Erkek ve kadın münasebetleri
GEÇEN haftadan beri Okan Bayülgen'in programında ağırladığı psikiyatrları, ürologları, cinsellik uzmanlarını düşünüyorum. Programdaki bütün konuklar erkek' ti. Konu erkek penisi olunca, bir kadının görüşünü çok da önemsememişler. Haklılar. Bizim böyle bir derdimiz yok ama onların hep var! Konu yine geldi erkeklerin kadınlardan duyduğu rahatsızlığa. Ya inanın şaşırıyorum, adamın penis probleminin ya da işlevsizliğinin bile kadına dayatılmasına! Evi topladık, yemeği hazırladık, işimize gittik geldik, çocuğa baktık, bir cinsel organ düzenlemeniz eksikti! Avaz avaz bağıracağım, yemin ederim.
YETER Kİ İKTİDARDAN DÜŞMEYİN!
Neymiş; kadın erkekten çok fazla şey bekliyormuş, erkek kadına yetişemiyormuş, bu onda güç ve iktidar kaybına yol açıyormuş. Ben mi bir şeyleri kaçırdım? Benim bundan anladığım, kadınların sapık olduğu. Ne istiyormuşuz da alamamışız, hiç anlamadım. Bir psikiyatr diyor ki, "Herkes yatakta kendi zevkini düşünsün. Kimse birbirini mutlu etmeye çalışmasın." Bu adamcağızın kadınlarla ilgili bir bilgiye sahip olduğuna inanmakta güçlük çektim. İşin fizyolojik boyutlarına derinlemesine inmeyeceğim, gazeteye penis yazarken bile ellerim titrerken. Cinsel hayatı olan her insan ne demek istediğimi aşağı yukarı anlamıştır. Bildiğim tek bir şey var ki, erkek yatakta kendi telinden çalmaya başlarsa orada cinsel bir münasebet olmaz. En azından kadın açısından...
Erkekler yatakta kadınları mutlu etmeye çalışırken, kendilerini hamal gibi hissediyorlarmış. Vah, vah, vah! E onu da yapmayın bari! Erkeğin ruhu bir süre sonra ölüyormuş ve iş bir uğraşa dönüşmeye başlıyormuş. Kadınlar cephesinden buna çok üzüldük, size bizi başka kadınlarla aldatmanız için vize vermeye karar verdik. Yeter ki siz iktidardan düşmeyin. Programda geçmiş imparatorluklardaki kralların haremleriyle ilgili küplerde vardı. Kralın gücünü göstermesi için, her gün en az bir kadınla cinsel ilişkiye girmesi gerekirmiş. Bu iki günde bire düşerse, kralın gücünün düştüğünün göstergesiymiş. Bunu biz kadınların talep ettiğini hiç sanmıyorum. Bu olsa olsa, erkeklerin kendi aralarında yarattıkları bir kompleksten ibarettir. Nasıl ki, gereksiz şekilde vücut geliştirip, bunun erkekliklerine bir fayda sağladığı illüzyonuna düşüyorlarsa; aynısı.
Birbirlerini çok seven insanlar, cinsel anlamda anlaşacak diye bir kaide yok. Cinsel anlamda anlaşanlar da birbirlerini sevecekler gibi bir durum yok. İkisi bir arada oldu mu; aşk deniyor. Bu yüzden insanlar aşk diye inliyor ya! Aşk, çok uzun süren bir duygu değil. İnişleri ve çıkışları var. Tutku da buna bağlı olarak, sürekli zirvede kalan bir duygu değil. Bunu karşındakinden de kendinden de beklemek mantıksız olur. Arttığı ya da azaldığı dönemler vardır. Bu, her iki taraf için de geçerli bir durumdur.
DOĞANIZ BATSIN!
Erkekler hemen hemen her şeyi egolarına bağlı olarak yaşadığından, bu tutku eksikliği zamanlarında panikleyip başka kadınlarla bu egolarını tatmin etmeye çalışıyorlar. Yatakta başarısız olduğunu hisseden erkek, başka yataklarda kendi güç ve iktidarını korumaya çalışıyor. Biz de kendi kadınsılığımızı korumaya kalksaydık, o zaman iş iyice içinden çıkılmaz bir hale gelirdi. Erkekliğin ya da kadınlığın cinsel münasebetle alakası olmadığını belirtmek isterim. Bu tuzağa her erkek düşer. İlişkisini dağıtma pahasına, gücünü ispat etmek için başka kadınların koynuna girer. Bu durum kadınların üzülmesi gereken bir durum değil, erkek açısından acınası bir durumdur. Onlar başka şansları olmadığı için, bu duruma hep gülerler. "Doğamız gereği" diye başlayan cümleler vardır ya, doğanız batsın ki yalan bunlar! Kendini kılıbık hissetmekten kaçınan erkeğin gövde gösterisinden başka bir şey değil! Kadınları bu mevzuya bulaştırmayın, kendi derdinizi kendi içinizde halledin. Kadınlar uyanın; incileri teker teker dökülüyor bunların!