Habertürk
    Takipte Kalın!
      Günlük gelişmeleri takip edebilmek için habertürk uygulamasını indirin
        Haberler Kültür-Sanat

        Amerikan sinemasında ‘banliyö yaşamı’ ile ilgili birçok film izliyoruz. Ne mutlu ki “Çoğunluk” sayesinde ülkemizde de aile tablosu üzerine minimalist bir dram ile yüzleşme şansı bulabiliyoruz. Yapıt, aileyi bir ‘çıkmaz sokak’ olarak niteleyerek oradan kurtulamamanın da toplumda yoğun yaralar açabileceğini sorguluyor ve seyircisine soruyor ‘Toplumdaki çoğunluk kim?’. İşte Seren Yüce ilk filminde Robert Bresson’a yakın yönetmenlik stiliyle bu ikilemin cevabını ararken keskin bir İstanbul ya da Türkiye portresi çıkartarak da sosyopolitik anlamda derin noktalara gidiyor. Dün Antalya Film Festivali’nden ‘en iyi film’ dahil üç önemli ödülle dönen eser, tokat gibi çarpan finaliyle akıllardan zor çıkacak gibi.

        Türk sinemasında minimalist filmler ve aile hikayeleri ayrı ayrı akar iken “Çoğunluk”, bu ikisini bir araya getirerek ulusal alanda uygun bir yol açıyor. Öyle ki burada “Ayrılık” (“Die Fremde”, 2010) gibi eserlerde gördüğümüz ‘aile tablosu’nu da, Yılmaz Arslan’ın “Fratricide”inde (2007) tanıklık ettiğimiz Türk-Kürt çatışmasını da, “Kampüste Çıplak Ayaklar”ın (2009) gençlik filmi tonunu da görmek mümkün.

        ABD’de banliyö yaşamı varsa bizde de var

        Öyle ki bir ailenin dalları arasından süzülürken, yetişmişlik, günümüze uyum, toplumsal zorluklar ve daha nicesi ile ilgili derin mesajlarla karşımıza çıkıyor Yüce bu ilk filminde. Buna da okuyan oğlanın varoluş sorunu, annenin bastırılmış ve iletişimsiz haliyle gelen köşeye sıkışmışlığı, babanın ise dünyayı umursamadan ‘taşfırın’lığını göstererek yol açtığı şeyler ekleniyor zaten.

        Yönetmen, bir bakıma Türkiye’nin orta sınıfından bir ailenin hikayesini anlatırken, ABD’de banliyö yaşamı var ise ‘Bize de taşra Ataşehir tarafında, ilişkiler de iletişimsizlik ile göstermelik sevgi depolaması arasında gidip geliyor’ demek istiyor. Bu noktaya ulaşırken ise Robert Bresson’dan etkilenen minimalist bir yönetmenlik üslubu benimseyen Yüce, açılan araların çok da ileriye gitmeden topluma ayak uydurduğunu, bu sorunsalın da sosyopolitik dünyaya hasar verdiğini inceliyor.

        Gerçekçi bir İstanbul (Türkiye) portresi

        Ancak her şeye rağmen geçmişten etkilenme ile gelen bir Osmanlı erkeği modelinin, günümüzde sıkça artan Kürt kızı metropoldan köyüne geri götürme gerçeğinin, göç meselesinin, yan semtlerdeki şiddet sorununun ve daha nicesinin sardığı hafif gerçekçi, hafif soğukkanlı bir İstanbul portresi çıkarıyor karşımıza. Amacı da zaten bunun üzerinden bir mikro-Türkiye göstermek bizlere. Bunu da ‘alegorik’ açılımlara yayarak derinleşmeyi beceriyor.

        Tüm bunları yaparken kaza sahnesi ve seks sahnesi gibi Türk sinemasında halledildiğini zor gördüğümüz sahneleri de tamamına erdirmesini takdir etmeliyiz. Öyle ki birini keskin bir uyum kesmesiyle, diğerini plan sekans (kesintisiz sahne) ile kavrayan yönetmen, her ikisini de kendi üslubuna uydururken sinemasal bir sonuç da çıkarmayı başarıyor. Bu sinemasal zekanın değil ilk filmini kimi beşinci filmini çeken yönetmenlerde bile rastlayamayacağımız bir olgunluk olması da “Çoğunluk”un değerini arttırıyor.

        Bu doğrultuda da aslında karşımıza çıkan toplamda Yüce’nin bu zeki ve ustalıklı yönetmen dokunuşlarını görmemiz, çokça sessizlik, locked-down shot (kamerayı aksiyonun zıttında bir yere sabitleme tekniği), geniş ölçekli objektifler gibi öğelerden beslenirken daha önce Zeki Demirkubuz, Tayfun Pirselimoğlu gibi yönetmenlerde gördüğümüz ‘toplumun altında saklanıp geri dönen gerçekler’ meselesini hakkıyla kavramayı başarıyor.

        Toplumdaki ‘Çoğunluk’ kim?

        Yeni Sinemacılar’ın her eserinde olduğu gibi Yüce, hem ilginç bir sosyopolitik meseleyi sinemaya aktarmayı hem de sinemasal anlamda olgun durmayı becerebiliyor. İlerleyen dönemde yolunun sonuna kadar açık olduğunu da söyleyebiliriz rahatlıkla... Özellikle son sekanstaki hiçci, düşündürücü ve kendini hissettirmeden vuran planı başta olmak üzere birçok unutulmaz sekansı var “Çoğunluk”un.

        Peki ailedeki veya toplumdaki ‘Çoğunluk’ hangisi? Kürt kız mı, Osmanlı erkeği baba mı, ergenliğe yeni giren genç çocuk mu, yoksa kimseyle iletişim kuramayan anne mi? Zaten hepimiz de bu soruyu sormuyor muyuz zaman zaman kendimize? İşte Yüce de bunun cevabını arıyor ve topu izleyiciye atıyor. Aynen modern sinemanın ustası birçok yönetmenin yaptığı gibi...

        FİLMİN NOTU: 6.5

        Künye:

        Çoğunluk

        Yönetmen: Seren Yüce

        Oyuncular: Bartu Küçükçağlayan, Settar Tanrıöğen, Esme Madra, Nihal G. Yoldaş

        Süre: 102 dk.

        Yapım Yılı: 2010

        NEMO’NUN BELÇİKALI KUZENİ

        Sürekli çizgi film üretmek farklı bir meziyet olmalı. Belçikalı yönetmen Ben Stassen de bu bilgisayar animasyonu alanına mensup eseri “Sammy’nin Maceraları”nda bu hakimiyeti hissettirirken bir kaplumbağanın doğumundan yaşlılığına kadar yaşadıklarını ‘yetim öyküsü’ çerçevesinde incelemeyi beceriyor. Böylece Pixar ve DreamWorks’ün ürünü animasyonlardan da aşağı kalmayan şirin mi şirin bir animasyonla çıkageliyor.

        Gerçek bir animasyon yönetmeni olarak benzerlerinin arasından sıyrılan Ben Stassen, bu alanda sayısı saymakla bitmeyen eserlerinin son halkasında yine bir bilgisayar animasyonuyla çıkagelmiş. “Sammy’nin Maceraları” (“Sammy’s Avonturen: De Geheime Doorgang”), “Kayıp Balık Nemo” (“Finding Nemo”, 2003), “Bir Köpekbalığı Hikayesi” (“Shark Tale”, 2004) gibi deniz altını mesken tutan tür filmlerinin alanında eli yüzü düzgün bir örnek.

        Amerikan rakiplerinden farksız

        Adeta bir Pixar veya DreamWorks ürünü kadar da detaycı, eğlenceli, karakterleri şirin mi şirin ve zamanı çabucak akıtma becerisine sahip. Kaplumbağaların dünyası adına Amerikan animasyonları kadar geniş bir evren ve yaratıcılık patlaması yapan düzen kurma konusunda keskin bir atılımı yok belki. Bu konuda da bir başka Avrupa animasyonu “Parti Tırtılları”nın (“Disco Ormene”, 2008) gerisinde kalıyor doğrusunu söylemek gerekirse.

        Ancak bir kaplumbağanın oluşum sürecini ele alırken, onu bir yetimin yerine koyarak ince ince dokunmuş bir ‘hayat başlangıcı’ portresi sunmayı beceriyor. Ana karakter kaplumbağanın ve onun bu yolda karşıladığı uçarı arkadaşı ile ilk sevgilisinin de bu duyguya ayak uydurduğu söylenebilir.

        Bir yetim öyküsü

        Buradan da yönetmenin seyirciyi yakalarken yaş ayrımı yapmadan ‘bir yetim öyküsü’ yakalama çabasına giriştiğini sonucunu çıkarabiliriz. Öyle ki kaplumbağalar babaları kumsalda bir oluğa bıraktıktan sonra yalnız başlarına suda yaşamayı öğreniyorlar.

        Film de bunu bir dış ses ile, ki Ozan Güven’in sesi buraya çok yakışmış, hafif masalsı, hafif mitik, bir o kadar da samimi bir dokuya kavuşturuyor. Bu bütünden de ne yalan söyleyelim en az Amerikan animasyonları kadar keyifli bir seyirlik çıkıyor.

        FİLMİN NOTU: 6

        Künye:

        Sammy’nin Maceraları (Sammy's avonturen: De geheime doorgang)

        Yönetmen: Ben Stassen

        Seslendirenler: Ozan Güven, Serhan Aslan, Boğaçhan Süzmen, Aysun Topal

        Süre: 85 dk.

        Yapım Yılı: 2010

        KEREM AKÇA’NIN VİZYON FİLMLERİ İÇİN YILDIZ TABLOSU

        Adele’nin Olağanüstü Maceraları (Les Histoires Extraordinaires d’Adele Blanc-Sec): 4

        Adı Aşk Bu Eziyetin: 3.1

        Annemi Öldürdüm (J’ai Tué Ma Mere): 6.4

        Aşkın İkinci Yarısı: 5.2

        Başlangıç (Inception): 8.6

        Baykuş Krallığı Efsanesi (Legend of the Guardians: The Owls of Ga'Hoole): 3

        Borsa: Para Asla Uyumuz (Borsa: Money Never Sleeps): 5.5

        Büyük Oyun: 3

        Cehennem: 0.8

        Centilmen (The American): 7.1

        Cehennem Melekleri (The Expendables): 4.1

        Çılgın Hırsız (Despicable Me): 6.8

        Diriliş (After.Life): 5.5

        Ejderha Dövmeli Kız (Girl with a Dragon Tattoo): 4.8

        Garip Bir Aşk Öyküsü (Zack and Miri Make a Porno): 6.5

        Harbi Define: 2.1

        Kako Si? (Nasılsın?): 0.7

        Karate Kid (The Karate Kid): 2.4

        Kavşak: 4.2

        Kediler ve Köpekler: Kitty Galore’un İntikamı (Cats & Dogs: Revenge of Kitty Galore): 5

        Paramparça: 1

        Paris’te Son Konser (Le Concert): 4.3

        Pirana (Piranha 3D): 5.2

        Predators: 3.3

        Resident Evil: Ölümden Sonra (Resident Evil: Afterlife): 4.2

        Satılık Ruh (My Soul to Take): 2

        Seni Uzaktan Sevmek (Going the Distance): 4.9

        Son Kahraman (John Rabe): 3.7

        Şeytan (Devil): 5.5

        Şantaj (Stone): 7.1

        Toprak Altında (Buried): 4

        Ustura (Machete): 6.5

        Üç Harfliler: Marid: 4.6

        Ye Dua Et Sev (Eat Pray Love): 3

        Yedek Polisler (The Other Guys): 5.6

        Not: Yıldızlar, 10 üzerinden verilmektedir.

        keremakca@haberturk.com

        GÜNÜN ÖNEMLİ MANŞETLERİ