23 Nisan
Sevgili çocuklar, bugün sizin bayramınız. Size bu mutlu günü armağan eden, sonsuza kadar Türk milletinin kalbinde yaşayacak olan Büyük Önder Atatürk'tür.
23 Nisan'ı çocuklara,
19 Mayıs'ı gençlere,
29 Ekim Cumhuriyet Bayramı'nı Türk ulusuna armağan etmiştir.
Bayramınız kutlu olsun.
Bugün değiştirilmesi istenen topal anayasamızın ikinci maddesinde bile, "Atatürk milliyetçiliğine bağlı, demokratik, laik ve sosyal bir hukuk devletinden" bahsedilmektedir.
23 Nisan, sadece Türkiye'de yaşayan çocuklara değil, dünya çocuklarına armağan edilmiştir.
Bu maksatla, her yıl bu tarihlerde dünya çocukları Türkiye'ye davet edilir. Bugün, Birleşmiş Milletlere bağlı devletlerin hiçbirinde çocuklara armağan edilen bir bayram yoktur. Gençliğe armağan edilen bir bayram olmadığı gibi...
İşte bu nedenle, çeşitli ülkelerin çocukları ülkemizde toplanırlar. İzmir bu yönden daima diğer şehirlerimize göre öncelik almıştır.
Konak, Karşıyaka, Gaziemir ve Bornova, hemen hemen tüm ilçelerimiz, kutlama için ülkelerinden gelen kardeşlerimizi bağırlarına basar... Onları evlerinde misafir eder... Bayramlar sona erip ayrılık zamanı geldiğinde, ülkelerine dönmek zorunda kalan yabancı ülke çocukları ile bizim çocuklarımız öylesine dost, öylesine kardeş olmuşlardır ki her iki tarafın hüngür hüngür ağladığına şahit olursunuz.
Bu yıl da böyle olacaktır.
Çünkü atalarımızdan ve yüce Atatürk'den bize armağan edilen misafirseverlik ruhu hiç değişmemiştir ve böyle devam edecektir. Hepimiz biliriz ki, Türk çocukları evlerine konuk ettikleri yabancı ülke kardeşlerine, kendi yataklarını severek terk ederler. Giderken, adresler alınır. Gelecek yıl için dilekler tutulur. Armağanlar verilir...
Türk çocukları ve dünya çocukları, bayramınız kutlu olsun.
ADNAN...
30 yıllık dostluğun, kardeşliğin, birlikteliğin ve müşterek değerlerin bir anda yok olup gitmesinin bende bıraktığı acıya tahammül etmeye çalışıyorum.
Adnan Özgümüştaş, geçen hafta aniden bu dünyaya veda ederek ebediyete intikal etmiştir. Kendisini tüm sevenleri ile birlikte uğurladık.
Bir süre önce konuşmuştum. "Foça'da dinleniyorum. Dönüşte yanına geleceğim. Özledim" demişti. Ben de çok özlemiştim. Kısmet olmadı.
12 Nisan günü telefonuma bir mail düştü, "Adnan Özgümüştaş vefat etti". İnanmak mümkün değildi. Beynimden vurulmuşa döndüm. Ama bir gerçek vardı.
Adnan ölmüştü artık...
Bir süre Altan Atamer ile ortak iş yapmış, O'nun ölümü ile sarsılmış, daha sonra Altınordu Hastanesi'ni kurmuş ve spor kulübünün kiraları çok yüksek seviyeye çıkarmasından sonra, doğup büyüdüğü Kemalpaşa'da, eşi uzman doktor Füsun Özgümüştaş'la birlikte tüm güçlükleri yenerek yeni ve modern bir hastane, bir sağlık kurumu inşa etmişti. O'nu yalnız bırakmayan en büyük yardımcılarından biri de doktor Volkan Gümrükçü idi.
Kemalpaşa'da kurulan ilk özel hastaneydi. Arsasının yarısını da Emniyet Teşkilatı'na bedelsiz armağan etmişti.
13 Nisan Cuma günü, Kemalpaşa'daki cenaze töreninde, başta belediye başkanı olmak üzere bütün şehir halkı oradaydı. Cami, çiçek bahçesine dönmüştü. Cami çevresinde ve mezarda ayakta duracak yer yoktu. İstanbul Emniyet Müdürü Hüseyin Çapkın da arkadaşını ve çiçeğini unutmamıştı.
Dört çocuğu vardı: Arzu, Yağmur, Uğur ve küçük kızı Saliha.
Adnan, eşine ve çocuklarına çok düşkündü. Kusursuz bir aile babasıydı. Kızı Saliha beş aylık hamileydi. Torununu göremeden ve "hoşça kalın" diyemeden gitti.
Çocuklarına ve aile yakınlarına, dost ve arkadaşlarına, damadı, meslektaşım Zafer Biniciye ve sevgili Füsun'a sabırlar ve başsağlığı diliyorum.
Binlerce hastaya şifa dağıtmıştı. Onların hayır duaları ile dönülmez yolculuğa uğurlandı. Mekânı cennet olsun.