Habertürk
    Takipte Kalın!
      Günlük gelişmeleri takip edebilmek için habertürk uygulamasını indirin
        Haberler Kültür-Sanat

        Türk sinemasının belli bir yükseliş içinde olduğuna kuşku yok. 2010’da üretilen 66 filmin de bir sebebi var. Bu duruşun içindeyse bir taraftan kaliteyi kafaya takan tür filmleri, bir diğer taraftan da kendi üslubunu oturtan sanat filmleri ürüyor. İşte bu hafta DVD’leri çıkan “Üç Harfliler Marid” ile “Pak Panter” bunların birincisine, “Çoğunluk” ise ikincisine dahil oluyor. Bu eserlerin kimi eksiklerine karşın kendi amaçları ışığında bir yere oturup, bilinç aşıladıkları söylenebilir. Ufak bir not olarak da sizden gelen “Alacakaranlık: Tutulma” DVD’sinin henüz çıkmadığına dair soruları cevaplayalım; filmin ocak başında raflarda olması beklenen DVD’sinin çıkışı, Blu-Ray kopyasının hazırlık aşamasının uzaması sebebiyle şubat sonuna kaydırıldı.

        Aslında Seren Yüce, Murat Aslan ve Arkın Aktaç isimlerinin aynı yazının içinde geçmesi bir hayli garip durum. Ancak bunların her üçünün de yeri geldiğinde kendi alanlarında başarılı eserler vereceği gerçeğini kabul etmeliyiz. Yüce, minimalist, Aslan, memur bir yönetmen olarak öne çıkarken, Aktaç ise anlatı sinemasına hakim diliyle kaliteli işlerin müsebbibi olabilir ilerleyen dönemde.

        “Çoğunluk”: Orta sınıf aileye kuşbakışı

        Seren Yüce’nin ilk filminde Venedik Film Festivali’nde ‘Genç Aslan’ ödülüne ulaşması tesadüf değil. Öyle ki burada Türkiye’nin orta sınıf ailesinde yaşananları minimalist bir yönetmenlik stiliyle ve uzun planlarla örülü bir iskeletle masaya yatırıyor Yüce. Buna rağmen elindeki hikayeyi de iyi anlatmayı beceren bir yönetmen olarak aradan sivriliyor. Bu noktada her türlü kitleyi içinde buluşturma başarısına ulaştığı söylenebilir.

        “Çoğunluk”ta gerçek anlamda bir Türkiye mozaiği sunulurken, sosyolojik anlamda derin noktalara gidilmiş. Öyle ki hayta bir oğlan, onun taş fırın babası, sürekli arka plana itilen anne derken, bunların karşılarına çıkan göçmen Kürt kız, taksici gibi karakterler yoluyla da aslında ailedeki baba-oğul ilişki üzerinden farklı şeyler açığa çıkıyor ister istemez. “Çoğunluk”, sinemayı kavrayabilme becerisine sahip yönetmenlik yetisiyle sanat dalında bir şeyleri görsel açıdan söyleyebilme güdüsünü açığa çıkaran filmlerimizden biri.

        “Pak Panter”: Sinemayı ciddiye alıyor

        Aslında temelinde bir ajan filmi parodisi gibi gözükse ve özenti dursa da aslı öyle değil. Zira Türk sinemasının memur yönetmeni olarak nam salan Murat Aslan, burada sinemaskop oranından gerçek anlamda bir Hollywood anlatı sineması başarısı çıkarmış. Özellikle açılıştaki araba kovalamaca sahnesine dikkat derim. Zaten bu ışıkta öyküsünü anlatma ve tempo yapma konusunda esas zirveye çıkma sebebi az diyalog kullanması.

        “Pak Panter”, belki sonlara doğru tökezleyen bir sinema filmi, ancak çekim teknikleri, üslubu ve hikaye anlatma becerisiyle takdir edilesi bir aksiyon-komedi. Bu konuda elbette eldeki eserin hiç konuşmayan Şenay Akay gibi bir isimden oyunculuk alma becerisini de ekleyebiliriz. Türk sinemasının böylesi kaliteli gişe projelerine ihtiyacı var. Aslan’ın da memurluğunu bu yöne kaydırmasını tercih ederiz.

        “Üç Harfliler Marid”: İnandırıcı bir cin filmi

        Söz konusu “Üç Harfliler Marid” olunca, korkutmayı bilme konusunda gerçek anlamda bir başarıdan söz etmek mümkün değil. Ancak Amerikan anlatı sinemasını ve efektleri uygulamasını bilen bir cin filmi karşımızdaki onu da es geçmemek lazım. Yani “Musallat”ın (2007) başarısını tekrarlayabilen bir korku filmimiz daha oldu bu eser sayesinde.

        Elbette inandırıcı efektler, kült durmayan oyunculuklar ve yapay olmayan kurgu teknikleri de bu başarının ana kıstasları. Dramatik yapıda bariz çatlamalar yaşansa da kültürel ‘cin’ olgusuna bir evin içinde yaklaşmayı becermesi takdir edilmeli bu eserin. Özellikle de “Long Time Dead”i (2002) sevenler buraya başvurabilirler gönül rahatlığıyla...

        “Köpeğim Tulip” de vizyondan önce raflarda!

        Geçtiğimiz haftalarda Ödüllü kısa animasyoncular Paul Fierlinger ile Sandra Fierlinger’ın ilk uzun metrajlarının DVD’si de raflarımıza girdi. Ülkemizde vizyona girmeyen “Köpeğim Tulip” (“My Dog Tulip”, 2010), bir adamın köpeği ile ilişkisine odaklansa da bu durumu ‘yaratıcılık dönemi’ üzerinden bir buhrana çevirmeyi beceriyor.

        El çizimi animasyon geleneğiyle karşımıza getirdikleri de hem bir özen hem de bir bağımsız ruh ile yüzleşmemizi sağlıyor. Çizgilerde ve dramatik yapıda samimiyet arıyorsanız adresi bu animasyon, onun garantisini verebiliriz.

        Kerem Akça’nın Önerdiği 15 DVD:

        1-Başlangıç (Inception)

        2-Bay Hiçkimse (Mr. Nobody)

        3-Vampir İmparatorluğu (Daybreakers)

        4-Centilmen (The American)

        5-Kavalye (The Extra Man)

        6-Alacakaranlık Efsanesi: Tutulma (Twilight Saga: The Eclipse)

        7-Çoğunluk

        8-Köpeğim Tulip (My Dog Tulip)

        9-Kosmos

        10-Ölümsüz (L’Immortel)

        11-Ayrılık (Die Fremde)

        12-Mavi Maskot (Kabluey)

        13-Seni Uzaktan Sevmek (Going the Distance)

        14-Pak Panter

        15-Üç Harfliler Marid

        Not: Liste, son 2 ayda çıkan DVD’lerden oluşturulmuştur. Her hafta güncellenecektir.

        keremakca@haberturk.com

        GÜNÜN ÖNEMLİ MANŞETLERİ