Habertürk
    Takipte Kalın!
      Günlük gelişmeleri takip edebilmek için habertürk uygulamasını indirin

        ‘Sıcağı hiç sevmeyen biri bu kadar çok üşüyorsa durum gerçekten vahim demektir’ diye düşünürken mini buzul çağı haberleri kuşkularımı doğruladı. Gerçi buzul çağının minisi nasıl olacak pek çıkaramadım ama çok soğuk olacağı kesin. Önceki gün eve dönerken durakta rastladığım bir arkadaşım, bir yandan eldivenli ellerini ovuştururken bir yandan da “Bak şekerim, üşümek psikolojikmiş. Yani eğer havanın soğuk olmadığına, üşümediğine inanırsan üşümezmişsin” dedi. Otobüs gelinceye kadar da üşümemenin psikolojisini anlattı durdu. Bana bir faydası oldu mu? Hayır. Yine yanaklarım ve burnumun ucu dondu. “Demek ki yeteri kadar üşümemeye konsantre olamadım” derken otobüs geldi.

        Doğrusu bu ya, kışın yağmursuz günlerde eski otobüsleri daha çok seviyorum. Kalorifer sistemleri makul çalışıyor. Yeni otobüslerde durum vahim. Çok sıcak oluyor. Zaten soğuk diye üst üste giyiniyoruz. O sıcakta atkı ve bereyi çıkarsak bile kazak ve paltolarla oturmak insanı terletiyor. Terli terli inince de hastalığa davetiye çıkıyor. Oysa eski otobüslerde atkı ve bere ile oturmak mümkün. Terlemiyorsun da... Yalnız dikkat etmek, mümkünse kapı yakınına oturmamak gerek zira çoğunun kapıları aralık kalıyor ve ciddi oranda soğuk giriyor.

        Sokaktaki hayvanlar için

        Aşırı soğuk sadece bizim derdimiz değil tabii. Sokak hayvanlarının durumu vahim. Son birkaç gündür bahçemizdeki kedi sayısı azaldı. Büyük dut ağacımıza gelen kuşların ve kargaların sesleri duyulmuyor. Sabah kediler için bahçeye koyduğum kaptaki su donmuştu. Daha bol mama koymaya çalışıyorum ama bizimkiler pek ortada görünmüyor. Bir ikisi öğle saatlerinde uğruyor. Onların da gözleri ve burunları akıyor ne yazık.

        Zorlu kış şartları sokak hayvanları için ölüm demek. Hele aç ve susuz kalırlarsa... Birileri bu çaresiz hayvanları acımasızca sokağa bırakıyor. Bizlere de vicdanımızın sesini dinlemek kalıyor. Elimizden geldiği kadar kuşlar, kediler ve köpekler için bir şeyler yapmalıyız. Mamasız ve susuz kalmamalarına dikkat etmeliyiz.

        Sabah işe giderken Göztepe’de oturduğum için kendimi şanslı hissediyorum. Çünkü ağaçların dibinde kuru mama ve su kapları, çimenlerin üzerinde ıslatılmış ekmek parçaları, dükkan kapılarının önünde eski halı parçaları, kalın mukavvalar görüyorum. Kedi ve köpekler gecenin soğuğunda buz gibi taşların üzerinde yatmak zorunda kalmıyor. Böyle havalarda otomobil sahiplerinin hiç ihmal etmeden yapmaları gereken bir iş var. O da araçlarını hareket ettirmeden önce altlarında veya motorlarında kedi olup olmadığına bakmak. Zira motorun sıcaklığı kediciklere cazip geliyor.

        Diğer Yazılar