Habertürk
    Takipte Kalın!
      Günlük gelişmeleri takip edebilmek için habertürk uygulamasını indirin
        Haberler Kültür-Sanat

        TÜRSAK Vakfı’nın başındaki Engin Yiğitgil’in organize ettiği Yeşilçam Ödülleri, seçici kurul ve oy dağılımı konusundaki kafa karışıklığının da katkısıyla dördüncü yılında yine zihinlerde ‘Bu ödüller gerçek seçimleri yansıtıyor mu?’ duygusunu uyandırdı. Zira bugüne kadar “Nefes”, “Mutluluk”, “Beyaz Melek” gibi başarılı popüler filmlerimizin önemli ödülleri kimseye bırakmadığı etkinliğin sonuncusunda ilginçtir “Çoğunluk” gibi Venedik Film Festivali’nden ödüllü bir sanat filmi zafere ulaştı. Peki bu nam-ı diğer ‘Yiğitgil Ödülleri’nin, kendisine karşı birleşen sinema meslek birliklerinin ‘biz ayrı düzenleyeceğiz’ tehdidinden korkarak onları memnun etmek için uyguladığı bir strateji olmasın? Yoksa Cem Yılmaz, Demet Akbağ, Melisa Sözen ve Okan Yalabık gibi ‘abartılı’ oynayan oyuncuların ödül aldığı bir törende aynı jüriden minimalist filmlerin ana kategorilerde öne çıkması garip değil mi? Bu durum Yiğitgil’in Cem Yılmaz’ın SİYAD Ödülleri’ndeki ‘yardımcı oyuncu’ adaylığına verdiği tepki sonrası onu ‘erkek oyuncu’ kategorisine kaydırmayla başlayan ‘nabza göre şerbet hareketi’nin son vukuatı olarak gözükmüyor mu sizce de?

        Sürekli söylediğimiz gibi her ülkede bir veya birden fazla eleştirmenler ödülü, bir de sektör ödülü olur. Ülkemizde 30 yılı aşkın bir süredir SİYAD (Sinema Yazarları Derneği) Ödülleri verilmekte. Bu ödül tiplerinin ABD’nin Oscar, Fransa’nın César, İspanya’nın Goya’sına denk gelen ikincisiyse Yeşilçam Ödülleri. Bizde de ne mutlu ki geç de olsa son dört senedir düzenlenebiliyor. Ancak her sene oylama statüsündeki boşluklar ve yönetim stratejileri sebebiyle yoğun eleştiri odağı olmaktan bir türlü kurtulamıyor.

        “Üç Maymun”u seçen jüri, “Nefes”i seçer mi?

        Zaten sürekli söylediğimiz gibi töreni, 20 yılı aşkın süredir festivaller, seminerler ve kurslar düzenleyerek Türkiye’de sinema bilincine katkı yapan TÜRSAK Vakfı’nın başkanı Engin Yiğitgil düzenliyor. Ancak garip bir şekilde hem oy dağılımı, hem de filmsel seçimler açısında, bir türlü bir tutarlılığa ulaşamıyor. Aksine sektörel duruma göz önünde bulunduran bir ‘nabza göre şerbet’ anlayışı hakim oluyor her sene. Normal şartlarda eleştirmen ödüllerinin ‘sanat sineması’ ürünlerine, sektör ödüllerinin de ‘kaliteli popüler sinema filmleri’ne (en çok iş yapanları kast etmiyoruz) gittiği bilinir. Bunun örnekleri de çok.

        Ancak bir senesinde “Mutluluk”u (2007) ödüllendiren Yeşilçam Ödülleri, onu takip eden yılında “Üç Maymun”u (2008), üçüncü düzenlenişinde “Nefes”i (2009), bir sonraki senesinde ise “Çoğunluk”u (2010) ‘en iyi film’ seçebiliyor. Bu portre de ister istemez safkan minimalist film ile safkan popüler filmin arasındaki mesafenin Edirne-Hakkari yolu kadar uzak olduğunu varsayarsak, ya bir jüri değişikliğine ya da bir kişisel müdahaleye çıkıyor.

        Kadına şiddetten 10.000 TL’yi bulan bir ceza aldı

        Bu bağlamda da aslında sürekli TÜRSAK başkanı Engin Yiğitgil’in isteği doğrultusunda veriliyormuş gibi bir izlenim bırakıyor ödüller. Bunu Yiğitgil’in başka vukuatları olduğundan söylemiyoruz. Ama bu konuda hemen bir not düşelim. Antalya Film Festivali’ni düzenlerken, 2007 yılında basın sorumlusu Nimet Demir’i tartaklayan Yiğitgil’in bu konuda suçlu olduğu Antalya 4. Sulh Ceza Mahkemesi tarafından birkaç ay önce onandı. 8.800 TL’lik cezaya çarptırıldı kendisi.

        Ama bu çok da önemli değil. Bir kişi ‘kadına şiddet’ yanlısı olabilir. Ancak aynı zamanda ödül politikasını doğru yönlendirip güven de aşılayabilir. Ama nedendir bilinmez, bu kin dolu, münferit ve anlık tavır, adeta ödül dağılımına da her seferinde yansıyor.

        Entel dantel film mi, kaliteli sanat filmi mi?

        Daha önce belirttiğimiz gibi 2008’de Antalya Film Festivali’nde yine ‘nabza göre şerbet’ vermek için, ‘entel dantel filmler’e ödül dağıtılmasını engelleme ve popülizm yapma düşüncesiyle “Üç Maymun” gibi Cannes Film Festivali’nden ödüllü bir Nuri Bilge Ceylan filminin es geçilmesini sağlamıştı kendisi. Hiçbir yerde doğru düzgün ödül alamayan ve kötü olduğu herkes tarafından kabul edilen ortak yapım “Pazar: Ticaret Masalı” (2008), ‘rahat izlenir’lik kontenjanından büyük ödüle ulaşmıştı orada.

        Bunun devamında bir röportajında ‘Üç Maymun dünya çapında bir başyapıtmış, hakkını yemişiz’ diyen Yiğitgil, ilginçtir bundan birkaç ay sonra kendi organizasyonu Yeşilçam Ödülleri’nde Tolga Örnek’in hikaye anlatma sinemasını başarıyla uyguladığı “Devrim Arabaları”nın aradan sıyrılmasına izin vermedi. O yıl en önemli ödülleri adeta “Üç Maymun” silip süpürdü. Geçen sene “Nefes”, “Güneşi Gördüm”, “Başka Dilde Aşk”, “Vavien” gibi popüler sinemanın başarılı uygulamaları arasında geçen ödül töreninde ise sanat sineması figürü Reha Erdem en iyi yönetmen ödülü aldı.

        Engin Yiğitgil neyse ki tavsiyelere ayak uyduruyor!

        Yani bir tutarsızlık ve inandırıcılık eksikliği oluyor ödül dağılımında her sene. Bu da şüpheleri Yiğitgil’in etrafında yoğunlaştırıyor. Antalya’dan beri bir etkinliği bile hakkıyla yerine getiremeyen ve farklı ilişkiler içinde olduğunu bildiğimiz Yiğitgil’in kendi verdirttiği ödüller, doğrusunu söylemek gerekirse bu sene yine duruma ayak uydurdu. “Av Mevsimi”, “Yahşi Batı” ve “Eyyvah Eyvah” gibi filmler birçok önemli ödülü toplarken “Çoğunluk”un en iyi film ve en iyi ilk filmi, “Kosmos”un ise en iyi yönetmen ödülünü alması çok da inandırıcı değil.

        Aslında geçen sene yazdığım yazıda 2010’un uluslararası festivallerde ödül alan filmine Yiğitgil’in ne yapacağını merak ettiğimi söylemiştim. Bu bağlamda da “Bal”ı öne çıkartsam da Semih Kaplanoğlu ‘Emek sineması tutarsızlığı’ sebebiyle filmini ödüllerin değerlendirmesine sokmadığından ortam “Çoğunluk”a kalmış gibi gözüküyor. O da bu boşluğu değerlendirip üç ödül birden aldı. Reha Erdem içinse geçen seneki ticari filmler arasında aldığı yönetmen ödülünün inandırıcılık sorununun ardından ‘Bari iki ödül verseydi de inandırıcı olsaydı’ lafımızı inkar etmemesi şaşırtıcı değil! Zira son 15 yılın en önemli yerli yönetmeni olarak adlandırılabilecek Erdem, bir de kurgu ödülü aldı ki o daldaki en az kesme içeren eserdi “Kosmos”.

        ‘Yiğitgil Ödülleri’ mi, ‘Nabza Göre Şerbet Ödülleri’ mi?

        Bu noktada işin doğrusu Yiğitgil Ödülleri’nin adını ‘Nabza Göre Şerbet Ödülleri’ olarak değiştirmek daha doğru olur. Aslında bu sene BİROY, BSB, FİYAB, SETEM, SEYAP, SESAM, SİNEBİR ve TESİYAP’ın bir araya gelip ‘Sinema Meslekleri Güç Birliği’ni oluşturarak ‘Yeşilçam Ödülleri’ni 2012’de biz düzenleyeceğiz’ tehdidinde bulunması belli ki Yiğitgil’in gözünü korkutmuş.

        Çünkü bir diğer taraftan da “Çoğunluk”un yapımcılarının ve Reha Erdem’in de içinde bulunduğu Yeni Sinema Hareketi adlı bir oluşum; sektörel haksızlıklara karşı duruşta yaklaşık bir senedir. “Çoğunluk”un Yeni Sinemacılar gibi hakim bir grubun ürünü olmasıysa, Yiğitgil’in kimi politikacılar gibi Yeşilçam Ödülleri’nin baş koltuğunu kaybetme korkusunu güçlendirmiş.

        Mahsun Kırmızıgül ve Cem Yılmaz’ı da karşısına aldı

        Lafın özü seneye ne olur bilinmez. Yiğitgil kime, hangi olaya veya hangi kesime göre ödül dağıtır, bunu tahmin etmek zor. Ancak kesin olan bir şey var o da bu günlük ve kişisel bakış açılarından dolayı “Devrim Arabaları”ndan sonra bu sene de “Büşra”, “Vay Arkadaş”, “Aşkın İkinci Yarısı”, “Romantik Komedi” gibi ülkemizde Hollywood gramerini uygulama becerisini aşılayan, tür sineması konusunda bilinçli filmlerin başarısı ödüllendirilmedi. Yani Yeşilçam Ödülleri, sektörün yükselişine destek olmaktan ziyade köstek olmaya başladı. Peki bu haksızlığın hesabını kim verecek?

        Bu noktada Cem Yılmaz’ın SİYAD Ödülleri sonrası çıkan söylentilere noktayı koyarak, dün geceki törende ‘erkek oyuncu’ ödülünü alması sonrası verdiği demeçte ‘Yardımcı erkek oyuncuydum, erkek oyuncu ödülü vermişler’ cümlesini kullanması bir şeyleri anlatıyor. Zira Yiğitgil’in Yılmaz’ın o tepkileri sonrası oyuncuyu yardımcı daldan ana dala kaydırdığı apaçık ortada. Çünkü hangi ülkeye giderseniz gidin “Av Mevsimi”ndeki o rol, başrol değildir. Böylece Mahsun Kırmızıgül’ün ‘hakkaniyetsizlik’ ve ‘seçicilerin profesyoneller olmaması’ öngörülerini sunarak “New York’ta Beş Minare”yi ödüllerden çekmesinin ardından Yiğitgil, son yılların en önemli iki popüler figürünü karşısına almış oldu. O zaman fazla söze gerek var mı?

        KEREM AKÇA’YA GÖRE 2010’UN EN İYİLERİ:

        En iyi film: Pus

        En iyi yönetmen: Mahsun Kırmızıgül (New York’ta Beş Minare)

        En iyi erkek oyuncu: Ruhi Sarı (Pus)

        En iyi kadın oyuncu: Ezgi Asaroğlu (En Mutlu Olduğum Yer)

        En iyi yardımcı erkek oyuncu: Gürgen Öz (Romantik Komedi)

        En iyi yardımcı kadın oyuncu: Selen Uçer (Büyük Oyun)

        En iyi görüntü yönetimi: New York’ta Beş Minare

        En iyi senaryo: Çoğunluk

        En iyi kurgu: Büşra

        En iyi müzik: New York’ta Beş Minare

        En iyi sanat yönetimi: Ses

        Genç yetenek: Alper Çağlar (Büşra)

        En iyi ilk film: Çoğunluk

        KEREM AKÇA’YA GÖRE ADAYLARIN EN İYİLERİ

        En iyi film: Çoğunluk

        En iyi yönetmen: Yavuz Turgul (Av Mevsimi)

        En iyi erkek oyuncu: Bartu Küçükçağlayan (Çoğunluk)

        En iyi kadın oyuncu: Demek Akbağ (Eyyvah Eyvah)

        En iyi yardımcı erkek oyuncu: Çetin Tekindor (Av Mevsimi)

        En iyi yardımcı kadın oyuncu: Selen Uçer (Büyük Oyun)

        En iyi görüntü yönetimi: Av Mevsimi

        En iyi senaryo: Çoğunluk

        En iyi kurgu: Yahşi Batı

        En iyi müzik: Av Mevsimi

        En iyi sanat yönetimi: Yahşi Batı

        Genç Yetenek: Şenay Orak (Min Dit)

        En iyi ilk film: Çakal ve Romantik Komedi

        keremakca@haberturk.com

        GÜNÜN ÖNEMLİ MANŞETLERİ