Turizmde bir ilk: Sinir bozma konseptli otel!
PEK çoğu ekseri karartmada olan binlerce ampulün hazin ışığında bile hâlâ parlamayı başaran çiğ varakların gölgesinde, bir yandan elektrik süpürgesinin çıkardığı sese karışan ve durmadan çalan 6 telefona cevap vermeye çalışırken; bir yandan da 5 kişinin, 35-40 dakikayı bulan otele giriş işlemlerini yapmaya çalışan 2 çaresiz resepsiyonist... Bu daha giriş ama gelecek günlerde başınıza geleceklerin bırakın sinyalini vermeyi, selektör bile yapmadan; düpedüz uzunları gözünüze tutarak haberini veriyor.
ORTASI YOK; YA ÇOK İYİ YA ÇOK KÖTÜ!
Nitekim, sayfalarca olumsuz notumun hemen hepsi, işletme ve personelle ilgili. Çözüm üretemeyen, “Şu an yapabileceğim bir şey yok efendim“ deyip; çözemeyeceği başka bir sorunla ilgilenmeye başlayan personelin çoğunlukta olduğu Mardan Palace Antalya‘nın genelinde şöyle bir durum var: Ya çok iyi ya çok kötü! Arası yok! “Fena değil“ ya da “Eh“ gibi bir mevhum yok.
Servisinden house keeping’ine kadar her yerine hâkim bu durum! “Rahatsız etmeyin” uyarısına rağmen, hem sesli hem de zilli olmak suretiyle “dual” bir rahatsız etme durumunda olan kat hizmetlisi ve sıklıkla “No cost“sunuz, “İmza yetkiniz yok“, “Cash almak zorundayız“, “Krediniz yok” gibi çözümsüz cümleler kuran servis elemanı gibi...
EN İYİ TESİSLERDEN BİRİ OLABİLİR
Her şeyin en pahalısının ve en kalitelisinin havuz kenarından sahiline kadar hâkim olduğu bu otelde, “insan” faktörü sinirinizi her daim bozmaya programlanmış gibi tüm güzelliklerin önünde bir bent misali yolunuza çıkıyor.
Aralarında işinin ehli olan ve sizi şaşırtan mükemmel personelle karşılaşınca da onu sevmek, ona tapmak, onun hep yanınızda olması gibi merhametle karışık “yılana sarılma“ durumuvari haller içinde buldum kendimi.
Hermes porselen yemek takımları, gümüş çatal-bıçak takımları, çok üst çıta dekorasyon detayları, mükemmel banyolar ve armatürlerin lüks etkisini, insan gücüyle “sinir bozmaya çevirmek“ yerine minik bir çabanın sarf edilmesinin, Mardan Palace Antalya‘yı dünyanın en iyi tesisleri arasına sokacağını düşünüyorum. Lütfen buna emek sarf edin ki, bir gecede bile tiryakilik yaratan Monkey Club’a daha sık gelelim.
SARAY GİBİ BİR KULÜPTE SNAP’İ İZLEME
Erken gençliğimizin en iyi gruplarından biri, “I’ve got the power“ ve “Rhythm is a dancer” gibi pek çok hit’in sahibi; pek çok coverı yapılan grup Snap‘i seyretmek, 40 yaşından sonra Mardan Palace Antalya‘nın ünlü kulübü Monkey Club‘da nasip oldu. Osmanlı saraylarında diskotek olsaydı, mekân Monkey Club gibi olurdu. İpek kadifeler, mozaik ve mermerin uyumu, benim için çok önemli olan kaliteli ses düzeni, para gömülmüş ışık sistemi ve hepsinden önemlisi işinin ehli işletmeci Murat Varol‘un elinin değmesiyle; Antalya için çok önemli bir mekân bence.
MUTLAKA UĞRAMALISINIZ...
Burada servis, ikram ve müşteri memnuniyeti gayet iyi. Otelin bünyesinde ama Murat Varol‘un varlığından dolayı bizler için her şey alıştığımız ve beklediğimiz gibi... Eski yıllarda nerede kalınırsa kalınsın, yolları dağları aşıp; Antalya Club 29‘a mutlaka gidilirdi. Monkey Club’da da o havayı sezdim. Antalya‘da tatilini geçiren Türklerin buluşma noktası olacağı belli... Otel müşterisi olmasanız da yararlanabileceğiniz Monkey Club‘a mutlaka uğrayın derim.
YANLIŞ LAF AVCISI
Eda’nın Avı: “Konsrasyon”
Doğrusu: “Konsantrasyon”