Facebook ve Twitter kullanıcılarından birkaç ricam var...
FACEBOOK mu yoksa Twitter mı?
Bu "tercih savaş"ının hiçbir safında değilim. Her ne kadar arkadaşlarım beni daha da aktif olmam konusunda motive etmeye çalışsalar da ben;
"garaja girdim"
"yaz ne zaman gelecek?"
"pisim ve benim uyku vaktim artık"
"düğmem koptu" gibi cümleleri daha da beylik ve bilge" formatlara dönüştürerek yayınlamayı hâlâ çok anlamsız buluyorum.
Gittiğim yeri, yazdığım yazıyı paylaşmak bana yetiyor.
Hadi, yukarıdakilere alıştım zamanla, ama alışamadığım bir zümre var ki; lafım onlara...
Lütfen aklınıza estiği anda bir grup kurup, beni bu gruba isteğim dışında üye yapmayın. Çıkmaya çalışmak ciddi bir uğraş gerektiriyor.
Lütfen evinizin antresi, salonu gibi kapalı mekânlarda, ful giyim kuşamlı, bir de gözünüzde güneş gözlüğü, ancak ayakkabı yerine, "ev terliklerinizin ya da çoraplarınızın göründüğü fotoğraflarınızı" yüklemeyin. Komik oluyor.
Michelin yıldızlı bir şefin elinden çıkmış bir yemeği yiyormuşsunuz gibi, aslında hiç de matah olmayan, sahanda yumurtanızı, fırından çıkarıp da siz makineyi ayarlayana kadar sönmüş kekinizi, çayınızı ya da 2.5 kiloluk "dik zeplin" pet şişedeki kolanızı "çirkin çiçekli" mutfak masa örtünüzün üzerinde fotoğraflayıp yumurtanın sarısına, kekin dilimlerine bütün sevdiğiniz arkadaşlarınızı etiketlemeyin. O tabaktaki yemek, kolanızın gazı ve de çayınızın demi olarak sanal dünyada yer almak istemeyebilirim.
Şimdiden teşekkür ederim.
TÜRKBÜKÜ'NÜN STARTI VERİLİYOR
Her sene birbirinden "iyi" ve "bol eğlenceli" davetlerle yaza merhaba diyen American Express; bu hafta sonu Bodrum Maçakızı'nda yazın startını veriyor.
American Express'in bu yaza merhaba davetleri cidden "iyi" ve "bol eğlenceli" olur diye boşuna yazmıyorum.
Verilen davetlere, organizasyonlara katılmaları, oralarda görünmeleri için peşlerinden koşulan bir zümre vardır.
Bu zümre de o davetlere katılmamak, oralarda görünmemek için elinden geleni yapar.
Kimseyi sıkmadan, germeden, bunaltmadan, medya maymununa çevirmeden, gürültü yapmadan yapılan; "iyi" ve "bol eğlence"nin "garanti olduğu davetleri" çok önemli bir mazereti olmayanların dışında geri çevirene rastlamadım hiç.
Hafta sonu Türkbükü'nde yaşananlara, Maçakızı'nın muhteşen lezzetlerine ve müziklerine dair notlarımı sizlerle paylaşacağım.
VERSİYONLANAN SANAT
Hem İstanbul hem de Datça'da yaşayan bir sanatçı Ayşen Bayer.
Tiyatro diplomalı bir ressam.
İlginç olan ise hayatının orta yaşını geçtiği yıllarda yaptığı esrelerini versiyonlanarak dekorasyon alanında bir "moda"ya dönüştürmüş olması.
İpek üzerine, çok doğal boyalarla ebruvari baskılar ve desenler boyuyor. Bunlar 2 metreye 70 santimi bile buluyor.
Sonra bunları kolalıyor, ardından camlı, paspartulu bir çerçeveye yerleştiriyor.
Ve bu çok şık, "nazar" için mavi ağırlıkta çalıştığı eserler, şu sıralar cemiyet hayatının mensuplarının yazlıklarında yatak başlarını, teraslarında duvarlarını süslüyor.
Ben böyle bir yazlık gördüm. Güneyin begonvilleri ve bembeyaz evleriyle o maviler öyle bir ahenkli olmuş ki...
Versiyonlanan bir sanat hem şık, hem de "nazara" karşı!
Yanlış Laf Avcısı
Ali'nin avı: "Gene"
Doğrusu "Yine"