Habertürk
    Takipte Kalın!
      Günlük gelişmeleri takip edebilmek için habertürk uygulamasını indirin
        Haberler Kültür-Sanat

        GAZETE HABERTÜRK / MEHMET ÇALIŞKAN

        Tolga Karaçelik’in senaryosunu yazdığı ve yönetmenliğini üstlendiği, BKM ve Mantar Film yapımı “Gişe Memuru”, fantastikpsikolojik komedi türüyle ve oyuncuların performanslarıyla dikkat çekiyor. Serkan Ercan, Zafer Diper, Nergis Öztürk, Nur Fettahoğlu,Büşra Pekin, Nadir Sarıbacak, Ruhi Sarı, Sermet Yeşil ve İskender Bağcılar’ın oynadığı, “Gişe Memuru”, beyazperdeye babasıyla aynı evde sessiz sedasız yaşayan gişe memuru “Kenan”ın hikâyesini taşıdı.

        Genç yönetmenlerin en büyük sıkıntısı nedir?

        Elbette gişe. İnsan ne yaparsa yapsın takdir görmek istiyor. Para kazanmaktan söz etmiyorum. Yanlış anlaşılmasın. Bir hikâye hazırlıyoruz, o hikâyenin sadece yurtdışındaki festivallerde filmi izleyenler tarafından değil kendi ülkesindeki vatandaşları tarafından da görülmesini istiyoruz. Hem böylelikle daha mutlu oluruz hem de bir sonraki filmlerimizin hikâyesinin nasıl şekillenmesi gerektiğini anlarız. Filmlerimiz sadece yurtdışındaki festivallerde ilgi görürse, sonraki filmlerimizin hikâyelerini oradaki insanlara göre yapmaya başlarız ki bu kendi ülkenin insanlarını geri plana atmak anlamına gelir. Bu tehlikeli bir durum oluşturur. Bu nedenle gişe şart.

        'SEYİRCİ BİZE YOL GÖSTERSİN'

        İnsanların kendi hikâyelerini kendi ülkesinin insanlarına ulaştıramaması hikâyeci olan siz yönetmenlerde nasıl bir baskı oluşturur?

        Emin olun biz genç yönetmenler para kazanmak için sinema filmi çek mi yo ruz. Hayatımızı başka alanlarda yaptığımız işlerle idame ettirip sinemada hikâye anlatma yolunu seçiyoruz. Bu nedenle kendi insanımızın hikâyelerinin onlara ulaşmaması, elbette bizleri moral olarak büyük bir çöküntüye uğratıyor. Bunun yanı sıra az önce dediğim gibi hikayelerimizi yurtdışındaki insanlara göre şekillendirmeye başlamamız, işimizden soğumamıza neden olur.

        O halde siz insanlara “Mutlaka genç yönetmenlerin filmlerini izleyin” çağrısında bulunuyorsunuz...

        Ben “bizim filmlerimizi izleyin” derken, insanları kuru kuruya sinema salonlarına çağırmıyorum. “Sizin hikâyelerinizi çekiyoruz. Gelin, izleyin ve bize yol gösterin ki sizin hikâyelerinizi en çarpıcı şekilde beyaz perdeye taşıyalım” diyorum.

        Sizce izleyiciler öncelikle hikâye için mi, yönetmen için mi yoksa oyuncular için mi filmleri izliyor?

        Birkaç oyuncunun filmlerin izlenmesinde önceliği var ama genelde izleyiciler hikâye için film izliyor. Bunun böyle olması da beni mutlu ediyor. Böyle de olması gerek. Çok popüler insanların rol aldığı filmlerin gişede hüsrana uğradığını sıkça görüyoruz. Hiç popüler oyuncusu olmayan filmlerin iş yaptığını da görüyoruz. Demek ki hikâyenin önceliği daha fazla. O yönettiği için filmi izlenen yönetmen sayımız da çok az.

        'GİŞE VEYA FESTİVAL HESABINDA DEĞİLİM'

        Yönetmen koltuğuna oturduğunuz vakit filmi gişeye veya festivale çekmek gibi bir hesap içine giriyor musunuz?

        Hayır, öyle bir hesap içine girilmez. Bunun bir matematiği de yoktur zaten. Varsa ben bilmiyorum. Ben senaryoyu kafamdaki kurguya göre çekiyorum. Ki kendi filmlerimin senaryosunu yazdığım için yönetmen koltuğuna oturmadan önce nasıl bir film çekeceğime zaten karar vermiş oluyorum. Bunu yaparken gişe veya festival hesabı içinde olmam söz konusu olamaz. Aklıma bile gelmiyor.

        'OYUNCULARDAN MEMNUNUM'

        “Gişe Memuru”nda rol alan oyuncuları hangi kriterlere göre seçtiniz?

        Serkan Ercan’ın tipi tam da benim kafamdaki gişe memuruna uygundu. Diğer oyuncular da hep çalışmak istediğim, uzun metrajlı film çekeceğimde hayalini kurduğum kişilerdi. Oyuncuların performanslarından da oldukça memnun kaldığımı söylemeliyim.

        GÜNÜN ÖNEMLİ MANŞETLERİ