Günlük gelişmeleri takip edebilmek için habertürk uygulamasını indirin
HABERTURK.COM

Öncelikle kimya sektörü çok konuşulan, irdelenen bir sektör değil, biraz bize sizin neler yaptığınızı anlatır mısınız Organik Kimya olarak? Türkiye'nin bu sektörde konumu nedir?

Sektörü belki 3'e bölebiliriz. Temel kimya sektörü, petrolün en yakın türevleri. Özel kimya sektörü, biz o sektördeyiz. Ayrıca tüketim kimya sektörü.

Güçlü bir ekonomi için, güçlü bir sanayi için kimya sanayi'ye ihtiyaç var. Bu açıdan stratejik bir sanayi sektörü. Dünya'da kimya sektörüne bakarsak aşağı yukarı 4 trilyon dolarlık bir sanayi sektörü, çok büyük boyutlarda ve büyük bir değişim içinde. Kimya sanayi, son 20 seneye baktığımız zaman, tüketicisi tüketime yaklaşıyor. Tüketimde en fazla Asya'da patladığı için Çin'de anormal bir şekilde büyüdü, son 20 senede Çin en büyük ithalatçıyken bugün bu 4 trilyon dolarlık sektörün içinde 1 buçuk trilyon dolarlık pay alıyor. Nerdeyse %30'u. Diğer %15'i Amerika,  %15 Avrupa olduğunu biliyoruz. Ama güçlü sanayisi olan ülkeler kesinlikle güçlü bir milli kimya sanayilerine sahipler.

Türkiye neden istenilen bir şekilde bu sektörde gelişemedi? Sıkıntılar neler?

Türkiye kimya sektöründe önemli bir oyuncu, çok büyük bir tüketici. Büyük tüketici olmakla beraber, Türkiye'deki tablonun en acı tarafı çokta büyük bir ithalatçı olmamızdır. Dünya'da kimya sektöründe cari açıklık veren ülkeleri sıraladığımız zaman, Türkiye 4. sırada yer alıyor. Temel kimyasallarda, bilhassa plastik sektörünü düşündüğümüz zaman, ihtiyacın %90 üzerinde ithal ediyoruz ve bugün cari açığımızı da analiz ettiğimizde, Enerji tabi en büyük açık sebebi, onun arkasından gelen en büyük açığımız kimya sektöründe oluşuyor. Cari açığımızın %35'i kimya sektöründe oluşuyor. Enerji'ile yapılacak şeyler oldukça sınırlı ama Kimya'ile bir takım tedbirler alınabilir.

Ne mesela yapılabilir?
 

Bu konuda, Organik Kimya olarak ve ben şahsen, bir çok çalışmalar yaptım. Türkiye'deki bütün önemli Kimya üreticileri, yerli olsun, Uluslar arası olsun. Toplandık, bir dernek kurduk ve Türkiye'de neden kimya sektörünün gelişmedeğini, neden Türkiye'ye yeterince yatırım gelmediğini anlamaya çalıştık ve biz ordaki sorunu esasında kümeleme eksikliğine bağladık yani Türkiye'de maalesef şimdiye kadar Kimya ile ilgilenen müesseseler gelişi güzel değişik yerlerde kuruldular, oysa ki Dünya'da bir rekabet edebilmek için Kimya Şirketleri'nin kümelendiğini görüyoruz. Aynı bölgelerde, genellikle denizin kenarındaki bir bölgede, bir nehrin üzerinde olabilir.

Şirketler birlikte çalıştığı zaman genellikle birisinin enerji fazlası, öbürünün enerji eksiğini kapatıyor. Bu şirketler aynı zamanda bu şekilde birbirlerine yardım ettiği için çok büyük sinerjiler ve çok büyük rekabet avantajlarını sağlıyorlar. Dolayısıyla derneğimiz “Chem Port”'u bu sebeplerden ötürü kurduk. Bu isimide verdik, isimden hedefimiz anlaşılsın diye, bir kimya limanı, bir sanayi limanı. Tabiki bu bir altyapı projesidir, kimya dediğiniz zaman önemli bir altyapı'ya ihtiyaç var. Bu altyapı projesini düşündüğümüz zaman biraz İstanbul'daki 3. Havalimanı projesini anımsatıyor, o da Türkiye için önemli milli bir proje. Havalımanı nasıl bir “Hub” olmuşsa,  ve daha büyük ölçülerde olacaktır, Kimya'nın bu şekilde kümelenmesiyle burada da bir “Kimya Hub”ı oluşturulabilir.

Bir merkez olacaksa Akdeniz'e yakın mı olmalı? Belli başlı bölgeler var mı kafanızda?

Başarılı örnekler var Dünya çapında, Rotterdam Liman'ı, Singapur'da, Şangay'da, Kore'de var Seoul'a yakın, Tayvan'da var. Normalde bu kümelerin deniz kenarında olmaları şart ama aynı zamanda büyük bir şehire yakın olmasında ve pazarına yakın olması çok önemli. Büyük bir şehir, neden? Çünkü çok kaliteli istihdam söz konusu, bunlarda ancak büyük şehirlerde kaliteli bir yaşamın olduğu yerlerde oluyor. 2 milyar dolarlık bir yatırım, gördüğümüz örneklere göre 20 milyar dolar kadar bir üretim yatırımı çekme potansiyeline sahip oluyor. 20 milyar dolarlık bir yatırımda en azından 20 bin kişiyi direkt olarak etkiliyor. Çok kaliteli bir istihdamdan söz ediyoruz. Dolayısıyla, böyle bir proje kafamızda var. Çok da heyecanla bütün Chem Port üyeleri bunun peşinde koşuyoruz. Bizim amacımızda da bunları Cumhurbaşkanımız, Başbakanımız'ile paylaşıp yolunu açmak. 2023 hedeflerine ulaşmak için güçlü bir Kimya Sektörü'ne ihtiyaç olacak. Kimya Sektörü'nün bir tek ihracatı değil, kimya dolaylı olarak diğer sektörlerin yoluylada ihracat yapıyor. Kimya bir otomobilin %15'i, Tekstilin belki de en önemli girdisi. Dolayısıyla direk “Kimya” olarakta ihraç edebiliyorsunuz, dolaylı olarakta diğer ürünlerle birlikte de. Kesinlikle büyük bir fark yaratacak sektördür bugün.

Rekabetciliğimiz açısından böyle bir projenin gerçekleşmesi önemli. Türkiye ithalatta 4. sırada dediniz, peki şimdi 2013-2016 ihracat-ithalat rakamlarına bakarsak, ikisinde de mi bir düşüş olmuş Organik Kimya'dan, bunun nedeni ne? Petrol fiyatları mı dersiniz? Ayrıca önümüzdeki dönemlerde ihtalat/ihracat'ta nasıl değişiklikler olur?


Az önce dediğim gibi Kimya'da çok büyük bir açık var, ithalatımız 50 milyar dolar civarındaysa, ihracatımızda bütün ürünleri dahil edip aşağıya yukarı 20 milyar dolarlık olursa, 30 milyar dolarlık bir fark var. Toplam rakama bakmak belki yanlış bu sektörde çünkü Petrol fiyatları 120 dolarken şimdi 40-50 dolarlara düştü. Dolayısıyla önemli olan değer katma aslında, birim fiyatınız düşmüz olabilir ama önemli olan zaten, tamamen ithalata bağlı bir sektör olduğu için aradaki fark, marj, önemli. Daha düşük fiyatlarla daha yüksek marjlarla da satmış olabilirsiniz. Dolayısıylada siz bir düşüşten bahsediyorsunuz, bu son senelerdeki Petrol'daki düşüş, Kimya Sektörün'de de ana girdi o olduğu için, ve bütün Petrol'un türevlerininde fiyatları düşmüştür.

Siz Organik Kimya, tabi zor bir sektör, Türkiye'de yapmak kolay değil. Siz nasıl başardınız? Biraz anlatır mısınız? Neler yaptınız? 2016 nasıl geçti mesela? 2017'nin ilk yarısı bitti, nasıl başladınız seneye?

Biz özel kimyasallardayız, dolayısıyla, temel kimyasallardan biraz farklı modeller söz konusu. Bizim sektörümüzdeki en önemli unsur inovasyondur. Biz kuruluşumuzdan beri inovasyonla büyüdük. İstiyorsanız şirketmizi hızlı bir şekilde özetleyim, biz sektörlere hitap ettiğimiz için tüketiciye pek hitap etmiyoruz. Ama tarihçemiz aşağı yukarı 1924 senesine gidiyor. Nerdeyse Cumhuriyet'le aynı yaşta bir şirket. '65 senesinde üretime geçiyor, bir aile şirketiyiz, hep de özellikli kimyasara odaklanmış olduk. Değişik Sanayi sektörlerine ara mamül veriyoruz. Bizim en fazla hitap ettiğimiz şirket; boya, iç, dış, endustriyel boyalar, yapı kimyasallar, deri tekstil, yaşam kimyasalları, endustriyel yapıştırıcılar, aşağı yukarı en önemli sanayi kollarına hitap ediyoruz. Biz aynı zamanda Uluslararası bir şirket ile olduk, yurt dışında yatırım yapmış olduk ve 4 ayrı yerde üretim yapıyoruz; İsviçre'de, Rotterdam Liman'nında, Rotterdam'da 2007 yılında “Greenfield” tesisini devreye aldık. Bütün dizaynını, bütün mühendisliğini Türkiye'den yapmak suretiyle yaptık. Esasında bizim gurur kaynaklarımızdan bir taneside o, Türkiye'den Avrupa'da, Kimya Sektörün'de yatırım yapan başka bir Türk şirketi yok. O açıdan güzel ve güzel bir şekilde de büyüyor yatırımımız. İsviçre, Hollanda ve Türkiye'de 2 tane tesis var, değişik ürünler üretiyoruz. Satışlarımızın %70'i yurt dışında, Avrupa'da aşağı yukarı 80 ülkeye dokunuyoruz.

Arge'ye ne kadar pay ayırıyorsunuz mesela?

Ciro'muzun en az %3'ü. Bu Arge merkezinin resmi rakamları. Aslında şirketin tamamı Arge'ile ilgileniyor, yani bugün bir usta başı, bir işçi bile yeni bir fikirle çok rahatlıkla ortaya çıkabiliyor, paylaşabiliyor, tartışabiliyor.  Dolayısıyla çok katılımcı bir toplumumuz var, o açıdan da belki o da şirketimizin bir özelliği. Uluslar arası bir firmada çalışan bir insan büyük değişimler yapamaz, getiremez. Çünkü orada bir formül geliyor, bir ürün geliyor o şekilde de uygulamak gerekiyor, değiştiremez. Biz de yaratacılığını kullanıp, bir fark yaratabiliyor. Üretim aşamasında da, ürünlerde de ve  bu da bizim Türkiye'deki farkımız, aynı zamanda da Avrupa'da bundan çok güç alıyoruz. Başarımızda bunlara bağlı.

Avrupa'da Kimya sektörün'de bir “konsolidasyon” yaşandı?

2008'den sonra bütün sektörlerde oldu, oradaki kimya sektörü'de bir tepki vermiş oldu. Burada da, belki de en önemli tepkisi, birleşme oldu. Çok hızlı ve hızlanan bir tempo ile bu birleşmeler devam ediyor. Son 2 senede 350 milyar dolarlık birleşmeler oldu. Geçen bir daha 15 milyar dolarlık bir birleşme oldu, Clariant'la başka bir şirket birleşiyor ve tabi bu birleşmeyle beraber sinerji geliyor. Nedir mesela? “Cost cutting”, masrafları kısma, en basit ve kolay kesilecek masrafta normalde arge oluyor. Biz de orada bir boşluğu yakaladığımızı düşünüyoruz, çünkü müşteriler hala bir farklılık, özellik arıyorlar kimyasal madellerde. Kendileri farklılaşmak için istiyorlar. Biz de onu sağlıyoruz, Türkiye'deki arge'mizle, onlarla beraber yakın çalışarak, onu yapmaya çalışıyoruz.

Peki siz Holding olarak şirketinizi bir birleşme veya satın almaya götürmeyi düşünür müsünüz?

Değerlendirebiliriz. Türkiye'de bu “Chem Port” projesine çok pahalı. “Chem Port” gibi Kimya'ya uygun bir altyapısıyla beraber bir küme ortaya çıkarsa.. Türkiye çok cazip bir pazardır, ilgi olacağından şüphemiz yok. Yabancılarla da beraberde de, “joint venture” şeklinde  belki de olabilir. Ama biz şimdiye kadar, ismimizde Organik Kimya, organik olarak büyüdük, satın almalarla büyümedik.

Siz TÜSİAD'da başkan yardımcılığını aynı anda yürütüyorsunuz, genel Türkiye ekonomisinden bahsedip, kapatalım mı? 2017'ye nasıl bir giriş yaptık? Türkiye'nin 2023 hedefleri, ihracat hedefleri var. Beklenen büyüme trend'ini yakalar mıyız? Neler söylersiniz?

Benim TÜSİAD ve Organik Kimya şapkalarımı birleştirerek belki de ortak bir iey söyleyebilirim; Doğru ürünler, doğru atılımlar, eylemleri yaptığınız zaman büyümeyi sağlarsınız. Dolayısıyla ben bunu İnovasyon'da gördüm. Katma değerli ürünler, biz dünyada hala daha çok küçük bir paya sahibiz. Dolayısıyla doğru stratejiler alırsak, ne olursa olsun, Kriz'de olursa bile biz içinden sıyrılabiliriz. Baktığımız zaman enflasyon rakamları çok iç açıcı değil. Kurlarda'ki bu oynaklık çok zorluklar yaratıyor. Faizlerin yükselmesi mesela, bütün bunların hepsi biraz insanları tedirgin ediyor.  Ama tabi bugünkü durum, işsizlik, enflasyon, bunlar yanlış bir trend'de ve değişmesi lazım. Bizim şirkette, kendi içimizde, bir sloganımız var; “Formülü sende” diyoruz bütün çalışanlara, formülü var aslında Türkiye'nin krizleri içerisinden çıkması için, formülü bizde diyorum o yüzden. Bugün endişe verici şeyler var ama geleceğe ümitle bakabiliriz.