Habertürk
    Takipte Kalın!
      Günlük gelişmeleri takip edebilmek için habertürk uygulamasını indirin
        Anasayfa Özel İçerikler Abdurrahman Yıldırım Topal ördek mi, öfkeli ördek mi? Piyasaların yeni Trump riski

        ABD'de 3 Kasım ara seçimleri sonuçlandı. Demokratlar hem Temsilciler Meclisi'nde hem de Senato'da çoğunluğu ele geçirdi. Böylece Donald Trump, başkanlık koltuğunda oturmaya devam edecek ama önündeki iki yıllık dönemde Kongre'nin iki kanadında da muhalefetle karşı karşıya kalacak.

        Amerikan siyasetinde bu durumun adı belli: Topal ördek. Başkan var ama yasama gücü yok. Bütçe ve atama süreçlerinde eli zayıflamış, yönetimi Kongre'nin denetimine daha fazla açılmış bir başkan.

        Ancak Trump için bu tanım yeterli mi? Acaba siyasi gücü azalan, içeride hareket alanı daralan Trump, dışarıda daha agresif bir çizgi izleyerek kaybettiği gücü telafi etmeye çalışır mı? Başka bir ifadeyle topal ördek, öfkeli ördeğe dönüşebilir mi?

        REKLAM

        Bence piyasaların henüz yeterince hesaba katmadığı risk tam da burada.

        Piyasalar önce korktu, sonra sevindi

        Seçim sonuçlarının piyasalara ilk yansıması oldukça dikkat çekiciydi. 4 Kasım sabahı Asya piyasalarında riskten kaçış başladı. ABD vadeli endekslerinde S&P 500 vadeli işlemleri yüzde 1,2, Nasdaq vadeli işlemleri yüzde 2'nin üzerinde geriledi. ABD'nin 10 yıllık tahvil faizi 6 baz puan düşerek yüzde 4,91'e indi. Dolar endeksi yüzde 0,37 geriledi.

        Ancak Wall Street açılınca hava tamamen değişti. Demokratların Kongre'yi kazanmasının siyasi belirsizliği azaltacağı ve Trump'ın yeni politika hamlelerini sınırlayacağı beklentisiyle güçlü bir alım geldi.

        REKLAM

        Dow Jones yüzde 3,04 yükseldi. Bu, Nisan 2025'ten beri en güçlü günlük artışıydı. S&P 500 yüzde 1,58, Nasdaq yüzde 1,44 değer kazandı. Böylece üç endeks de günü belirgin yükselişle tamamladı.

        Tahvil piyasasında da alım devam etti. ABD 10 yıllık tahvil faizi 6 baz puan gerileyerek yüzde 4,89'a, 2 yıllık faiz ise yaklaşık 3,5 baz puan düşerek yüzde 4,58'e indi.

        Enerji piyasasındaki hareket daha çarpıcıydı. WTI petrol yüzde 7,7 düşüşle 88,67 dolara, Brent petrol yüzde 8,1 gerilemeyle 95,26 dolara indi. Altın ise yüzde 3,4 yükselerek ons başına 4.062 dolara çıktı.

        Gelişmekte olan piyasalar da ilk dalgalanmanın ardından toparlandı. MSCI gelişmekte olan piyasalar hisse endeksi gün içinde yüzde 1,8'e kadar geriledikten sonra yüzde 0,4 artıya geçti. Gelişmekte olan ülke para birimleri endeksi de yüzde 0,8 yükseldi.

        REKLAM

        Piyasanın verdiği mesaj açık: Kongre'deki siyasi denge değişikliği, Trump'ın maliye ve dış politika alanındaki hareketlerini sınırlayabilir. İran savaşının sona ermesi ihtimali de petrol fiyatlarını aşağı çekebilir.

        Fakat bir günlük yükseliş, siyasi riskin ortadan kalktığı anlamına gelmiyor. Belki de yalnızca riskin yönü değişiyor.

        Bir başkanın elinden ne alınabilir?

        Demokratların iki kanadı kazanması Trump'ın yasama gündemini önemli ölçüde zorlaştıracak. Vergi indirimleri, yeni harcama programları ve bütçe düzenlemeleri artık daha çetin bir pazarlık gerektirecek. Senato'nun kontrolünün değişmesi üst düzey atamaları da zorlaştıracak.

        REKLAM

        Demokratlar soruşturmalar ve komite denetimleriyle yönetim üzerindeki baskıyı artırabilecek. Azil tartışmaları da yeniden gündeme gelebilecek.

        Ancak Trump'ın başkanlık yetkileri ortadan kalkmıyor. Özellikle dış politika, diplomasi ve askeri kararlar konusunda Beyaz Saray'ın önemli bir hareket alanı var. Başkanın kısa süreli askeri operasyonlar başlatabilmesi ile bunları uzun süre finanse edebilmesi ise farklı konular.

        İşte bu ayrım, piyasaların önündeki yeni riskin kaynağı.

        İçeride yasama gücü sınırlanmış, bütçe üzerinde daha fazla denetime tabi ve siyasi otoritesi sorgulanan bir başkan, dış politikada daha görünür ve sert hamlelerle liderliğini gösterme arayışına girebilir. Bunun mutlaka gerçekleşeceğini söylemek mümkün değil. Ancak Trump'ın önündeki siyasi tablo, bu ihtimali göz ardı etmemeyi gerektiriyor.

        REKLAM

        Üç senaryo, üç ayrı piyasa

        Önümüzde üç farklı senaryo var.

        Birincisi kontrollü geri çekilme ki, en pozitif senaryo bu. Trump, seçim sonuçlarını bir uyarı olarak kabul eder. İran savaşını bitirmek için diplomasiye ağırlık verir, petrol fiyatlarının gerilemesini sağlar ve içeride Demokratlarla bütçe konusunda uzlaşma arar. Bu durumda petrolün düşmesi, enflasyon beklentilerinin rahatlaması ve tahvil faizlerinin gerilemesi küresel piyasaları destekler. Dolar zayıflarken altın ve gelişmekte olan piyasalar bundan yararlanabilir.

        İkinci ve en tehlikeli senaryo Trump’ın öfkeli ördeğe dönüşmesi. Ekonomi ve piyasalar açısından en olumsuzu da bu. Trump içeride kaybettiği siyasi gücü dışarıda yeniden göstermeye çalışır. İran'a yönelik savaşı yeniden ve güçlü biçimde başlatabilir, Çin'e karşı yeni ticaret ve teknoloji kısıtlamaları getirebilir, Avrupa ve NATO üzerindeki baskısını sertleştirebilir.

        REKLAM

        Bu senaryoda İran savaşını yeniden başlatırsa çok sert ve kontrolsüz bir çatışma olabilir. Hürmüz Boğazı'ndaki enerji akışının aksaması, Suudi Arabistan petrol tesislerinin tahrip olması, petrol fiyatlarını uzun süre 120 dolar üzerine taşıyabilir. Petrolün yükselmesi enflasyonu sıçratacağından Fed faizleri artırmak zorunda kalır. Ekonomiler durgunlaşır hatta krize girebilir. Piyasalar baskı altında kalırken dolar güvenli liman talebiyle güçlenebilir. Altın ise jeopolitik riskten destek bulmasına rağmen yükselen reel faizler ve güçlü dolar nedeniyle dalgalanabilir.

        Üçüncü senaryo Washington'da siyasi kilitlenme. Beyaz Saray ile Kongre arasında bütçe, soruşturmalar, atamalar ve kamu harcamaları üzerinden mücadele büyür. 11 Aralık'taki federal bütçe finansmanı son tarihi ilk önemli sınavlardan biri. Yeni bir hükümet kapanması yaşanması ihtimali de var. Böyle bir ortamda ABD ekonomisinin büyümesi, kamu harcamaları ve şirketlerin yatırım kararları belirsizlikten etkilenebilir. Piyasalar bir yandan daha sınırlı bütçe açığını olumlu karşılarken diğer yandan siyasi tıkanıklığı fiyatlamak zorunda kalabilir.

        REKLAM

        Piyasaların görmediği risk

        Asıl mesele, bu üç senaryonun birbirini dışlamaması veya ikisinin aynı anda gerçekleşmesi. Washington'da bütçe kavgası sürerken İran'la savaş olabilir. Çin ile ticaret savaşı yeniden alevlenirken Avrupa ile güvenlik anlaşmazlıkları derinleşebilir.

        Üstelik Trump'ın dış politikada atacağı adımların ekonomik sonuçları yalnızca petrol fiyatlarıyla sınırlı kalmaz. Enerji maliyetleri, navlun, sigorta, tedarik zincirleri, enflasyon ve faizler aynı anda etkilenebilir.

        ABD tahvillerinde de özel bir risk var. Jeopolitik krizler normalde güvenli liman talebiyle tahvil faizlerini düşürür. Ancak petrol kaynaklı enflasyon korkusu ağır basarsa bu kez faizler yükselebilir. Dolayısıyla piyasaların alışık olduğu güvenli liman davranışı bile değişebilir.

        REKLAM

        Trump'ın siyasi gücünün azalması, risk üretme kapasitesinin de azalması anlamına gelmiyor. Tam tersine, başkanın içeride yapamadıklarını dışarıda telafi etmeye çalışması yeni ve beklenmedik piyasa şokları yaratabilir.

        Seçim sonrasında Wall Street'in verdiği güçlü tepki, siyasi belirsizliğin azalmasına yönelik bir rahatlama olarak okunabilir. Fakat piyasanın fiyatladığı siyasi fren, başkanın dış politikadaki hareket alanını ortadan kaldırmıyor.

        Trump'ın önünde iki yıl var. Bu süreyi Kongre ile uzlaşarak mı geçirecek, yoksa dış politikada daha sert hamlelerle mi değerlendirecek? Kendisinin de, piyasaların da kaderini bu tercihi belirleyecek.