Habertürk
    Takipte Kalın!
      Günlük gelişmeleri takip edebilmek için habertürk uygulamasını indirin

        KORKULAN sonunda başımıza geldi. İnsanların ikiyüzlü, karaktersiz ve yalancı olmasından yüzlerce sene çektiğimiz doğru. Meğer bu işin iyi tarafıymış. Bir sonraki stepin daha korkunç olacağını bilseydik; ikiyüzlü insanlara şükreder hale gelmiş olmazdık. 'Sim City', kendi kentimizi bilgisayar oyununda kurmamızı ve yönetmemizi sağlayan bir strateji-simülasyon oyunudur. Daha sonra bu tür oyunların karakter yaratılabilenleri de piyasaya sürüldü. Bunların insanlar tarafından sanal ortam aracılığıyla aramıza sürülmesi benim için beklendik bir durum değildi.

        Şimdilerde 'Bizim City' tadında bir vaka var. Sanal ortamlarla beraber, aslında var olmayan insanlar aramızda kol geziyor. 'Biz' ve 'onlar' ayrımcılığı yapmak zorunda kalıyorum, çünkü bu insanların kimlikleri yok. Yani asıl kimlikleri gizli. Elbette hepsinin fotoğrafları, kendileri için inşa ettikleri kimlikleri, meslekleri, sınıfları, inançları ve arkasında durdukları değerleri mevcut. Fakat bunların hangisi gerçek, hangisi sempatizan kazanmak için edinilmiş bir maske, belli değil!

        HAYATLARIMIZA SIZIYORLAR

        Dışarıdan bakıldığında ortada son derece samimi ve sevecen bir tablo var. Zaten işin temeli sempatik olmakta. Bu işin birkaç kuralı var. Fark edebildiklerimin profilini inceledim, her birinde bir Pucca ideolojisi görmek mümkün. Yani, dobra görüneceksin, hafif hırçın, esprili ve en önemlisi kendinle dalga geçmeyi bileceksin. Bütün bunların yanına kadınsan bir de güzel bir fotoğraf koyacaksın.

        Eh, bir insanı tanıdığınız birçok kişi takip ediyorsa, o kişinin gerçek olduğu izlenimini taşımanız da gayet doğal. Bu insanlar bir şekilde aramıza ve hayatlarımıza sızıyor. Hem de insanın aklının almadığı bir samimiyetle. Çünkü insanlar yakınlarındaki insanlardan çok, hiç tanımadıkları insanlarla iletişim kurabiliyor. İki insanın kendi sınırlarını çizmeye ihtiyacı olmadığı bir ortamda, uzaktakinden bir zarar gelmez hissiyatına kapılabiliyor insan.

        KİMLİKSİZ AŞKLAR YAŞANIYOR

        Bu tip insanlarda bu psikolojiyi bildiklerinden, işi kendi aleyhlerine çevirmekten hiç rahatsızlık duymuyorlar. İşin en tuhaf tarafı, bu aslen kimliksiz olan insanlar, sanal ortamda birbirlerine âşık oluyorlar. En fenası, gerçek kimliğiyle kendini deşifre eden kişinin kimliksiz birine âşık olması. Bu insanlar birbirlerini hiç görmüyorlar. Kimliksiz şahıs gerçekle asla yüzleşmek istemediği için, kendini uzaklarda bir yerde yaşıyor gibi gösteriyor. Aşk sadece mesajlarla, e-maillerle, daha ileri safhalarda cep telefonlarıyla taşınabileceği yere kadar taşınıyor.

        Bu, insanların gerçek kimliklerinden hoşnutsuz oldukları için başvurdukları bir yol mu, yoksa kendilerini ancak böyle özgür kılabildiklerine ait bir inanç mı bilmiyorum. Bu insanlarla karşılaştığım zaman bu soruyu sormaya çekiniyorum. Çünkü gerçek ortaya çıktığı anda kaçış başlayacak, bunu biliyorum. Fakat yine de onları izlemekten alıkoyamıyorum kendimi. Benim için son derece şizofrenik ve garip bir dünya. Fakat aynı zamanda müthiş bir özgürlük hissi....

        İLERİDE BÜYÜK BİR FACİA ÇIKABİLİR

        Gerçek hayatlarında istedikleri gibi davranamayan, bundan çekinenlerin sanal dünyası burası.

        Onlar için belki de tek gerçeklikleri. Kendi küçük hayatlarında belki de 3-5 arkadaş zor edinmiş bu insanları sanal dünyada göz ardı edilemeyecek kadar çok insan takip ediyor. Takipçi sayısını yüz binlere taşımış olanları bile var. Hafife alınmayacak kadar büyük kitlelere seslerini duyurabiliyorlar. Fakat asla kendi kimlikleriyle karşımıza çıkmıyorlar. Kafası birazcık çalışan bir insanın, bu kimliklerin gerçek olmadığını da anlaması mümkün...

        Bu insanların kendilerini yapay bir dünyanın içerisine hapsetmiş olmalarını, o dünyanın dışında başka bir dünya inşa edememiş olmalarını, sabahtan akşama kadar adı 'sosyal' bana göre 'yapay' medyada nabız tutup daha da çok sevilme istemlerini bir yerde çok üzücü buluyorum. Bütün zamanlarını ve enerjilerini bu elle tutulamayan, hava gazı dolu mecraya sarf etmelerini de büyük bir yalnızlık ve kaybolmuşluk olarak adlandırıyorum. Strateji ve simülasyon gerçek hayatla karışırsa; ileride büyük bir faciaya sebep olabilir.

        Diğer Yazılar