Habertürk
    Takipte Kalın!
      Günlük gelişmeleri takip edebilmek için habertürk uygulamasını indirin

        SABAHLARI ve akşamları trafikte çokça vakit geçirenlerdenseniz eğer siz de fark etmişsinizdir. Şöyle bir etrafınıza baktığınızda, ya serviste ya sağ koltukta, ya arkada, ya metroda, ya metrobüste ya da kendisinin bizzat kullanmadığı herhangi bir taşıtta çoğunluğun uyuduğunu göreceksiniz. Sürücü koltuğunda değilseniz siz de 3 kere uyuyan bir İstanbullusunuz haklı olarak...

        1 kilometre yolun 1 saatte kat edildiği, çaresiz trafik mağdurlarından "uyuyanlar" daha şanslı bir zümre. Sabah ve akşam olmak üzere minimum 3 saat süren; dizi, yarışma, çekişme, cenkleşme gibi yayınları takip edeyim derken uykularından olan bu mağdurlar, hiç değilse işe gidip gelirken eksik kalan uykularını telafi etme fırsatı yakalıyorlar.

        Çok kişi de bu düzene alıştı. Trafik açık olduğunda dengeleri bozuluyor. Uykularını alamadıkları için işte uyukluyorlar bu kez.

        İstanbul'da yaşamanın insan üzerinde yarattığı ve alıştırdığı başka şehirde az rastlanır bir tuhaf İstanbul tuhaflığı detayı 3 kere uyumak! Dikkat etmediyseniz bugün bakın sağınıza solunuza. 1'i yatağında, 2'si trafikte olmak üzere günde 3 kere uyuyanları göreceksiniz.

        UZUN KAFALIKLAR MODA MI?

        Bir diğer dikkatimi çeken şey; araçların kafalıklarındaki uzama... Ya milletçe boyumuz ya da boynumuz uzadı sanırım son yıllarda! Ne hikmetse, otomobillerin kafalıkları hep en sona kadar kalkık durumda.

        Bu bir moda mı? Bilen varsa bana söylesin! Önemli bir emniyet unsuru olan kafalıkların metal bölümleri en lüksünden en vasat otomobiline kadar hep ortada. Sanırım benim anlamadığım bir hava bir karizma katıyor otomobil sürücüsüne?

        TAKLA ATIP DEVAM EDER GİBİ...

        Yeni Range Rover'a bir türlü alışamadı gözüm. Hatta bu kez içindekilerin yerinde de olmak istemiyorum bu yeni kasa Range Rover'ın.

        Sanki karanlık, az pencereli, klostrofobik, kaptan Cousteau denizaltılarından birinde batık dalışı yaparmışçasına bir kapsül gibi geliyor bana bu otomobil.

        Hatta öylesine basık ki, adeta takla atmış da yoluna devam ediyor gibi bir his de uyandırmıyor değil...

        SERTİFİKALI SOMMELIER...

        Hep e-mail'leri geliyordu yaptığı işlerin. Geçenlerde tanışma fırsatım oldu Burçak Desombre ile. Kendisi Fransız okulu mezunu.

        Hayat onu farkında olmadan şarapla tanıştırmış. Sonra da halvet olmuş şarapla. Mesleği olmuş şarap...

        Türkiye'nin ilk sertifikalı kadın sommelier'si. Şarabı tanıtmak, şarap konusunda bilgi vermek için var gücüyle tırmalıyor. Şarapla çok barışık bir halk olan Türk halkına, biraz olsun temel bilgi ve birikim kazandırmak için çok çabalıyor.

        Tadım yemekleri organize ediyor. Bu yemeklerde her kesim hedef kitlesi. Hiç anlamayanlara da, çok bilenlere de, "Az biraz bilgim olsun bana fazlasına gerek yok" diyenlere de farklı farklı pek çok organizasyon düzenliyor.

        Sizlere, yemeklerinden birine katılmanızı tavsiye ederim.

        Yanlış Laf Avcısı

        Serkan'ın avı: "Alkoliman"

        Doğrusu: "Alkolik"

        Diğer Yazılar