Habertürk
    Takipde Kalın!
      Günlük gelişmeleri takip edebilmek için habertürk uygulamasını indirin

        Absürd komedi olarak adından sıkça söz ettiren olaylı dizi Leyla ile Mecnun yayından kaldırıldı. Olaylı diyorum çünkü hatırlayan varsa sette büyük kavgalar yaşanmıştı. Ezgi Asaroğlu, Beste Bereket ve Ushan Çakır arasında kavga yargıya taşınmıştı. Çünkü kendi tarzında yapılan ilk iş olduğu için bütün oyuncular hemen dikkati çekmişti. Hepsi şöhret olmuştu. Ancak şöhret onlara bir beden büyük gelince birbirlerine girmişlerdi. Sonra kopmalar, ayrılıklar derken dizinin reytingleri iyice düşmüştü. En son sezon finali 2,88 share, 0,85 reyting ile 47'nci sırada yer bulmuş. Dizinin bölüm başı maliyetinin yaklaşık 400 bin TL olduğu söyleniyor. Prodüksiyon adına hiç bir şey yok. Mahallede çekiliyor. Bu kadar para bu diziye çok bile. Reyting desen o da yok. İlk bölümlerinde her şey süperdi ve çok da ses getirdi. TRT'de böyle bir iş yaparak üstüne ölü toprağı serilmiş bir kurumu ayağa kaldırdılar. Hatta zaman zaman Leyle Mecnun TRT'yi eleştirdi. Buna kimsenin sesi çıkmadı. En son Gezi olaylarında TRT ile dalga geçtiler. Ancak TRT artık reytinglerle ölçülen bir kanal olduğu için yapılanlara kendi bile güldü. Sosyal medya denen mecra bu tarz işlere hep destek verdi. Ancak sosyal medyada çok ses getirdiği için diziyi herkes izleyecek diye bir şey yok. Zamanla dizi izlenmemeye başladı. Çünkü ilk zamanlardaki cazibesini yitirdi. Sonra Gezi olaylarına da dizide oynayan oyuncular büyük destek verdi. O zaman Leyla ile Mecnun sezon finali yapmıştı. Fakat sanılmasın ki dizinin yayından kaldırılmasının Gezi ile bir ilgisi var. Yönetim değişti, dizinin reytingleri de çok kötüydü. Zaten geçen sezon bile gözden çıkarılmıştı. Çünkü dizi prime time 2 dediğimiz dilimde, gece 23.00'ten sonra yayınlanıyordu. Prime time'da yayınlanan, 20.00'de başlayan dizilere kafa tutamıyordu. Hepsinin karşısında eziliyordu. İlk yüze bile zor giriyordu. TRT yönetimi iyi niyet gösterip hep arkasında durdu. Ancak baktılar reklam geliri ile dizinin maliyeti birbirini karşılamıyor. Yayından kaldırma kararı aldılar. Hemen sosyal medya ayaklandı. Hemen Gezi olayları yüzünden bitirildi şeklinde senaryoları üretildi. Türkiye'de en büyük 4 kanalın genel müdürüne sorun, Leyla ile Mecnun'un yaptığı reyting ve share ölçümlemelerini önlerine koyun. Bakın bakalım hangi genel müdür o diziyi kendi kanalında yayınlar. Zaten iyi olsa bugün bu kadar rekabet varken mutlaka bir kanal diziyi transfer ederdi. Ama kimse bu şartlarda transfer etmek istemez. Artık Leyla ile Mecnun büyüsünü yitirmiş miadını doldurmuş bir iş. O yüzden ne TRT'de suç arayın ne de Gezi olaylarına bağlayın. Ömrü bu kadarmış. Ama bazıları buna inanmak istemiyor, dizinin oyuncuları bile. Reytinglere bir bakın ne olduğunu zaten anlarsınız. Bırakın artık bu Gezi ayaklarını. Biri düşüp kafasını kırsa Gezi'ye bağlıyor.

        PAPERMOON'UN BAHÇESİ HAMAM GİBİ

        İstanbul şüphesiz en iyi mekânlarından biridir Papermoon. Papermoon'un artık bir şehir kulübü olduğunu insanların sosyalleşmek için gittiği bir mekân haline geldiğini söyleyebiliriz. İş sanat, sosyete dünyasının en bilindik isimlerini görmek mümkün. Ancak son günlerde benim aklıma takılan bir şey var. Benim sözünü edeceğim şey ne lezzet eksikliği ne de servis. Paparmoon'un ön tarafta kendi halinde bir bahçesi var. Bir gün yılbaşı gecesi etrafı çevirdiler daha sonra hep öyle kaldı. Şimdi yaz olunca insanın bahçede oturup keyif yapası geliyor. Ancak Papermoon'da artık o keyifli günler geride kaldı. Geride kaldığı gibi bir de işkenceye dönüştü. Oturduğunuz yerde kan ter içinde kalıyorsunuz. Sanki hamama gitmiş kese olacakmış gibi oluyorsunuz. İşte bu anlattığım bölüm aynen bu şekilde. Çünkü mekân hava almıyor yukarıdaki bölüm tente ile kapatılmış. Sağ sol kapalı. Hava almadığı gibi soğutma sistemi adına da hiç bir şey yok. İki tane eski model seyyar vantilatör var ama kimseye faydası yok. Hâlbuki iki tane 8 binlik seyyar soğutucu koysa sorun ortadan kalkacak. Şimdi öğle yemeği için gittiğinizde bir mekânda eğer yaklaşık 200 TL bir hesap ödüyorsanız karşılığının bu olmaması lazım. Oranın püfür püfür esmesi gerekiyor. Sadece iki tabak güzel yemek bazen yetmiyor. En azından bana yetmiyor. Oraya gelen hiçbir müşteriye de yettiğini zannetmiyorum. Papermoon'a gelen müşteri kitlesinin çoğunun yaşam tarzı belli. Hepsinin evinde hizmetçi vardır.

        RAHAT BİR ORTAM LAZIM

        Çünkü bir tabak makarnayı 60 TL'ye satan bir mekânın kullandığı iyi malzeme ve lezzet kadar iyi bir ortamda yaratması gerekiyor. Tamam, Papermoon her zaman Papermoon bundan kimsenin bir şüphesi yok. Açıkçası rakibi de olmadığı için bir başıboşluk var gibi geliyor bana. İş müşteriye rahat bir ortam sunmaya gelince maalesef son günlerde bunu görmez oldum. Yaz ortasında keşke içeride otursak diye söyleniyorsun. İş icabı Papermoon'u kullanan çoğu müşteri takım elbiseli oluyor, dışarıda oturur oturmaz ilk iş ceket çıkarılıyor. Sonra kravatlar çözülüyor. Keyiften değil, sunulan ilkel ortamdan dolayı. Bir süre sonra kendi nefesinden nefes alamıyorsun. Oksijen eksikliğini kalabalık çoğaldıkça hissetmeye başlıyorsun. Bunu birkaç kez söyledim. Ama dinleyen yok sanırım. Belki kış gelir ortam zaten kendiliğinden serinler diye düşünüyorlar herhalde. Ya da bürokrasi olarak takıldıkları bir yer var. Çünkü Akmerkez'in ana cephesinde daha önce iki kere yıkım yapıldı. Ve hâlâ yıkık dökük bir şekilde duruyor. Akmerkez'in içi yenilendi ama dışı hâlâ inşaat gibi duruyor, biz durumu bilmiyoruz. Aynı şey Papermoon içinde geçerli mi değil mi bilmiyorum. Ancak hamam gibi sıcak ortamı Papermoon'a hiç yakıştıramadım. En son Papermoon'da buluşalım diyen iki arkadaşımla pişmek istemiyorum diyerek başka yere gittim. Bu kadar para kazanan bir yer ve para amaçlı olmayan bir müessese olan Papermoon'un kısa bir sürede eksikleri giderip bomba gibi müşterilerinin karşısına çıkma zamanı geldi de geçiyor bile. Papermoon eskidi. Papermoon'un yerdeki taşları bile çok eski ve kırık dökük. Ne demek istediğimi anlamışsınızdır inşallah. Ya da Dinçkök Ailesi, "Aman bana ne isterse gelmesinler" gibi bir düşünceye sahiplerse yapacak bir şey yok. Bu arada personel için söyleyecek bir laf olmadığının altını çizmek isterim. Hepsi çok başarılı, hepsi çok çalışkan.

        Diğer Yazılar