• Yazı Boyutu:
  • A+
  • A-
HABERTÜRK Gazetesi yazarlarının köşeleri, saat 14:00'den itibaren güncellenmektedir.
Zeynep Çavuşoğlu

Zeynep Çavuşoğlu

[javascript protected email address]

Erkek ve kadın münasebetleri

01 Şubat 2012 Çarşamba, 11:59:04

GEÇEN haftadan beri Okan Bayülgen'in programında ağırladığı psikiyatrları, ürologları, cinsellik uzmanlarını düşünüyorum. Programdaki bütün konuklar erkek' ti. Konu erkek penisi olunca, bir kadının görüşünü çok da önemsememişler. Haklılar. Bizim böyle bir derdimiz yok ama onların hep var! Konu yine geldi erkeklerin kadınlardan duyduğu rahatsızlığa. Ya inanın şaşırıyorum, adamın penis probleminin ya da işlevsizliğinin bile kadına dayatılmasına! Evi topladık, yemeği hazırladık, işimize gittik geldik, çocuğa baktık, bir cinsel organ düzenlemeniz eksikti! Avaz avaz bağıracağım, yemin ederim.

YETER Kİ İKTİDARDAN DÜŞMEYİN!
Neymiş; kadın erkekten çok fazla şey bekliyormuş, erkek kadına yetişemiyormuş, bu onda güç ve iktidar kaybına yol açıyormuş. Ben mi bir şeyleri kaçırdım? Benim bundan anladığım, kadınların sapık olduğu. Ne istiyormuşuz da alamamışız, hiç anlamadım. Bir psikiyatr diyor ki, "Herkes yatakta kendi zevkini düşünsün. Kimse birbirini mutlu etmeye çalışmasın." Bu adamcağızın kadınlarla ilgili bir bilgiye sahip olduğuna inanmakta güçlük çektim. İşin fizyolojik boyutlarına derinlemesine inmeyeceğim, gazeteye penis yazarken bile ellerim titrerken. Cinsel hayatı olan her insan ne demek istediğimi aşağı yukarı anlamıştır. Bildiğim tek bir şey var ki, erkek yatakta kendi telinden çalmaya başlarsa orada cinsel bir münasebet olmaz. En azından kadın açısından...
Erkekler yatakta kadınları mutlu etmeye çalışırken, kendilerini hamal gibi hissediyorlarmış. Vah, vah, vah! E onu da yapmayın bari! Erkeğin ruhu bir süre sonra ölüyormuş ve iş bir uğraşa dönüşmeye başlıyormuş. Kadınlar cephesinden buna çok üzüldük, size bizi başka kadınlarla aldatmanız için vize vermeye karar verdik. Yeter ki siz iktidardan düşmeyin. Programda geçmiş imparatorluklardaki kralların haremleriyle ilgili küplerde vardı. Kralın gücünü göstermesi için, her gün en az bir kadınla cinsel ilişkiye girmesi gerekirmiş. Bu iki günde bire düşerse, kralın gücünün düştüğünün göstergesiymiş. Bunu biz kadınların talep ettiğini hiç sanmıyorum. Bu olsa olsa, erkeklerin kendi aralarında yarattıkları bir kompleksten ibarettir. Nasıl ki, gereksiz şekilde vücut geliştirip, bunun erkekliklerine bir fayda sağladığı illüzyonuna düşüyorlarsa; aynısı.
Birbirlerini çok seven insanlar, cinsel anlamda anlaşacak diye bir kaide yok. Cinsel anlamda anlaşanlar da birbirlerini sevecekler gibi bir durum yok. İkisi bir arada oldu mu; aşk deniyor. Bu yüzden insanlar aşk diye inliyor ya! Aşk, çok uzun süren bir duygu değil. İnişleri ve çıkışları var. Tutku da buna bağlı olarak, sürekli zirvede kalan bir duygu değil. Bunu karşındakinden de kendinden de beklemek mantıksız olur. Arttığı ya da azaldığı dönemler vardır. Bu, her iki taraf için de geçerli bir durumdur.

DOĞANIZ BATSIN!
Erkekler hemen hemen her şeyi egolarına bağlı olarak yaşadığından, bu tutku eksikliği zamanlarında panikleyip başka kadınlarla bu egolarını tatmin etmeye çalışıyorlar. Yatakta başarısız olduğunu hisseden erkek, başka yataklarda kendi güç ve iktidarını korumaya çalışıyor. Biz de kendi kadınsılığımızı korumaya kalksaydık, o zaman iş iyice içinden çıkılmaz bir hale gelirdi. Erkekliğin ya da kadınlığın cinsel münasebetle alakası olmadığını belirtmek isterim. Bu tuzağa her erkek düşer. İlişkisini dağıtma pahasına, gücünü ispat etmek için başka kadınların koynuna girer. Bu durum kadınların üzülmesi gereken bir durum değil, erkek açısından acınası bir durumdur. Onlar başka şansları olmadığı için, bu duruma hep gülerler. "Doğamız gereği" diye başlayan cümleler vardır ya, doğanız batsın ki yalan bunlar! Kendini kılıbık hissetmekten kaçınan erkeğin gövde gösterisinden başka bir şey değil! Kadınları bu mevzuya bulaştırmayın, kendi derdinizi kendi içinizde halledin. Kadınlar uyanın; incileri teker teker dökülüyor bunların!

Diğer Yazıları

O sigarayı yaksaydım, bugün burada değildim...

  • Yayın Tarihi: 25/05/12 10:24
  • [javascript protected email address]
Hayat pamuk ipliğinden ibaret. Bazen hepimiz hayatta kalacağımız ve burada uzun süre duracağımız inancına nereden sahip oluyoruz anlam vermek mümkün değil. Hayat ve manayla ilgili yazmaya başlayınca insanların birçoğunun içine hafif bir bayma hissi...
Devamını Oku

Trafikten bildiriyorum...

  • Yayın Tarihi: 23/05/12 10:54
  • [javascript protected email address]
Venüs'ün hızla geri gittiği ve her işin adeta kâbusa dönüşebileceği bu günlerden birinde, 2 felaket yolculuk yaşadım. Bu 2 yolculuk sırasında birkaç kere, bir daha evden çıkmamayı bile düşündüm. Bunlardan biri, 2 günlük bir Büyükada tatilinden sonra...
Devamını Oku

Paçozluk dönemi

  • Yayın Tarihi: 20/05/12 11:15
  • [javascript protected email address]
DOSTOYEVSKI'NİN uzun zaman önce kullanmış olduğu Rusça bir kelimeydi 'Poshlost'. Türkçe ya da evrensel bir dil olan İngilizce tarafından tam bir tanımı olmayan bir kelimeydi. Taa ki Alev Alatlı'nın o 'paçoz' tanımıyla karşılaşana kadar. Kendisi paçoz...
Devamını Oku

Türkiye'de tecavüz artıyor

  • Yayın Tarihi: 18/05/12 10:46
  • [javascript protected email address]
Son bir senedir medyadan yansıyan tecavüz olaylarındaki artış, herkesin dikkatini çekiyor.Kadınlara yapılan zülüm ve baskının çirkinliği giderek artıyormuşçasına bir tablo gözler önüne seriliyor. Dışarıdan bakan insanlar için sadece bu konuda olmasa da...
Devamını Oku

Hazmedemiyorum!

  • Yayın Tarihi: 11/05/12 11:28
  • [javascript protected email address]
GÜNLERDEN herhangi bir gün... Telefonumun pek çalmadığı, kendi dünyamda çok fazla şeyin yıkılmadığını sandığım bir gün. Uzun zamandır mide hassasiyeti çekiyorum; en büyük endişem sadece bundan ibaret sanıyorum. Anneme sabah kahvesine gittiğim günlerden...
Devamını Oku
Tüm Yazıları