Eğer AK Parti isterse...
17. 02. 2012 tarihinde T.B.M.M, 6278 sayılı bir yasayı kabul etti. Bu MİT mensuplarını ilgilendiren 4 maddelik özel bir yasadır. Son yıllarda Mecliste kabul edilen en kısa kanundur bu. Aslında, yürürlük ve yürütme maddelerini kaldırırsanız iki maddeden oluşmaktadır.
İstanbul Özel Yetkili Cumhuriyet Savcısı, şüpheli sıfatı ile MİT Başkanı Hakan Fidan’ı ifade vermek için savcılığa davet edince Başbakan devreye girdi.
Yasa, olağanüstü bir süratle Meclisten geçti. Ve MİT mensuplarının suç işledikleri iddiası ile soruşturma yapılmasını Başbakan’ın iznine bağladı.
Peki, böyle bir kanun yapılmalı mıydı... Bu özel kanun doğru muydu...
Evet, doğruydu.
MİT, devletin iç ve dış istihbarat yükünü taşıyan çok önemli bir kurumdur. O’nun başındaki kişinin (kim olursa olsun) savcılığa çağrılarak, soruşturulması yanlıştı.
Başbakanın “sırdaşım” dediği ve her fırsatta güvendiğini ifade ettiği MİT’in başındaki kişinin, devletin sırlarını sorgulayacak ve sonuçta muhtemelen tutuklama talebi ile mahkemeye sevk edilecek kişinin, en az milletvekilleri kadar, görevinde bir dokunulmazlığı olmalıdır.
Savcılık yanlış yapmıştı. Meclis bu yanlışlığı düzeltmiştir.
Bu yasada olduğu gibi eğer Başbakan isterse, bir kanun üç günde çıkarılır.
KÖHNEMİŞ ANAYASA
Bunları neden yazdım: Büyük ustamız eski Yargıtay Başkanı, Bilkent Üniversitesi Hukuk Fakültesi Öğretim Üyesi Prof Dr. Sami Selçuk, diyor ki:
“Bu Anayasa ‘yokluk’ ile değil ‘hiçlik’le (Butlanla) sakattı. Eğer birincisi ile sakat olsaydı, hiç kimseyi bağlamazdı. Hiçlik hukuksal sonuç doğurmazdı. Ona uymamak hukuka aykırı olmak şöyle dursun, hukuku desteklemek olurdu. Ancak, bu anayasa sadece ‘hiçlikle’ sakattı. İstesek de istemesek de kaldırılıncaya kadar bizi bağlamaktadır.”
İşte bu nedenle tüm ülkeyi kucaklayacak yeni bir anayasaya ihtiyaç vardır. Bu yapılabilir mi... Eğer Başbakan isterse, bu yapılabilir.
Başbakan istese de milletvekillerinin ittifakı ile milletin iradesini taşıyan Meclis çoğunluğunun oyları ile Meclis’ten böyle bir anayasa geçebilir mi... Sanmıyorum. BDP engelini aşmak zor.
TUTUKLU MİLLETVEKİLLERİ
Halkın oyları ile seçilmiş milletvekillerinden sekiz tanesi, uzun süreden beri tutukludur.
Mustafa Balbay’ın bin 152 günden beridir tutukluluğu devam etmektedir. 428 günden beri de hücrede kalmaktadır.
Milli irade yargı kararı ile sarmalanmış denilebilir mi... Yargı kararının, milli iradenin üstünde olduğu iddia edilebilir mi... Hukukçular bütün bunları tartışmışlardır.
Kamu oyu araştırmaları yapan bazı kurum ve kuruluşların yaptıkları araştırmalara göre Türkiye’de adaletin sınıfta kaldığı iddiaları yaygındır. Ve kabul görmüştür.
Yazımın başında MİT Müsteşarı için çıkarılan yasanın birkaç gün içinde üstelik iki asıl madde olarak yasalaştığını belirtmiştim.
Seçimlerden bugüne kadar 428 gün geçmiştir. Başbakan, haklı olarak MİT Müsteşarı için gösterdiği ilgiyi tutuklu Milletvekilleri için göstermediğini, ilgisiz kaldığını, son beyanatı ile bir kez daha ifade etmiştir.
Ne diyor Başbakan, “Bu konu, AK Parti’yi ilgilendirmez. Tutuklu milletvekilleri muhalefet partilerinin sorunudur.”
Sami Selçuk diyor ki;
“Siyaset hukukun buyruğuna girecek yerde hukuk siyasetin buyruğuna girmişse, yapacağınız her düzenleme ya eksik ya yanlış ya çarpık ya da olması gereken hukuka karşıdır. Yahut da hepsidir. Üzülerek belirteyim ki, ülkemizde sürgit yaşanan durum bu sonuncusudur.”
Şimdi Sayın Meclis Başkanı, tüm iyi niyeti ile bu sorunu çözmeye çalışıyor. Muhalefet partileri grup başkan vekillerini topluyor. İkinci kez zirve yapıyor. Bu toplantılardan sonuç çıkar mı... Kararı Meclis verecektir. Ancak bu kez ilk defa Adalet Bakanı da toplantıda...
Adalet Bakanı’nın beyanatı ümit kırıcı. Ne diyor Bakan: “Olay bitti, demek için erken. Çözüm formülleri üzerinde çalışıyoruz. Makul noktaya geldiğimizde, sürece katkı sağlamaya çalışırız.”
Cuma günkü gazeteler “Formül tamam” diye manşet attılar. Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 100. maddesinin 4. fıkrası değiştirilerek ilave yapılacakmış. Nasıl olacak... Milletvekillerinin tutuklu ise tutukluluk hali derhal kaldırılacak, yargılama devam edecek...
Peki, bu eskimiş anayasanın 14. maddesi ne olacak... Yargı buna ne diyecek. Dileriz bu kez başarı sağlanır.
Artık herkes ve Türk milleti ve O’nun milletvekilleri de biliyor ki, eğer Sayın Başbakan isterse bu sorun birkaç günde çözülür. Tıpkı MİT Müsteşarı Hakan Fidan için çıkarılan özel yasa gibi...