Kaçırmak geçti aklımdan...
Çünkü o İbiza'da kaldı. Renault'nun elektrikli arabası Twizy'yi geçen bahar ilk kez Paris Champs-Elysees'deki Atelier'de görmüştüm. Atelier'deki bir sürü zihnisinir tasarım gibi Twizy'ye de; "uçuk kaçık", hayata nasılsa geçmeyecek bir prototip gözüyle bakmıştım.
Şu an tuhaflığını yaşadığım duyguysa; modern tasarımların sergilendiği bir galeride gezerken gördüğüm eserin; sinyaliyle, farıyla, direksiyonuyla, gücüyle, freniyle, koltuğuyla, kemeriyle; benim "2 günlük de olsa" sanki benim bir parçammış gibi onu benimseme halim...
Ben onu park ettiğimde özledim resmen. Balkondan tekrar tekrar bakmalar, durmadan resmini çekmeler, devamlı bir sürme isteği gibi "kendimle pek bağdaşmayan" ruh durumları sergiledim bu afacan Twizy'ye karşı. İbiza'da yaşadığım bu 2 günlük 4 tekerlekli aşkım sessiz, sakin ve masrafsız... Herkes böyle bir eş istemez mi?
Priz olan her yerde doluyor, 1 kw elektrik enerjisiyle 100 km yol alıyor. Hele nazik kullanırsanız daha da fazla. Otomatik vites. Vitesi bir düğme. 85 km'ye kadar sürate çıkıyor. İsterse daha da çıkarmış ama Renault düşünürleri bunu limitlemiş. "Düşünürler" diyorum zira tasarım, teknoloji, bilim bir tarafa, bu araçta bir "benim her halime kafa yormuşlar, beni düşünmüşler" hissine kapılıyorsunuz.
ACİLEN TÜRKİYE PAZARINA GETİRİN!
Çok çabuk hızlanıyor. Çok çabuk duruyor. Çok sevimli ve bir o kadar da güvenli. Güvenliği çok gelişmiş. O kadar ki, çarpışma testi geçirmiş bir Twizy'yi övüne övüne sergiliyorlar.
İbiza'da; dağ, bayır, kumsal, yağmur, otoban gibi her yol ve ortamda halvet oldum aşkımla. Hepsinde de beklentilerin çok üstünde. Ne geri kayıyor ne de geri kalıyor. İnanın diğer araçların size ulaşım adına verdiği her şeyi veriyor.
İlk deneyimin sonunda öğle yemeği için Calabassa Beach'teki masamıza oturduğumuzda Renault Genel Müdürü İbrahim Aybar'a "acil bu arabayı Türkiye pazarına getirin" diye ilk yalvaranlardan biri bendim, biri de Saffet Üçüncü. Kendisiyle aynı şeyleri düşünmüşüz. Neler mi? Havalimanları, yazlık siteler, tatil köyleri, yazlıklar, Beykoz Konakları, Acarkent gibi siteler, kampuslar, çocukları ATV ya da scooter diye tuttturan ebeveynler... Hepsi için çok çok ideal bir taşıt Twizy.
Maalesef, henüz ülkemizde satışa sunulmadı. Mevzuatımızda bu segmentte bir taşıt tanımı olmadığından Renault bu işin mesihi olarak devreye girmiş ve Ankara'dan bu işi halletmeye çalışıyormuş.
Bana evermeyeceklerini öğrendiğim andan itibaren Twizy'yi kaçırma planları geçti hep aklımdan... İbiza'daki başlık bedeli 9 bin Euro olan Twizy'ye, bakalım bizim memlekette ne kadar isteyecekler? Kilosuyla altın isteseler bile ben razıyım vermeye. Zaten hafif. Yine alırım onu..
JULIA ROBERTS-RICHARD GERE GİBİ...
Renault'nun Twizy'yi tanıtmak için yaptığı programda her zamanki gibi Renault'nun o ince eleyip sık dokuyan duruşu hâkimdi. İşte detaylar:
Paris'in en iyi deniz kabukluları ve deniz böcekleri restoranlarından biri olan L'auberge Dab'da akşam yemeği. Bu arada Paris'e gidecekler için ben L'auberge Dab'ın bir Fransız köy yemeği olan choucroute'unu öneririm. Çok heveslenmiştim L'auberge Dab'ın choucroute'unu yemek için ancak o gece kalmamıştı.
Paris'in yine en iyi otellerinden Millenium Opera Hotel'de konaklama. Renault'nun kokpit kapısından Amerikan servisine kadar "Take it Twizy"nin detaylarıyla bezeli ve bol Taittinger şampanyalı özel jetiyle keyifli uçuşlar...
İbiza'nın en trendi oteli olan Ocean Drive Hotel'de konaklamalar...
Cathy&David Guetta tarafından yaratılan Twizy Cover'ının yüksel desibeliyle, İbiza tepelerinde çoşkulu partiler...
Özel jetimin ve İbiza'da bir evimin olması zor ama bu güzel günleri bana yaşatan Twizy'min tekrar benim olmasına çok az kaldı.
Yanlış Laf Avcısı
Sermet'in avı: "Renolt"
Doğrusu: "Röno"