Habertürk
    Takipte Kalın!
      Günlük gelişmeleri takip edebilmek için habertürk uygulamasını indirin

        Türkiye’nin en önemli problemi eğitim konusu yeniden masaya yatırıldı. 10 yıllık AKP hükümetinde görev yapan dört ayrı bakanın her biri farklı bir politika izlemiş, sonuçta içinden çıkılmaz bir düzen kurmaya çalışmışlardır.

        Bugün anaokullarından başlayarak eğitim sistemimizin röntgenini çekmeye çalışacağız.

        OKUL ÖNCESİ EĞİTİMDE DURUM

        Anaokulu yakınlarında bir evde oturuyorum. Zaman zaman merakımı gidermek için uğrarım. Geniş bahçesinde çeşitli oyuncaklarla oynayan çocukların çığlıkları, bağırışları dikkatimi çeker ve bana bu sesler, bülbül sesleri gibi gelir.

        Bu okulda 3-6 yaş arası çocuklar varmış...

        Burada kendilerine, “okuma-yazma” hariç her şey öğretiliyormuş. Okulda, çalışanların tamamı kadın. Öğretmenler, üniversiteden “okul öncesi eğitimi” almış deneyimli kişiler. Bir gün bu okuldan içeri girdim. Müdürü ile konuştum. Beni iyi karşıladılar.

        20 yıllık öğretmenlerle konuştum. “Neden kadınlar” diye merak ettim. Şu açıklamaları yaptılar: “3-6 yaş arası çocukların fiziki ihtiyaçları büyüklerden farklıdır. Örneğin, “çocukların dili” ile söyleyelim, “öğretmenim, kakam geldi, çişim geldi” diye yardım isterler. Çocukların tuvaletlerini yaptıkları yer ve lavaboları bile büyüklerinkinden farklıdır. Onların boylarına göre yapılmıştır. Çok zaman biz kendilerine yardımcı oluruz”.

        Peki, dedim. 5 ve 6 yaş grubu da bu söylediklerinize dahil mi...

        “Hiç fark etmiyor” dediler.

        “Gördüğünüz gibi okulda çeşitli sınıflar var. Bizler, kendilerine 5 yaşından sonra yabancı dil de öğretiyoruz. Ayrıca, gördüğünüz gibi, her yıl, yenileri ilave edilmek suretiyle, on binlerce liralık oyuncak alınır. Bunlar çocukların gelişim düzeyine ve bireysel özelliklerine uygun... Onların bedensel, zihinsel, duygusal ve sosyal yönlerden gelişimini sağlayarak ilköğretime hazırlayacaktır. Okulda devamlı çalışan bir psikologumuz da var”

        Bunu neden detaylı anlatıyorum. Şundan: Zaman zaman devletin okullarını da ziyaret ediyoruz kızımla beraber.

        Son olarak gittiğimiz bir ilkokulda, okulun müdürü, bizim isteğimizle eksiklerini sıraladı. Kızım hepsini not etti. Hepsini yerine getirdi. Sonra, okul öncesi eğitim yapıldığı belirtilen bir odayı işaret etti. Girdik. 6 yaş grubu öğrenciler bir arada oturmuşlar, genç bir öğretmen başlarında. Ne bir öğreti, ne bir oyuncak, kısaca hiçbir şey yok. Öğretmen, okul öncesi eğitimi almamış. Sorduk: “Bütün gün ne yapıyorsunuz ?” “Oturuyoruz, ders zili çalınca, çocuklar, ağabeyleri ile birlikte bahçeye çıkarlar. Öğlen evlerine giderler. Sonra yeni öğrenciler gelir, sosyal faaliyet diye bir şey yoktur. Bir sınıfta toplanıp saatlerin geçmesini bekleriz.”

        Hükümetimiz de 20 Mart 2012 tarihli Resmi Gazetede 28239 Sayılı “Milli Eğitim Bakanlığı Özel Öğretim Kurumları” ismi altında yeni bir yönetmelik yayınlandı. Bu yeni yönetmelik, 17. 11.2003 tarihinden 24.06.2011 tarihine kadar yapılmış olan dokuz adet yönetmeliği iptal etti. Ve yep-yeni değişim getirdi.

        Bizim tespitlerimize göre ülkemizde Milli Eğitim Bakanlığı’na bağlı bin 512 adet okul öncesi eğitim veren kurum vardır. Bunların tamamı Bakanlığın kontrolü altındadır. Ve buralarda 15-20 bin civarında öğretmen görev yapmaktadır.

        Bilindiği gibi hazırlanan ve Meclise gönderilen tasarı öncesi, görsel ve yazılı basında çıkan çeşitli eleştirilerde, okul öncesi eğitimin rafa kaldıralacağı yazılıp çizilmişti.

        Bakanlık, yukarıda bildirdiğimiz 20 Mart tarihli Resmi Gazete’de yayınlan yönetmeliğin 4/F maddesinde okul öncesi eğitimin varlığını ve devamlılığını kabul ve tey’it etmiştir.

        Önceki köşe yazılarımızda da ifade ettiğimiz gibi, Avrupa Komisyonu çocukların gelişiminde okul öncesi eğitime büyük önem vermektedir. Bu maksatla geçen yıllarda bu gelişime katkı sağlamak için 17 milyon Avro göndermiş ve bu para ile okulöncesi eğitim veren kurumların bulunduğu il sayısı 57 den 71’e çıkarılmıştı.

        Bakanlık da, bu yıl bütçesine 179.5 milyon lira koyarak, anaokulu binalarına ve ihtiyaçların giderilmesine ayırmıştı. Yine evvelce yazdığımız gibi Türkiye’de okul öncesi eğitim için, öğretmen yetiştiren 34 üniversite vardır. Bunlar kaldırılamaz.

        Devletin okullarında, okul öncesi eğitim almış kaç kadrolu öğretmen var...

        Bilemiyorum. Duyumlarım ve gördüklerim o ki, bu iş, normal öğretmelerle yürütülmeye çalışılmaktadır. Bunun sakıncalarını saymayı zait addediyorum. Okul öncesi eğitimde çabalarına, çalışmalarına ve iyi niyetine rağmen devlet, sınıfta kalmıştır.

        Yazımıza yarın devam edeceğiz..

        Diğer Yazılar