Habertürk
    Takipte Kalın!
      Günlük gelişmeleri takip edebilmek için habertürk uygulamasını indirin

        Bu ifadeler Sayın Bülent Arınç’a ait...

        “Nedim Şener’i takdirle izlerdim. Mütevazı, ahlaklı ve dürüst biridir.

        Hapisten ilk çıktığında onu gördüğümde açıkçası çok üzüldüm. Çok ama çok zayıflamıştı. Kolay değil. Tam 375 gün hem moral olarak sağlıklı olacaksınız, hem de kabullenemediğimiz bir sürece katlanacaksınız. Nedim’e, telefonda sesini duyup “Geçmiş Olsun” demek istedim. Eşine ve çocuğuna kavuştuğu için duyduğum mutluluğu da ifade ettim. Hatta, “İnşallah bir hastalığın yoktur” diye de sordum. İyi olduğunu söyledi ve bana en başından beri, yaptığım açıklamalardan dolayı duyduğu mutluluğu dile getirdi. “Ne kadar vicdanlı olduğunuzu biliyorum. Size olan güvenim başından beri hiç kaybolmadı” dedi. Şimdi suç vasfının değişmesi konuşuluyor. Bu çok önemli bir gelişme. En başından beri uzun tutukluluk sürelerine ve oluşan mağduriyetlere karşı olduğumu her platformda dile getirdim. Nedim Şener’i tekrar aramızda görmek güzel.”

        Sayın Başbakan da “Bülent Arınç ne diyorsa... odur” diyerek Bülent Arınç’ ın sözlerine katıldığını ve referans alınabileceğini evvelce çeşitli vesilelerle açıklamıştı.

        Cumhurbaşkanı Sayın Abdullah Gül de, her yıl Meclis açılışında, tutukluluk sürelerinin çok uzun olduğunu ifade etmekle yetinmemiş, yıllar içinde bu görüş ve duygularını seslendirmeye devam etmiştir. Son olarak 15 Mart günü Nedim Şener, Ahmet Şık ve arkadaşlarının tahliyesi için de, “Karar bizi memnun etmiştir. Bu karar Türkiye’ nin imajına katkı sağlamıştır” diyerek hukukta bir zihniyet değişikliğine işaret etmiş, görüşünü açık ve net olarak bildirmiştir.

        Bu dört tahliye, yurdun büyük bölümünde bayram havası yaratmakla kalmamış, Avrupa Birliği’nde de olumlu etki yapmış, batıda ve Amerika basınında geniş ve olumlu yankılara sebebiyet vermiştir.

        Nedim Şener, Ahmet Şık ve arkadaşlarının davasına bakan mahkeme, kararında “Suç vasfının değişmesi” ihtimalini tahliye kararına esas dayanak olarak almıştır.

        Her ne kadar “sanıkların içerde yattıkları süreye de işaret etmiş ise de, (ki bu süre 375 gündür) unutulmasın ki, milletvekili seçilmiş olmasına rağmen Mustafa Balbay, bugünkü tarihle 1110 (bin yüz on) günden beri tutukludur. Demek ki tutukluluk süresi esas kıstas değildir.

        SUÇ VASFININ DEĞİŞME İHTİMALİ NEDİR

        Esas konu budur. Hukukçu olmayan okurlarıma herkesin anlayacağı dil ile anlatmaya çalışacağım.

        12 Nisan 1991 yılında çıkarılmış 3713 sayılı Terörle Mücadele Kanunu vardır. Bu kanunun birçok maddeleri değiştirilmiş ve yürürlükten kaldırılmış olmasına rağmen, 15.07.2003 tarihinde değiştirilmiş son şekli ile birinci maddesi şudur:

        TERÖR SUÇLUSU

        MADDE 1 - (Değişik 1. fıkra: 4928 - 15.7.2003 / m.20) Terör; cebir ve şiddet kullanarak; baskı, korkutma, yıldırma, sindirme veya tehdit yöntemlerinden biriyle, Anayasada belirtilen Cumhuriyetin niteliklerini, siyasi, hukuki, sosyal, laik, ekonomik düzeni değiştirmek, devletin ülkesi ve milletiyle bölünmez bütünlüğünü bozmak, Türk devletinin ve cumhuriyetin varlığını tehlikeye düşürmek, devlet otoritesini zaafa uğratmak veya yıkmak veya ele geçirmek, temel hak ve hürriyetleri yok etmek, devletin iç ve dış güvenliğini, kamu düzenini veya genel sağlığı bozmak amacıyla bir örgüte mensup kişi veya kişiler tarafından girişilecek her türlü suç teşkil eden eylemlerdir.

        MADDE 2 - Birinci maddede belirlenen amaçlara ulaşmak için meydana getirilmiş örgütlerin mensubu olup da, bu amaçlar doğrultusunda diğerleri ile beraber veya tek başına suç işleyen veya amaçlanan suçu işlemese dahi örgütlerin mensubu olan kişi terör suçlusudur.

        Terör örgütüne mensup olmasa dahi örgüt adına suç işleyenler de terör suçlusu sayılır ve örgüt mensupları gibi cezalandırılırlar.

        Cumhuriyet savcılarını ve hakimleri zorda bırakan madde, bu ikinci maddedir.

        Terör örgütü üyeliği varsayımı...

        Mesela, gösteri yürüyüşü yapmak, yumurta atmak, kitap yazmak (bu ister basılmış olsun, ister Ahmet Şık’ın yazıp basılmamış kitabı gibi) pankart asmak vs. gibi eylemler...

        İşte bu madde de, yargının hızlandırılması olarak bilinen tasarı ile değiştiriliyor. “Suç vasfının değiştirilmesi ihtimali” budur.

        İstanbul Ağır Ceza Mahkemesi yerinde bir öngörü ile Meclise sunulduğu ya da sunulacağı bilinen bu tasarıya dayanarak tahliyeleri yapmış ve büyük takdir toplamıştır.

        Bendeniz, kanun çıktıktan sonra önümüzdeki nisan ve mayıs aylarında tahliyelerin artabileceğini düşünüyor, ümit ediyor ve Mustafa Balbay’ın temmuzda yapılacak CHP Büyük Kurultayına katılacağına yönelik dileğine yürekten katılıyor ve “Hayırlı olsun” diyorum.

        Diğer Yazılar