Öne Çıkanlar
Son Dakika
10.07.2017 - 06:42 | Güncelleme:

Doğru söz acıdır

 

“DOĞRU söz acıdır” derler. İbni Zafer de “Sulvanü’l Muta” adlı eserinde, doğru bir dost tavsiyesi için “İlk aldığınızda sizi iğrendiren acı bir ilaç gibidir, ancak size faydalarını fark ettikten sonra keyfinizi yerine getirir” diyor.

Geçen hafta iki farklı kanaldan gelen eleştiriler, bana bu sözü hatırlattı.

Gerçekte önyargıları değiştirmenin veya art niyetli olanı ıslah etmenin zor olduğunu biliyorum. Yazılanı anlayamayana, metindeki işine gelen kısmı alana veya maksadının dışında yorumlayana bir daha anlatmak çare değil. Bu nedenle, bu gibi durumlarda en doğru yaklaşımın “olduğun gibi görünmek” ve “doğru bildiğini yapmaya devam etmek” olduğunu düşünürüm.

Yine de bir umut, gerçeği arayan iyi niyetlilere ışık tutacağı gerekçesiyle yazdıklarımı farklı bir açıdan bir daha tekrarlayacağım.

2004 MGK KARARINA TAVIR ERGENEKON’LA İLGİLİDİR

Doğan Medya Grubu, 2004 yılında MGK’da alınan FETÖ ile ilgili tavsiye kararı hakkında işlem yapılmamasını gündeme getirdi. “Türkiye’de Değişim Yapmak Neden Bu Kadar Zor” adlı kitabımdan eksik alıntılar yaparak AK Parti iktidarını FETÖ’yü desteklemekle itham ediyorlar.

Öncelikle, bu karara dayanarak hükümeti suçlamanın, ne hukuki ne de ahlaki haklılığı olmadığını vurgulamalıyım. O gün verilen karar, AK Parti’nin demokratik mücadelesinin bir sonucuydu. Ayrıca, 28 Şubat’ın zor şartlarında vatandaşların temel hak ve özgürlüklerini koruma çabasıydı.

Bir dönemin gerçeği, bir başka dönemin değişik bağlamdaki olaylarına gerekçe olabilir mi? Daha önemlisi, o döneme ait suç teşkil eden başka gerçekler var ki henüz hesabı sorulamadı. 28 Şubat post-modern darbesini belki söz konusu köşeleri yazanlar göz ardı edebilir, ama toplum henüz unutmadı.

28 Şubat darbesi sonrasında, önceki hükümetlerin yürürlüğe koyduğu “İrticayla Mücadele Eylem Planı” nedeniyle, zaten bütün dindarlar ve dini cemaatlar hedefti ve sıkı kontrol altındaydı. Dini cemaatlerden biri olan ve 28 Şubat’a destek veren, o günün “hizmet hareketi” için alınan özel bir kararın anlamı sizce ne olabilir?

Belki tekrarlamış olacağım, ama o günkü MGK kararı açık bir şekilde FETÖ’ye değil, AK Parti’ye yönelik köşeye sıkıştırma stratejisiydi. Söz konusu karar, hükümeti farklı bir çatışma içine sokarak etkisizleştirme ve destek aldığı toplumun büyük bir bölümünü oluşturan dindar insanlar karşısında zayıflatma çabasıydı.

Kaldı ki kitapta yanlış anlaşılmaları önlemek için vurguladığım gibi, konu bir insan hakları meselesi idi, millet iradesine karşı darbeye hazırlanan derin bir yapı değil. Nitekim, aynı karar için 2004’te askerlerin, 2013’te FETÖ’nün, bugünlerde de ulusalcıların AK Parti’yi suçlaması, kararın ilkesel olarak haklılığını gösterir.

Kararı eleştirenlerin endişesi gerçekten darbeciler ise FETÖ’ye hesap sormaları gerekmez mi? Bu işlem nedeniyle darbe girişimine maruz kalan iktidarı itham etmek yerine, “hizmet hareketi” diye neredeyse toplumun bütün kesimlerinin gözünü boyayan ve sonra “cunta heveslisi bir örgüt”e dönüşen FETÖ’ye bir şeyler söylemek daha yerinde olmaz mı?

Aksi halde, hem iktidarı FETÖ ile mücadelesinde tek başına bırakmak hem de darbecilerin sorumluluğunu yüklemeye çalışmak hiç ahlaki olmaz. Hain darbe teşebbüsünün yıldönümünde, millet iradesine sahip çıkmalarını tavsiye ediyorum. Çünkü, sivil iktidardan yana olmak uzun vadede sadece demokrasimizi güçlendirir.

İLERİYİ DÜŞÜNMEYENLERİN ÖNÜNDE HEP SORUNLAR VARDIR

Diğer bir konu geçen haftaki yazıma dair. Hiç kimse farklı anlamlar çıkarmaya kalkmamalı. Yazımın ana teması “toplumsal olaylar” karşısında iktidarların tutumuyla ilgilidir. Örnek verdiğim her iki eylemde de üzerinde durduğum konu, eylemi veya onu gerçekleştirenleri kıyaslamak değil, onlara karşı iktidarın tutumunu analiz etmektir.

“Başörtüsüne özgürlük için el ele eylemi” zamanın iktidarı tarafından horlanmasına ve “İrticacıların devlete karşı başkaldırısı” olarak yorumlanmasına rağmen devletin ve toplumun hafızasında güçlü bir yer edindi, diyorum.

Bugün “adalet yürüyüşü” yapanların amacı, adaletsiz uygulamaları olduğu iddiasıyla hükümeti eleştirmek ve “AK Parti yargısı” imajı oluşturmak ise iktidarın aşağılayan tavrı ve buna destek veren herkesi “Terörist”, “Darbeci” ve “Bölücü” diye tanımlaması onları amacına ulaştırır, demeye çalışıyorum.

Kendi adıma, muhataplarımızın art niyetli olduklarını bilsek bile, “Daha fazla adalet” demenin, “iyi niyetli herkesi kucaklayan bir dil kullanmanın” daha uygun olduğunu düşünüyorum. “Eğer iktidarda sürekli kalınmak isteniyorsa, muhalif olanlara haklılık payı bırakmamaya özen göstermek gerekir” demek, neden sorun oluyor?

Adalet istemek, “ülkede adaletin olmadığını kabul etmek anlamına gelir” diye endişe ediyor olabilirsiniz. Zaten o yüzden “Daha fazla adalet” demeyi tercih ettim. Adaletin ifrat ve tefriti olmaz diye de vurguladım.

Mevcut adalet bürokrasisinin darbecilere hesap soracağım derken yaptığı haklı-haksız her işlemin sorumluluğunu üstlenmek doğru bir hesap mıdır? Vaktiyle vesayet yargısının mağduru olanların, yargılama süreciyle ilgili empati yapması çok mu zor? Anne ve babanızın, yakınlarınızın aleyhine bile olsa adaleti yerine getirmeye çalışmak mülkün temeli değil mi?

Uzun vadede AK Parti yargısı imajı olmasın, kanlı darbeye maruz kalmış bir iktidarın mücadelesi adaletsizlikle hatırlanmasın diye, yazdım. Daha iyi bir tavsiyesi olan var mı?

İbni Zafer ile başlamıştık, onunla bitirelim: “Hükümetin sertliği halkı daha önce akıllarından bile geçirmedikleri bir eyleme sürükler.” Bu yüzden, “Yöneticiler arasındaki en ihtiyatlı kişi, insan zihninin öngörebileceği her türlü beklenmedik olaya karşı önceden tedbir alandır”.

 


Değerli Haberturk.com okurları.

Haberturk.com ekibi olarak Türkiye’de ve dünyada yaşanan ve haber değeri taşıyan her türlü gelişmeyi sizlere en hızlı, en objektif ve en doyurucu şekilde ulaştırmak için çalışıyoruz. Yoğun gündem içerisinde sunduğumuz haberlerimizle ve olaylarla ilgili eleştiri, görüş, yorumlarınız bizler için çok önemli. Fakat karşılıklı saygı ve yasalara uygunluk çerçevesinde oluşturduğumuz yorum platformlarında daha sağlıklı bir tartışma ortamını temin etmek amacıyla ortaya koyduğumuz bazı yorum ve moderasyon kurallarımıza dikkatinizi çekmek istiyoruz.

Sayfamızda Türkiye Cumhuriyeti kanunlarına ve evrensel insan haklarına aykırı yorumlar onaylanmaz ve silinir. Okurlarımız tarafından yapılan yorumların, (yorum yapan diğer okurlarımıza yönelik yorumlar da dahil olmak üzere) kişilere, ülkelere, topluluklara, sosyal sınıflara ırk, cinsiyet, din, dil başta olmak üzere ayrımcılık unsurları taşıması durumunda yorum editörlerimiz yorumları onaylamayacaktır ve yorumlar silinecektir. Onaylanmayacak ve silinecek yorumlar kategorisinde aşağılama, nefret söylemi, küfür, hakaret, kadın ve çocuk istismarı, hayvanlara yönelik şiddet söylemi içeren yorumlar da yer almaktadır. Suçu ve suçluyu övmek, Türkiye Cumhuriyeti yasalarına göre suçtur. Bu nedenle bu tarz okur yorumları da doğal olarak Haberturk.com yorum sayfalarında yer almayacaktır.

Ayrıca Haberturk.com yorum sayfalarında Türkiye Cumhuriyeti mahkemelerinde doğruluğu ispat edilemeyecek iddia, itham ve karalama içeren, halkın tamamını veya bir bölümünü kin ve düşmanlığa tahrik eden, provokatif yorumlar da yapılamaz.

Yorumlarda markaların ticari itibarını zedeleyici, karalayıcı ve herhangi bir şekilde ticari zarara yol açabilecek yorumlar onaylanmayacak ve silinecektir. Aynı şekilde bir markaya yönelik promosyon veya reklam amaçlı yorumlar da onaylanmayacak ve silinecek yorumlar kategorisindedir. Başka hiçbir siteden alınan linkler Haberturk.com yorum sayfalarında paylaşılamaz.

Haberturk.com yorum sayfalarında paylaşılan tüm yorumların yasal sorumluluğu yorumu yapan okura aittir ve Haberturk.com bunlardan sorumlu tutulamaz.

Haberturk.com yorum sayfalarında yorum yapan her okur, yukarıda belirtilen kuralları, sitemizde yayınlanan Kullanım Koşulları’nı ve Gizlilik Sözleşmesi’ni peşinen okumuş ve kabul etmiş sayılır.

Bizlerle ve diğer okurlarımızla yorum kurallarına uygun yorumlarınızı, görüşlerinizi yasalar, saygı, nezaket, birlikte yaşama kuralları ve insan haklarına uygun şekilde paylaştığınız için teşekkür ederiz.

SEN DE DÜŞÜNCELERİNİ PAYLAŞ!
2000
  • Misafir 15 Temmuz 2017 Cumartesi 20:07
    Sayın Bakan'ım izninizle ''ne ...ne'' bağlaçları cümleyi olumsuz yapar;dolaysıyle kendinden sonra gelen fiil olumlu olmalıdır.''olmadığını ''değil,''olduğunu'' olmalıdır.
Kalan karakter : 2000
Hava Durumu
Pazar 7 MPH 16°
Sağanak Yağışlı