İstanbul baharı
DEV bir çiçek bahçesine dönüşen İstanbul bu bahar yine çok yeşil, çok renkli, çok da temiz.
Kervanın çok nadir geçtiği, taşıt sesine nadiren rastlanan sokağımdan mekanik sesler duyunca dışarıya çıktım. 'Yeşil adamlar' denilen Üsküdar Belediyesi'nin bahar temizliği timine aitmiş duyduğum sesler... Biri yabani otları ve dalları keserken, diğeri süpürüyor. Bir diğeri arkadan denetliyor. Sonra da sabunlu sularla yıkanıyor.
Teşekkür etmek için Üsküdar Belediyesi'ni aradım. Sonra telefonum çaldı. Bu sefer projenin başındaki kişi olan Bayram Keklik bana teşekkür etti ve 'Bahar Temizliği' projesinin 4'üncü yılı olduğunu söyledi. İlk 3 yılına şahit olamadığım sokağımın 'şartlanma' ve 'çitilenme' işlemine hem de resmi tatil gününde emek veren tüm dostlara tekrar teşekkürler...
YAZLIK MEKÂNLAR AÇILIYOR
Reina ve Sortie gibi lokomotif mekânlar başta olmak üzere, bütün mekânlarda hummalı bir bahçeye, kaldırıma, rıhtıma masa atma durumu söz konusu... Kimi yetiştirdi, kimiyse daha koşturuyor.
Geçen hafta yetiştirenlerden Hotel LesOttomans'ın rıhtımında, Cento per Cento'nun da kaldırımında bir şeyler yedim. Hotel Les Ottomans'a hiç öğle yemeğine gitmemiştim. Giden de olmuyor sanıyordum. Meğer, 'uzun uzun öğle yemeği' yenen İstanbul'un ender mekânları arasına Hotel Les Ottomans çoktan katılmış. Benim hâlâ haberimin olmamasına şaşırdım.
ÇİFTE ŞAŞKINLIK YAŞADIM
Deneyimli executive chef Çağla Önal'ın elinden çıkan lezzetlere hiç şaşırmadım ama mönüyü görünce Hotel Les Ottomans'ın neredeyse kafelerden makul fiyatlarına şaşırdım.
Bu kalite, bu konum, bu tabak, bu servis, bu yemekler demek ki 'makul fiyatlara da', 'kazıklanmadan da' olabiliyormuş.
Hiç şaşırmadım!
Cento per Cento'daysa son günlerde bir değişim söz konusu. Cumartesi partileri, yeni mönüler, transferler derken; sadece yemeklerinin değil, komşusu Biber Bar kadar olamasa da artık iş çıkışlarının da favori mekânları arasına girme yolunda gibi...
METRELİK PİZZAYI TAVSİYE EDERİM
Ben, yılların 'Biber Bar müdavimi' olarak, geçenlerde iş çıkışı çok methini duyduğum ve bir türlü deneme fırsatı bulamadığım 'metrelik pizza'sını tatmak üzere Cento per Cento'ya gittim.
Tahta bir sehpanın üzerinde servis edilen metrelik pizzalar muhabbetle çok iyi gidiyor.
Başta mideme oturur da sohbete muhabbete katılamam ve canım eve gidip, yatağa girmek ister diye korktum ama, hiç de öyle olmadı.
Gayet hafif. İyi hamur. Benim favorim 'cento' olan. Tütsülenmiş mozzarella peyniri ve prosciutto'lu olanı... Özellikle kalabalık masalara tavsiye ederim.
HASANKEYF'E İTHAFEN...
Çok beğendiğim ve sahip olma güçlüğünden dolayı ancak yalana yalana eserlerine dalakaldığım Sait Zaimkeleş'in sergisi başladı Bali Art Gallery'de geçtiğimiz hafta. 'Anadoluyum Ben' adlı sergi, 17 Mayıs'a kadar sürecek.
Zaimkeleş'in sırf dikkat çekmek adına yani sular altında kalacak olan Hasankeyf'in yok olmasını protesto etmek için, kendi çalışması olan 34 eseri Hasankeyf'te cayır cayır yakmış olması bile, bu adama hayran olmak için bir sebep değil mi?
Kendisinin hem sanatını hem de duruşunu benim gibi beğenen oldukça çok insan var. Tam serginin açılış saatinde galeride olmama rağmen, İstanbul'dan pek çok Zaimkeleş hayranı, benden önce gelip, kırmızı noktalarını yapıştırmışlardı tabloların çoğuna...
Yanlış Laf Avcısı
Ali'nin avı: "Artiz"
Doğrusu: "Artist"