Habertürk
    Takipte Kalın!
      Günlük gelişmeleri takip edebilmek için habertürk uygulamasını indirin

        Geçmişte İzmir uzun süre EXPO hayali ile yaşadı ve yaşatıldı. Bütün gayretlere ve çalışmalara rağmen 2015 EXPO’sunu İtalyanlar kazandı. İtalyanlar’ın nasıl çalıştığını, kesenin ağzını açtığını ve Berlusconi sistemini biliyoruz. Bu çalışma ve çatışmadan çok şey öğrendik.

        Bugünlerde yine yollara düşeceğiz. 2020 EXPO’su için... Geçmişe kıyasla çok daha fazla organize olmuş bir ekibimiz var. Şartların eskisinden çok daha ağır olmasına, adayların hem adet hem ülke olarak güçlü bulunmasına rağmen başarı şansımızın, eskisinden çok daha fazla olduğu anlaşılmaktadır.

        Konu, İzmir’in yanı sıra devletin sorumluluğuna da girmiştir. Bir EXPO Yürütme Komitesi kurulmuş, başkanlığına da Mahmut Özgener getirilmiştir.

        Bununla yetinilmemiş, dünyanın en ünlü, deneyimli mimarları ve tanıtım ekipleri ile anlaşmalar yapılmış, EXPO için özel bir kanun çıkarılma kararı alınmıştır.

        Sayın Özgener, EXPO’nun İzmirlilerce tam olarak bilinmediğini, öncelikle İzmirliler’den destek alınması gerektiğini ifade ediyor.

        Bu tespit doğrudur.

        Ancak EXPO heyetinin, İzmir’de inceleme yapacağı gün geldiğinde, nasıl Aziz Başkan’a İzmirliler’in gösterdiği ilgi ve “Adalet istiyoruz” diye pankartlar açılmış ise... Hiç merak edilmesin ki o gün de onbinlerce İzmirli, “EXPO’yu istiyoruz. Bu bizim hakkımızdır” diyerek İnciraltı’nda olumlu gösterilerini yapacak ve EXPO pankartlarını açacaklardır.

        Bu yazıya “EXPO ve adalet” diye başlık attık.

        Neden adalet? Evvelki yazılarımda işaret etmiştim.

        Belediye başkanımız Aziz Kocaoğlu ve arkadaşları, bir insan aklının, özellikle bu davayla ilgili, doğrudan ve dolaylı olarak fikir yürüten ve üreten hukukçuların mantıklarının kabul edemeyeceği bir suç iddiası ile yargılanmaktadır.

        İddianameyi satır satır okumuş bir hukukçu olarak ben ve bütün İzmir bilir ki Aziz Başkan’a çete reisi demek, son derece yanlış ve hatalı bir yaklaşımdır.

        Yine bütün dünya bilir ki bir ülkede adalet yoksa orada demokrasi de yoktur.

        Demokrasi olmayan bir ülkeye de EXPO hiçbir zaman gelmez. Yoksa Sayın Mahmut Özgener’in dediği gibi “Biz başkanımıza güveniyoruz, aklanacağına da inanıyoruz” demek yeterli değildir.

        Şunu rahatlıkla söylüyorum. EXPO’yu İzmir’e kazandıracak ekip istediği kadar çalışsın, 160 ülkeye gidilsin, İzmir EXPO’su için en güzel planlar yapılsın. Elbette faydalıdır. Ancak EXPO’yu İzmir’e, bu davaya bakan özel yetkili Ağır Ceza Mahkemesi kazandırabilir.

        Unutulmasın ki İzmir için oy verecek ülkeler, öncelikle Türkiye’de demokrasi var mı, adalet etki altında kalmadan ve yansız yürütülüyor mu, siyaset adaleti sarmaladı mı; buna bakacaklar ve test edeceklerdir. Bu nedenle dava çok önemlidir.

        Evvelki köşe yazılarımda ifade etmiştim. Tekrarlıyorum. Berlin’de hakimler varsa İzmir’de de hakimler var. Ben inanıyorum, izliyorum.

        Aziz Başkan çete reisliğinden aklanacak ve kendisini sevenler ve tüm İzmirlilerle birlikte huzurlu günlerini yaşayacaktır. Türkiye’de adaletin varlığı kanıtlanacaktır.

        İşte o zaman EXPO için yollar açılmış olacak, yapılan çalışmalar meyvelerini verecektir. Ve ne kadar haklı olduğum anlaşılacaktır.

        Ne zaman mı?

        Yakında... Çok yakında.

        Diğer Yazılar