Bu kez kötü adam!
"Hepimiz hırslarımıza yenik düşüyoruz. Kurtuluşsa kendi içimizde" diyor
ECE SARUHAN
GAZETE HABERTURK - HT MAGAZİN
HALDUN Sevel’in aynı adlı çizgi romanından beyaz cama uyarlanan ‘Ustura Kemal’ adlı dizi, bu akşam saat 20.00’de ilk bölümüyle Show TV ekranında olacak. Mütareke dönemi İstanbul’unu vatansever bir kabadayı olan Ustura Kemal’in maceraları üzerinden anlatan dizide, Oktay Kaynarca’nın oynadığı Ustura Kemal’in başlıca düşmanı olan Komutan Bennet’ı yani kötü adamı; hayatımda tanıdığım en iyi adamlardan biri olan Emre Kınay canlandırıyor.
Aynı cümleyi dizinin yönetmeni Mustafa Şevki Doğan için de gönül rahatlığıyla kurabilirim. Yıllar önce, kendisi ‘Yandım Ali’yi çekerken, iki kez röportaj için bir araya gelmiştik. Samimiyeti ve pozitif enerjisi beni çok etkilemişti. Emre Kınay’la, ‘Ustura Kemal’i konuşmak için, ruhumu besleyen oyunlarıyla hayatımda çok özel bir yeri olan Duru Tiyatro’da buluştuğumda, öncelikle Mustafa Şevki Doğan’ı sordum ona. “O benim ana ayrı baba ayrı öz ağabeyimdir. En zor dönemimde hayatıma girip, enerjisiyle beni o dönemden çıkarmış biridir” dedi. “Onunla aynı projede yer almak benim için büyük keyif” diye de ekledi.
‘HER YERDE NANKÖRLÜK VAR’
Kurduğu bu cümlenin, “Onunla röportaj yapmak benim için büyük keyif” versiyonu Emre Kınay söz konusu olduğunda benim dilimden düşmez. Bir de onu sadece dizilerden tanıyanların eksik yaşadıklarını söylerim hep. “Hayatta en büyük kahramanlık insanın kendini gerçekleştirmesi” diyen Emre’nin kendini gerçekleştirdiği yerdir tiyatro sahnesi ve o sahneye çıktığında o bir kahramandır. Diyeceğim o ki; onu ‘Ustura Kemal’de Komutan Bennet olarak izlemekle yetinmeyin, sezonda iki yeni oyunla Duru Tiyatro’da sizleri bekliyor olacak. Kendinizi onun canlı performanslarından mahrum etmeyin...
Haftalardır Ustura Kemal'in fragmanları dönüyor. Herkes heyecanla 4 Eylül'ü bekliyor...
Biz de o heyecanla bekleyenlerdeniz. Bu işe çok emek verdik Ece. Ali Gündoğdu çok ciddi yatırım yaptı, Süreç Film çok güzel bir kadro kurdu. Seyircinin seyrine layık bir iş çıktı ortaya. Ben daha hiç izlemedim, özellikle yayın günü herkesle birlikte izlemeyi tercih ettim. Bizim içimize sinen bir iş oldu, umarım seyirci de sever.
Fragmanda o bir halk kahramanı, o haksızlıklara karşı mert bir adam, o sevdiği kadın için dünyaları yakar gibi cümlelerle anılıyor 'Ustura Kemal'. Eskiden ben "Böyle adamlar hala var" diyebiliyordum. Ama numune artık bunlar...
Ne garip öyle değil mi? Oysa mertlik Türk'ün adıdır. Yiğitlik, cesaret, onur da öyle...
Mert, Yiğit, Onur... Bu devirde evlatlarına bu isimleri verecek aileler defalarca düşünmeli bence... Hakkını vermesi çok zor isimler bunlar...
Ben uzun zamandır da rastlamıyorum zaten bu isimlere. O isimleri hakkıya taşımak cidden zor. Gerçekten garip bir dönemden geçiyoruz. Siyasetten ekonomiye, insan ilişkilerinden kadın-erkek ilişkilerine her alanda kavga, gürültü, koşturmaca, hazımsızlık, hadsizlik, nankörlük var. Üstten bir bakışla söylemiyorum bunu muhtemelen ben de öyleyim. O yüzden çok tedirginim. Ben uzak bir yere gideceğimde uçağa binmeden bir gece önce tedirgin olurum. O duyguyla yani tedirginlik duygusuyla yaşadığımı fark ettim bir süredir. Çözümüm de maalesef bu kez yok. Kendimi tedavi etmem lazım önce bu konuda. Normalleşme sürecine girmesi lazım bu toplumun, o normalleşme sürecinde ben de toplumla birlikte rehabilite olurum belki.
İNSAN OLMAK EN BÜYÜK KAHRAMANLIK!
Ustura Kemal gibi kahramanlar sadece çizgilerde mi artık?
İnsanlar kendi içlerindeki kahramanı, özlerini unutmuş durumda. Belki ‘Ustura Kemal’ bunu hatırlatır seyirciye... Türk insanı çok çabuk unutuyor. Cumhuriyet’in nasıl kurulduğu, kuranların ne kadar başka değerler taşıdığı çok çabuk unutuldu. Bu, beni çok üzüyor. Ben, dizide Komutan Bennet’ı canlandırıyorum. İstanbul sevdalısı ama pasaportu İngiliz. İstanbul’u metaforlaştırırsak yani İstanbul bir kadınsa; o kadını isteyen iki adam var. Oysa bugün İstanbul’un kıymetini bilmiyoruz. Sadece başka Avrupa şehirlerini gördüğümüzde “İstanbul ne kadar başka ” diyoruz. İstanbul’a nasıl sahip olduğumuzu o kadar unutmuşuz ki... Belki bu nankörlüğümüzden kurtarır Bennet bizi. Kendi içimizdeki kahramana gelince; insan olmak en önemli kahramanlık. Ama biz artık insanlığımızı gerçekleştiremiyoruz. Kendi türünü yok eden tek varlık insan! Hırslarımıza yenik düşüyoruz, oysa kurtuluş insanın içinde! Yine de düzenin değişeceğine inanıyorum.
Güzel bir hayal... Keşke...
Sen hayal et, gerçekleştirebildiğin kadarı kârdır. Biz daha güzel bir dünyayı hayal edelim, biz gerçekleştiremezsek bu hayalimizi paylaştıracaklarımız gerçekleştirecektir.
Oktay'la gülmekten çekim yapamıyoruz
Dizide Ustura Kemal'i canlandıran Oktay Kaynarca'yla bana göre Türk dizi tarihinin en başarılı işlerinden biri olan 'Yeditepe İstanbul'da çok yakın iki dostu canlandırıyordunuz. Şimdi düşmansınız...
Biz gerçek hayatta da çok yakınız, 20 küsur senelik arkadaşız Oktay'la. Bu yüzden çekimler hem çok zor hem de çok eğlenceli oluyor. Sete gelmen lazım, karşılıklı sahnelerimizde gülmekten çekim yapamıyoruz bazen. O şanslı iyi adamı oynuyor, arada tebessüm edebilir. Gülersem adam bir anda sevimli hale gelir. O yüzden "Kötüyüm ben kötüyüm" diye dolanıyorum etrafta gülümsememek için. (Kahkahalar) Gerçekten zorlanıyorum ama çok da keyifli çünkü bugüne kadar hiç oynamadığım bir rolü, net kötüyü oynuyorum.
Ama hepinize karşı durarak "Bennet haklı" derim çünkü başka türlü oynayamam onu. Normalde ona Emre'nin hak vermesi söz konusu bile değil ama oyuncu Emre oynayabilmek için veriyor.
Seni de yıllar sonra kötü bir adam olarak görecek seyirci... Belki senin için iyi olmuştur bu çağda insanın içindeki kötüyü biraz keşfetmesi şart!
(Kahkahalar) Sonra arkadaşlarımla aram bozulsun, iyice yalnızlığa sürükleneyim değil mi? Ama ben çok güzel kötü adamı oynarım. Belki de gerçek hayatın içinde olamadığım için çok büyük keyif alıyorum.
'Tek hedefi hikaye anlatmak olan bir çocuğum ben'
Bu sezon Hamlet oynayacaksın. Kendimize verdiğimiz sözü unuttuk der metinde. Sen kendine ne söz vermiştin?
Ben çocuğum hala. Oyun oynuyorum. Beni pazarda gören ay bu düşmüş diyor. Ben bu yabancılaşmanın nedenini arıyorum. Ben kimseden farklı değilim. Kendime hep bunun sözünü verdim. Herkes kendi işini yapıyor. Aramızda başka fark yok. Bakkal malını satıyor ben hikaye anlatıyorum. Benim hayattaki tek hedefım hikaye anlatmak. Öyle anlatayım ki insana bakmadığı bir pencere açabileyım istiyorum. Ya da şu anki durumla ilgili ya da benim penceremi sevmesin ama başka bşr penerede de görsün. Başka insanlardan hiç farkım yok. Oyunlarımı ilk bakkalıma, komuşlarıma izletitim.