Birinci yaş günü meselesi
Kişisel araştırmam sonucu öğrendim ki bir çocuğun hayatındaki en önemli günlerinden birisi ilk doğum günüymüş. Bugünkü yazım malum günün organizasyonu, çeşitleri ve modası üzerine...
Şu an aramızdan bazıları doğum günlerini oldukça önemserken bazıları, artık pek gerekli bir gün olmadığını düşünüyor olabilir. Yaşla birlikte, konu üzerine farklı düşünceler belirmiş olması mümkün ancak malum günle ilgili hepimizin ortak bir anısı var; ilk doğum günlerimiz o veya bu şekilde mutlaka kutlandı. İkinci veya üçüncüler, yirminci ya da kırkıncılar için genel geçer bir yargıda bulunamayacağım fakat kişisel gözlemlerime dayanarak her bebeğin ilk doğum gününün mutlaka kutlandığını söyleyebilirim. Şu an gündemimde bir “ilk doğum günü partisi” olduğu için ufak çaplı bir araştırma yaptım. Meğerse bu birinci doğum günü meselesi epey kapsamlı bir organizasyonmuş. Kendine has özel bir sektörü, çeşitleri, modaları ve hatta yerlisi yabancısı mevcutmuş. Gördüklerim karşısında sanırım ben de bir yaşıma daha girdim.
Her türlü plaket ve ödül kabul edilir
Konuyla ilgili ne kadar kaynak varsa cümleye, “Birinci yaş günü partisi, bir çocuğun hayatındaki en önemli günlerden birisidir” diye başlıyor. Devamında “Bugün sadece çocuğun değil, annenin de en özel günüdür” diyor. Her iki kısma da kesinlikle katılıyorum. Hatta ikinci kısmı yürekten destekleyerek partilerin sonunda anneler için özel bir ödül töreni düzenlense yeridir diye düşünüyorum. Çocuğu olmayanlar buna pek anlam veremez biliyorum fakat bir bayanın her gün, her dakika ve her saniye hayatının en zor sınavını vermekle yükümlü olduğu, soruların daima çalışmadığı yerlerden çıktığı, hiçbirini boş bırakma şansı olmadığı ve her yanlışın her doğruyu götürdüğü bir yıl geride kaldı. Anne, bu yıla kadar hiçbir zaman bu denli hızlandırılmış bir kur biçiminde olgunlaşmadı. Sabrının sınırlarının da kalbinin sevme kapasitesinin de uçsuz bucaksız olduğundan haberdar değildi. Annede bu iklim değişiklikleri meydana gelirken bebek de boş durmadı. Bir çoğu gözü kapalı doğmuşken zamanla bir açıkgöz oldu ki sormayın gitsin! Kafasını dik tutamazken bir yılın sonunda annesine kafa tutmaya başladı. Bir yanından ötekine dönemezken kendini önce otururken, sonra emeklerken, derken koşarken, bir bakmışsın zıplarken buldu. Sadece anne değil o da hayatının en önemli sınavını verdi; annenin karnını şişiren top gibi bir şeyken, birey oldu çıktı. Özetle bu yıl kutlanmasın da hangi yıl kutlansın!
Bildiğiniz gibi değil-miş-
Normal şartlarda doğum günü dediğimiz organizasyon; davetliler, gönüllerden koparsa, yarım elma gönül alma hediyeler ve bir pastadan ibarettir. En azından ibaretti ya da biz bu yaşımıza kadar bunu böyle bildik. Fakat değilmiş; ilk doğum günü apayrı bir şeymiş. İşe önce internete malum konu başlığını yazarak başladım. Çıkan sonuçlarda kimlerin çağrılması gerektiğinden tutun da saat kaçta yapılması gerektiğine kadar yazıyordu. En önemli başlık süsleme olarak ayrılmıştı. Elbette süsleme kısmının altı çizilecek ki bazıları ticaret yapacak farkındayım ama süslemeler bildiğiniz gibi değil. İşin içine son moda çizgi karakterlerden tutun da yılın moda renklerine kadar pek çok detay girmiş.
Diyelim ki temayı seçtik ve Pamuk Prenses’te karar kıldık. Çatal bıçaktan tabaklara, balonlardan tavandan sarkan süslere, konfetilerden masa örtülerine kadar her yerde Pamuk Prenses’in silüeti oluyor. Bununla da bitmiyor, son moda doğum günü partilerinde palyaço, animatörler, özel oyun ve oyuncaklar da organizasyonun olmazsa olmazları arasında kabul ediliyor. Hatta birkaç sitede “acil palyaço” ya da “Sindirella kostümlü kiralık animatör, süre 2 saat” gibi başlıklar gördüğümü de söylemek istiyorum. Merak ediyorum, mesela Sindirella çocukları tam oynatırken iki saat dolunca koşa koşa kaçıyor mu acaba? Ya da çocukları üzmemek için kalırsa Külkedisi’ne dönüşüyor mu? Anneler tam artık, ‘Çocuk büyüdü, bundan sonra rahat bir nefes alırız’ dediği sırada düğün organizasyonuna yakın bir doğum günü ellerinden öpüyor. Anneliğin, dünyaya gelmenin ve dünyaya getirmenin ilk yılı kutlu olsun!