Meltem ŞAHBAZ / HABERTÜRK

Tüm zamanların en iyi müzikali Hedwig ve Angry Inch, ilk kez Türkçe sahneleniyor. Kazan Dairesi bünyesinde Yılmaz Sütçü ile salonları titreten oyun, trans şarkıcı Hedwig'in yaşam öyküsünü anlatıyor. Oyunun yıldızı Hedwig'i canlandıran Yılmaz Sütçü ile bir araya geldik, oyunu Türkçe'ye uyarlama sürecinden yola çıkıp, insanlara dövme yaptıracak kadar ilham veren şarkıların dilimize adaptasyonuna uzanan bir sohbet ettik...

Daha önce hiç Türkçe sahnelenmemişti. Nasıl Türkiye'ye geldi oyun?
Oyunu ben buldum. Amerika'ya gittiğim bir dönem birçok oyun izleme fırsatım oldu. Hedwig ve Angry Inch de oynuyordu o sıralar fakat oyunu izleme fırsatımız olmamıştı. Nail Patrick Harris vardı oyunda ve bilet bulunamıyordu. Türkiye'ye dönünce oyunun içine girdim, şarkıları dinledim ve oyuna aşık oldum! Sonra Barış Arman'ı da ikna ettim, ikimiz birer ucundan tutup güzel bir iş ortaya çıkardık.

Hem de ne güzel bir iş... Metinler Türkçe'ye ve Türkiye'ye uyarlanmış. Nasıl oldu?
Aslında biraz kendime göre yazdım. Ben olsam nasıl oynardım diye yorumladım metinleri. Orijinal metinden Türkçe'ye geçmeyecek bazı espriler vardı, ben de değiştirdim. Evrensel bazda herkesin anlayacağı şeyleri baz aldım. Bazı süslemeleri de dayanamadım koydum, bizden bir şeyler koymak lazımdı. Seyirciye laf atmalar falan, hem seyirciyi daha oyunun içine alacaktı, hem de birkaç laf sokmak gerekiyordu artık yeri gelmişti.

Oyunu izlerken hep "sanki o an doğaçlama oynuyormuşsunuz" gibi hissettim. Seyirciye laf atmalar, Türkiye'ye uyarlama espriler, gelişine söylüyor ve arada şarkı patlatıyorsunuz gibiydi.
Oyunun orijinali de öyle ama oyun hissinden çok, anın içindeymişsiniz gibi hissedilmesini istiyorduk. Nitekim öyle de oldu, çünkü metinler buna çok elverişliydi. Yazar not koymuş oyuna, mutlaka doğaçlama yapın, doğaçlama bilen birileri oynasın bu oyunu diye... Yazarın notunu da görünce, kendimizi tutamadık...

Huysuz Virjin'in sivri dilli bir hali vardır ya, ben izlerken oyunu hep o geldi aklıma...
Çok haklısınız, onunla kıyaslanacağımızı başından beri biliyorduk. Seyfi Dursunoğlu müthiş bir kompetan, bu işlerin piri. Böyle başarılı örnek olunca, ister istemez benzetmeler olacaktır. Ona benzetilmek benim için bir onur, çok seviyorum kendisini...

Şarkı sözleri de uyarlama mı peki? Şarkılar efsaneydi çünkü...
Bire bir çeviri olan da var, yorumladığım ve yorumlamak zorunda olduğum kısımlar var. Uyarlarken biraz inisiyatif kullanmayı seçtim. Çünkü hem şarkıların şarkı gibi duyulması, hem de müzikal şarkıları gibi de duyulması gerekiyordu. Çünkü bunlar çok bilinen şarkılardı. İnsanlar, oyunun filminde gördükten sonra sözlerini vücutlarına dövme yaptırmışlar. Kısacası bir sorumluluğumuz vardı. Şarkılarımızı, böylece dört-beş katmandan geçirdik ve bu da bizi oldukça zorladı.

Müzisyenler nasıl yorumlar yaptı şarkılar hakkında?
Çok beğendiler. Şarkıları kendileri de çalmak istiyor. İlk etapta birkaç şarkıyı birleştirip internette tek şarkılık bir paket yapmak istiyoruz. Bakalım eğer izinleri alabilirsek bir de albüm yapmayı arzu ediyoruz.

Bence de kesinlikle şarkıların bir albümü olmalı. Oyundan sonra keşke şarkıları dinleyebilsem diye düşünmüştüm. Peki şarkıları söylemeye nasıl hazırlandınız? Bir müzisyen kadar profesyonel söylüyorsunuz.
Bir müzik geçmişim var ve uzun zamandır şarkı söylüyorum. Bu kadar senenin ekmeğini yiyorum... Bir de şarkılar, tam olarak benim ses aralığıma göre yazılmıştı. Sessel bir düzenleme yapmadık. O yüzden, müzikalde de filmin orijinalindeki tonlama ile söylüyorum. Bu konuda, taşların yerine oturduğu bir durum yaşadık. Şans benden yanaydı...

Hedwig hikaye boyunca diğer yarısını arıyor. Bu yolculuk size neler hissettirdi?
Ben de halen bekar biri olarak, bana çok benzeyen ama aynı zamanda onu sık görmekten bunalmayacağım ve beni tamamlayan birini bulabilecek miyim diye çok düşünüyorum. Yazar o kadar insani birkaç şeyden bahsediyor ki vurulmamak mümkün değil. Sonunda da "Sen diğer yarını arama, sen zaten yarım değilsin. Çünkü sen her zaman tamdın ve hayatına buradan devam etmelisin" mesajı veriyor. Açıkçası seyirciye geçmesini en çok istediğim bölümlerden biri bu.

Hedwig karakteri hem çok pişmiş bir karakter hem de yediği darbelere rağmen çocuksu yönünü de kaybetmemiş...
Evet, babadan ve anneden üst üste darbeler yemiş. Ama o kadar saf bir karakter ki çocukken yaşadığı kötü olayların, diğer yarısını ararken bir işaret olabileceğini düşünüyor. Bir yandan ona babası gibi davranan biri için diğer yarısı olduğunu düşünürken bir yandan da annesi gibi davranan kişiyi diğer yarısı olarak görüyor. Bu tam bir trajedi. Türkiye'de bu gibi durumlarla çok karşılaşıyoruz. Bazıları kapalı kalırken bazıları gün yüzüne çıkıyor...

Peki sizce Hedwig hayat yolculuğu boyunca en büyük hatayı nerede yaptı?
Cinsiyet değiştirmede yaptı ama bu henüz çocuk yaşta olduğu için bir hataydı. Çünkü daha kimsenin elini tutmadan böyle bir durumun içinde buldu kendini. Bir adam ona şeker verdi diye ona aşık olduğunu düşündü ve cinsiyet değiştirdi. Kendisi bir trans ama sahnede kadınsı duygulara sahip olan gay birine çok kötü davranıyor. Özellikle Hedwig'in kendi içinde yaşadığı bu çatışmayı çok seviyorum. Çünkü burası, ikiyüzlülüğü bize gösteren kısım. Biz gülüyoruz ama neye gülüyoruz? Başından beri pedofiliye maruz kalmış birine mi gülüyoruz?

İnsanlar ne düşünüyor oyunla ilgili?
Herkes bu oyunun tanrısal ve mistik bir hikayesi olduğunu düşünüyor. Bana gelen yorumlar hep bu yönde. Evet, bu müzikalin çok güzel bir hikayesi var. Bu zamanda bu tarz bir oyun yaptığımız için cesur olduğumuzu söylüyorlar bize... İnsanların alışılageldik bir hikaye olmasını istemediklerini düşünüyorum. Ama çocukluğumda da bu tarz bir olay yaşadım ve bu oyunu yazmaya karar verdim gibi bir hikayesi yok. Normal yaşantımızı devam ettirdik, bizim cesaretimiz burada saklıymış.

Oyunu başka nerelerde izleyebiliriz?
Oyun İstanbul'da sahnelenmeye devam ediyor. 13 Aralık'ta Ankara'daydık. 23 Aralık'ta Caddebostan Kültür Merkezi, 26 Aralık ve 31 Ocak'ta Moda Sahnesi'nde, 26 Ocak'ta da Trump Kültür ve Gösteri Merkezi'ndeyiz. Ocak ayında İzmir'e gidiyoruz. Eskişehir, Bursa, güney şehirleri planlarımızda var.

Meltem ŞAHBAZ / HABERTÜRK