Habertürk
    Takipte Kalın!
      Günlük gelişmeleri takip edebilmek için habertürk uygulamasını indirin

        Televizyonlar son zamanlarda alternatif tıbbın kellikten körlüğe her derde deva olduğunu ballandıra ballandıra anlatan güruh ile dolup taşıyor.

        Oysa nasıl hukukun, kimyanın, fiziğin alternatifi yoksa tıbbın da alternatifi yoktur ve olamaz ama alternatif tıp tabiri “galat-ı meşhur” (meşhur yanlış söz) olarak dilimize yerleşmiştir.

        Alternatif tıbbın pek çok farklı türü içinde ülkemizde de en çok rağbet göreni “fitoterapi” yani bitkilerle tedavidir. Bulantı için nane-limon çayı, öksürük için zencefilli bal, kabızlığa karşı sinameki de geniş manada bitkilerle tedavi sayılır ama fitoterapi denince daha ziyade formülü herkes tarafından bilinmeyen “efsunlu” karışımlar anlaşılır.

        Bizde de yüzyıllardır çok yaygın olan geleneksel fitoterapi için Lokman Hekim Tıbbı, geleneksel tıp veya koca-karı ilaçları gibi tabirler de kullanılabilir. Bu, iyi niyetle, Allah rızası için yapılan ve bazı durumlarda gerçekten de çok işe yarayan bir tedavi yöntemidir.

        Bunların temelleri gözlemlere, dine, inançlara ve kültürlere dayanır. Usta-çırak, hoca-talebe, baba-oğul ilişkisi ile öğrenilir. Usta veya hoca, eğitimleri ve hatta bazılarının okuma-yazmaları bile olmayan kişilerdir. Ürünlerini ilkel yöntemlerle kendileri hazırlarlar ve bunları genellikle hiçbir ücret almadan verirler. Bunların yarattıkları mucizeler toplumda kulaktan kulağa yayılır.

        Modern fitoterapi

        Alternatif tıbbın giderek çok büyük kazançlar sağlayan bir sektör olduğunun anlaşılmaya başlamasıyla beraber de “modern fitoterapi” doğmuştur.

        Eskiden ilkel yöntemlerle her kişi için özel yapılan bitkisel ürünlerin yerini teknolojiden yararlanılarak seri olarak üretilen, ilaçlar gibi marka ve şık ambalajları olan ürünler alır olmuştur.

        Fitoterapi dünyanın kâr payı en yüksek olan sektörlerinin başında gelir; üç kuruşluk otlar yüzlerce liraya satılabilir.

        Çoğunun etkinlikleri ve emniyetleri bilimsel yöntemlerle “kesin olarak kanıtlanmamış” bu ürünlerin serbestçe reklâmı yapılabilmekte ve tüm dünyada özellikle de Amerika ve Avrupa ülkelerinde kapış kapış satılmaktadır.

        Bizim uyanıklar iş başında

        Son senelerde ülkemizde fitoterapinin büyük bir kazanç kapısı olduğunu gören bazıları doktor, çoğu ise tıp dışı mesleklerden olan “kerameti kendinden menkul uyanıklar” türemeye başladı.

        Bunlara hemen daima “Hocam” şeklinde hitap ediliyor. İnsanların çoğu da bunların gerçekten “tıp doktoru” ve “profesör” olduklarını sanıyor.

        İdrar kaçırmadan adet sancısına, egzamadan hepatite, meme büyütmeden boy uzatmaya, kanserden boyun fıtığına, kıl dönmesinden astıma kadar akla hayale gelebilecek her şikâyet ve hastalığa iyi geldiği söylenen bu ürünlerin hiçbirinin kanıtlanmış etkisi yoktur.

        Bu uyanıklar bilimsel (!) araştırmalar yaptıklarını söylerler ama bunları yapmaya ne yetkileri ne de imkânları vardır. Zaten bu araştırmaların hiçbirini tıp dergilerinde görmek mümkün değildir. Aslında böyle bir araştırma zaten çoğu zaman yapılmamıştır; olanlar da bilimsel bakımdan hiçbir değeri olmayan uydur-kaydır yazılardır.

        Duygu sömürüsü yanında din sömürüsünü de mükemmel becerirler. “Evelallah” veya “Allah’ ın izniyle” gibi ifadeler ağızlarından hiç düşmez.

        Araştırmalarının ve ürünlerinin onlarca internet sitesinde yayınlandığını, bütün dünyada kabul gördüğünü, milyonlarca kişi tarafından kullanıldığını üfürürler.

        Bazıları göbek havaları veya kahkahalarıyla meşhur sarışın kadın programlarında, bazıları ise uydu üzerinden yayın yapan kanallarda sıkça boy gösterirler. Ürünlerinin, kitaplarının, sitelerinin serbestçe reklâmını yaparlar.

        Bazılarının fiyatı birkaç yüz lirayı bulan ama aslında beş para etmez onlarca ürün genellikle internet üzerinden veya özel dükkânlarda serbestçe satılır.

        Sağlık Bakanlığı ne diyor?

        Sağlık Bakanı Recep Akdağ şunları söylüyor (1):

        "Türkiye'de ruhsat almış bitkisel ilaç yok, eğer ruhsat verilen bir ilaç olursa da bunların sadece doktor tarafından verilip, eczanelerden alınabilir.

        Doktor olmadığı halde herhangi bir kimseyi doktormuş gibi tedavi eden, ister ruhsatlı ilaçlı ya da bu bitkisel adı altındaki ilaçlarla tedavi etmeye çalışan bir kişiye, iki yıl ile beş yıl arasında hapis cezası verilir.”

        Gelelim neticeye

        BİR: Fitoterapi ağızları iyi laf yapan şarlatanların ellerine teslim edilmemesi gereken geleneksel bir tedavi yöntemidir. Piyasada satılan bitkisel ilaçların hiçbirinin ispatlanmış tedavi edici etkisi yoktur.

        İKİ: Modern tıp fitoterapiyi görmezden gelmek bir yana ona sahip çıkmalı, bitkisel ürünlerin etki ve emniyetlerini, nerede ve nasıl kullanılabileceklerini ilaçları için uyguladığı bilimsel yöntemlerle belirlemelidir.

        ÜÇ: Yetkililer, insanları bitkilerle aldatan bu kişilerin serbestçe reklâm ve satış yapmalarını önleyecek kanuni tedbirleri acilen almalıdır.

        DÖRT: Reyting ve tiraj peşindeki medya sorumluluğunu bilmeli ve bu kişilerin emellerine alet olmamalıdır.

        KAYNAK

        http://www.beyazgazete.com/video/2011/06/16/bitkisel-ilac-gercegi.html