Habertürk
    Takipte Kalın!
      Günlük gelişmeleri takip edebilmek için habertürk uygulamasını indirin
        Anasayfa Özel İçerikler Abdurrahman Yıldırım Piyasaların iki günlük kader haftası

        Küresel piyasalar haftaya oldukça kritik bir eşikten giriyor. Cuma günü yapay zekâ hisselerinde başlayan sert satış, yalnızca teknoloji şirketlerinin değer kaybı olarak kalmadı. Tahvil faizlerini aşağı çekti, altını da satış baskısı altında bıraktı. Petrol ise yükselişini sürdürdü. Birbirinden farklı yönlere hareket eden bu varlıklar, piyasaların önündeki risklerin ne kadar karmaşık hale geldiğini gösteriyor.

        Şimdi önümüzde iki kritik gün var. Pazartesi günü ABD borsalarının vereceği tepkinin ardından salı günü yapılacak ara seçimlerin sonuçları piyasaların yönünü belirleyebilir. Bu iki günde yaşanacaklar yalnızca haftanın değil, yılın geri kalanının da finansal seyrini etkileyebilir.

        REKLAM

        Yapay zekâ satışları derinleşiyor

        Cuma gününün bilançosu oldukça ağırdı. Nasdaq yüzde 2,86, S&P 500 yüzde 1,82, Dow Jones yüzde 1,09 geriledi. Özellikle teknoloji ve yarı iletken hisselerindeki satışlar dikkat çekti. Intel yüzde 28,6, AMD yüzde 10,9, Nvidia yüzde 4,2 değer kaybetti. Yarı iletken endeksindeki düşüş yüzde 7'yi aştı.

        Satışın arkasında yapay zekâ yatırımlarının büyüklüğü ve bu yatırımların ne zaman kâra dönüşeceğine ilişkin soru işaretleri var. Şimdiye kadar yatırımcılar şirketlerin yapay zekâya ne kadar para harcadığıyla ilgileniyordu. Artık harcanan paranın ne zaman ve ne ölçüde geri döneceğini sorguluyor.

        REKLAM

        Bu önemli bir zihniyet değişimi. Çünkü yapay zekâ yatırımları yalnızca teknoloji şirketlerinin değil, kredi ve tahvil piyasalarının da meselesi haline geldi. Yatırımların geri dönüşü gecikirse finansman ihtiyacı artacak, borçlanma maliyetleri yükselecek ve şirket değerlemeleri yeniden hesaplanacak.

        Faizle birlikte altın niye düşüyor?

        Cuma günü ABD'nin 10 yıllık tahvil faizi yaklaşık 6 baz puan gerileyerek yüzde 4,92'ye indi. Hisse senetleri düşerken tahvillerin değer kazanması, güvenli liman arayışının başladığını gösteriyor.

        Ancak altının da aynı gün yüzde 3,63 gerileyerek 3.884,90 dolara inmesi, alışılmış piyasa davranışının dışına çıkıldığını ortaya koyuyor.

        REKLAM

        Altın, 29 Ocak'ta 5.595 dolarla rekor kırmıştı. Cuma günkü fiyatıyla zirvesinden yaklaşık yüzde 31 geriledi. Bu düşüşün arkasında iki temel neden bulunuyor.

        Birincisi faiz beklentileri. Petrolün 100 doların üzerinde seyretmesi enflasyon endişelerini artırıyor. Fed'in 28 Ekim'de faizi yüzde 3,75-4,00 aralığında sabit tutmasına rağmen iki üyenin faiz artırımı istemesi, aralık ayında yeni bir artış ihtimalini gündemde tutuyor. Faiz getirisi olmayan altın, tahvil faizlerinin cazibesinin arttığı böyle bir ortamda dezavantajlı konuma düşüyor.

        İkinci neden ise nakit ihtiyacı. Yapay zekâ hisselerindeki değer kayıpları, kaldıraçlı pozisyon taşıyan yatırımcıların teminatlarını azaltıyor. Teminat tamamlama çağrıları ve risk azaltma ihtiyacı nakit talebini büyütüyor. Böyle dönemlerde yatırımcılar en kolay satabilecekleri, likiditesi yüksek ve hâlâ kârda oldukları varlıklara yöneliyor. Son yıllarda portföylere önemli ölçüde giren altın da bunların başında geliyor.

        REKLAM

        Dolayısıyla altının düşüşünü yalnızca güvenli liman özelliğinin zayıflamasıyla açıklamak doğru değil. Piyasada nakit ihtiyacının artması da satışları hızlandırıyor.

        2008 Küresel Finansal Krizi bunun önemli bir örneği. Altın o dönemde zirvesinden yaklaşık yüzde 34 geriledi, ardından toparlanarak Eylül 2011'de 1.920 dolarla rekor kırdı. Kriz sırasında altının da satılabilmesi, güvenli liman özelliğini ortadan kaldırmamıştı. Sadece nakdin o sırada altından daha değerli hale geldiğini göstermişti.

        Petrol yükseliyor, enflasyon korkusu büyüyor

        Petrol cephesindeki gelişmeler de piyasaların işini zorlaştırıyor. Brent petrol cuma günü 117,64 dolara, WTI ise 104 doların üzerine çıktı. Haftalık yükselişler de enerji kaynaklı enflasyon endişelerini yeniden güçlendirdi.

        REKLAM

        İran savaşı ve Hürmüz Boğazı çevresindeki gelişmeler petrol arzına yönelik riskleri artırıyor. Petrolün bu seviyelerde kalması enflasyon beklentilerini yukarı çekecek, Fed'in faiz artışı ihtimalini güçlendirecek.

        Böylece piyasalar bir taraftan ekonomik ve finansal riskler nedeniyle tahvil alırken diğer taraftan enflasyon ve faiz artışı korkusuyla altın satıyor. Yapay zekâ hisselerindeki kayıplar da bu hareketi besliyor.

        Trump'ın kaderi borsaya bağlı

        İşin bir de siyasi boyutu var. 3 Kasım salı günü yapılacak ABD ara seçimleri, piyasaların yönü açısından son derece önemli.

        Trump'ın ekonomik başarı olarak öne çıkarabildiği en önemli alanlardan biri borsalardaki yükselişti. Borsaların sert bir satış dalgasına girmesi, seçim öncesinde Beyaz Saray'ın elindeki önemli siyasi argümanlardan birini de zayıflatabilir.

        REKLAM

        Üstelik yükselen akaryakıt fiyatları seçmenin alım gücünü ve enflasyon algısını olumsuz etkiliyor.

        Temsilciler Meclisi'nde Demokratların çoğunluğu kazanması güçlü olasılık. Senato yarışı ise daha belirsiz. Demokratların iki meclisi birden kazanması Trump açısından ciddi bir siyasi yenilgi anlamına gelecek. Kongre'de soruşturmalar, denetim ve bütçe mücadeleleri yoğunlaşabilir. Başkanın politika üretme ve uygulama alanı daralabilir.

        Piyasalar açısından asıl mesele ise Demokratların teknoloji şirketlerine yaklaşımı. Yapay zekâ yatırımlarına bütünüyle karşı çıkmaları beklenmese de veri merkezleri, enerji tüketimi, çevre ve düzenleme politikaları üzerinden daha sıkı denetim gündeme gelebilir. Bu da zaten yüksek değerlemeler ve yatırım harcamaları nedeniyle sorgulanan teknoloji şirketlerinin üzerindeki baskıyı artırabilir.

        REKLAM

        Senato'nun Cumhuriyetçilerde kalması ise Trump'a önemli bir siyasi nefes aldırır. Demokratlar Temsilciler Meclisi'ni kazansa bile Senato'nun Cumhuriyetçilerde kalması, Trump'ın seçimi bütünüyle kaybetmediği şeklinde yorumlanabilir. Piyasalar siyasi dengeyi ve politika değişikliklerinin sınırlanmasını olumlu karşılayabilir.

        Tabii hemen ardından İran'a yeni bir savaş başlatılmazsa!

        İki günde üç ayrı sınav

        Önümüzdeki iki gün için üç senaryo görüyorum.

        İlk ve en olumsuz senaryo, pazartesi günü yapay zekâ satışlarının genele yayılması ve salı günü Demokratların iki meclisi birden kazanması. Bu durumda siyasi belirsizlik, teknoloji hisselerindeki değer kaybı ve petrol kaynaklı enflasyon korkusu birbirini besleyebilir. Tahvil faizleri gerilese bile altındaki nakit ihtiyacı kaynaklı satışlar devam edebilir.

        REKLAM

        İkinci senaryo, borsaların pazartesi günü tutunması, Demokratların Temsilciler Meclisi'ni kazanmasına karşılık Senato'nun Cumhuriyetçilerde kalması. Bu, piyasalar açısından daha rahatlatıcı bir sonuç olur. Siyasi denge korunur, Trump'ın hareket alanı tamamen ortadan kalkmaz ve yapay zekâ hisselerindeki satışın da geçici bir düzeltme olduğu düşüncesi güçlenebilir.

        Üçüncü senaryoda ise borsalar pazartesi günü düşer ama Cumhuriyetçiler seçimlerde beklenenden iyi sonuç alır. Bu durumda siyasi rahatlama yaşansa da yapay zekâ yatırımlarının geri dönüşü ve petrolün enflasyonist etkisi gibi temel sorunlar ortadan kalkmayacağı için kalıcı bir iyimserlik beklemek zor.

        REKLAM

        Benim temel beklentim, pazartesi günü yüksek oynaklık ve seçim sonucuna kadar temkinli pozisyonlanma. Ancak cuma günkü satışların genele yayılması halinde daha karamsar senaryo güç kazanır. Özellikle Nasdaq'ın alıcı bulup bulamayacağına, 10 yıllık tahvil faizinin yüzde 4,90 civarında tutunup tutunamayacağına, altının yeniden 3.900 doların üzerine çıkıp çıkamayacağına ve Brent petrolün 117 dolar civarındaki seyrine bakacağım.

        Piyasalar belirsizliği sevmez. Belirsizliğin bedelini ise her zaman nakit öder.