Habertürk
    Takipte Kalın!
      Günlük gelişmeleri takip edebilmek için habertürk uygulamasını indirin

        Ergenlik çağında ünlü birine hayran olmak ya da idol bellemek aslında eski bir alışkanlık. İdollerin reşit olmaması ise aramıza oldukça yeni eklenen bir huy...

        Ortaokul ve lisedeyken adettendi; bilhassa kızlar, mutlaka birer aktör ya da sanatçıya hayranlık besler, posterinden edinir, odasına asar, hayallerini süsler, olmayacağını bile bile platonik bir aşk içerisine bile girerdi. Bana o yaşta bile son derece saçma gelse de, diğer herkes için gayet normal bir davranıştı.

        Mesela ben hazırlıktayken, Titanik filmi gösterime girmişti. Ve sanıyorum istisnasız bütün hemcinslerim Leonardo DiCaprio’nun posterinden, t-shirt’-ünden, kaleminden, parfümünden hatta oynadığı filmlerin müzik cd’lerinden satın almış ve ileride bir gün, kendilerini, onunla evlenmiş olarak düşlemişlerdi. Nerede tanışmayı planlıyorlardı bilemiyorum. Titanik’te deseniz, battı, Hollywood’da deseniz uzak bir ihtimal, Kate Winslet’la arkadaşlık kurup Leonardo’ya yaklaşacaklar deseniz o da pek mümkün görünmüyor ama ergenlik işte, olmayacak hayaller itinayla kurulur, aynı itinayla uzun bir süre peşinden gidilir.

        Üstelik bu hayranlık besleme durumu sadece karşı cinse değildi, hemcinsler de pek tabii idol kabul edilip, takip ediliyordu. Üzerinden zaman geçince net hatırlayamıyorum; acaba neye göre idol seçiyor, kimlere hangi özelliğinden dolayı hayranlık duyuyorduk? Peki yeni nesil ne yapıyor, poster asma eğilimi hala devam ediyor mu?

        Hayranlıkla kıskançlık

        bir arada

        Son birkaç yıldır Justin Bieber ismini çok sık duyuyoruz. Kendisi Amerikalı bir şarkıcı. 1994 doğumlu, yani basit bir hesapla 18 yaşında. Son birkaç yıldır diye ucunu açık bırakmayayım, net olarak tam 4 yıldır duyuyoruz. Çünkü küçük beyin dünya çapında tanınması, kendisi 14 yaşında iken gerçekleşti. Kendi kendine bilimum müzik enstrümanlarını çalmayı öğrenmiş, süper bir sese sahip, Youtube’un şöhret kapısını aralama fonksiyonundan istifade etmiş, yetenekli bir genç. Ödül gecelerinde nazar değmesin diye birkaç ödülü başkalarına bırakıp diğerlerinin hepsini, kapıya yanaştırdığını kamyonuna yüklüyor ve başka bir şehirde diğer bir ödül törenine gitmek üzere yola çıkıyor diyebiliriz.

        Tahmin edersiniz ki, genç kızlar kendisine bayılıyor. Çünkü birincisi eli yüzü düzgün, ikincisi yetenekli, üçüncüsü hitap ettiği yaş grubunun hayallerini süsleyen ünlü şarkıcı profiline uyuyor, dördüncüsü yaşamına büyük ölçüde gıpta ediliyor. Justin’in bir de kız arkadaşı var. Adı Selena Gomez. Ondan iyi olmasın epey yetenekli bir şarkıcı, oyuncu ve model. İkisi bir araya gelince, görenler, en az hayranlık kadar kıskançlık duygularına da muhtemelen engel olamıyor. Çünkü yaşıtları, tıpış tıpış okuluna gidip, üniversite sınavına hazırlanıp, cep harçlığıyla geçinip, günde en az 5 defa ebeveynlerine “ben artık çocuk değilim” demek ile meşgulken, onlar sevdikleri işi yapıyor, gününü gün ediyor, para kazanıyor, geziyor ve bir yandan büyüyor. Haa tabii bu arada büyük ihtimalle konsere gitmek için anne ve babalarından izin almıyor.

        Reşit olmamış dünya yıldızları

        Aslında hayal mayal hatırlamaya başladım; sanırım idollerimizin önce fiziksel özelliklerinden etkileniyor, sonra yaptığı işlere gıpta ediyor daha sonra ise kendimize örnek alıyorduk. Tamam ama biz bunu yaparken idollerimiz genelde reşit olurdu. 14 yaşında ünlü olmak ya da dünya çapında tanınmak da neyin nesi? Tamam zaman değişiyor itirazımız yok ama posterini duvarımıza asacağımız kişi biraz rüşdünü ispat etmiş olsa fena olmaz mı?

        Anlayacağınız yeni neslin idollerinin yaşı da, başı da, kendine idol seçme kriteri de bizlerden oldukça farklı. Kendi adıma konuşmam gerekirse, bir yandan ünlü olma yaşının düşmesinden dolayı ileriye dönük endişe duyuyorum, diğer yandan insanın küçücük yaşta yeteneklerinin ve hayallerinin peşinde gidip başarılı olmasını takdir etmekten kendimi alamıyorum.

        Diğer Yazılar