok heyecan verici. İlk oturum 10-11 Mayıs’ta İTÜ Ayazağa Kampusu’nda yapıldı. Hubyar Sultan Alevi Kültür Derneği Başkanı Ali Kenanoğlu Alevilik konusunda canlı kitap oldu. Bundan sonraki canlı kitap sohbeti için hazır olun, buradan duyuracağım...

        Diğer Yazılar