İnsanlık, yeryüzünden kafasını gökyüzüne çevirdiği ilk andan beri Ay’ın peşinden koşuyor. Ancak modern çağda Ay’a gidiş, sadece bir keşif merakı değil; yeryüzünün ötesinde kalıcı yaşam, yeni ekonomik alanlar ve stratejik üstünlük anlamına geliyor. Günümüzde Ay yarışının arkasındaki asıl motivasyon bu… Artemis II, işte bu yeni çağın ilk gerçek insanlı testi.
Artemis II, 1 Nisan’da başarılı şekilde Florida’daki Kennedy Uzay Merkezi’nden fırlatıldı. Görev şu anda aktif olarak devam ediyor. Dört astronotu taşıyan Orion uzay aracı Ay’a doğru yolculukta, görev planında öngörülen tüm kritik aşamalar başarıyla yerine getiriliyor.
Bugün Artemis II’yi konuşurken aslında hem mühendisliğin hem politik rekabetin hem de gelecek yılları belirleyecek olan uzay ekonomisinin omurgasını da tartışıyoruz. Türkiye’nin de son yıllarda Türkiye Uzay Ajansı (TUA) ile dahil olduğu uzay rekabeti, ABD’nin uzun bir süredir; 2005’ten bu yana hazırlandığı “Ay Misyonu” ile küresel bir hareketlenmeyi de beraberinde getirecek.
Artemis II, her açıdan devasa bir operasyon. Teknik detayları da bir o kadar heyecan verici. Artemis II’nin fırlatıldığı Florida’daki John F. Kennedy Uzay Üssü ve Houston’daki NASA Merkezi başta olmak üzere dünyadaki önemli uzay ve uydu fırlatma noktalarını ziyaret etmiş, incelemeler bulunmuş bir gazeteci olarak fazlasıyla heyecanlandım. İnsanlık adına bu adım önemli gelişmelere sebep olacaktır. Bu sebeple “Artemis II Ay Misyonu”nun merak edilen yönlerini araştırmaya, sorulara cevap bulmaya çalıştım.
Dünyanın en güçlü roketi
Artemis II’nin bel kemiği, NASA’nın bugüne kadar geliştirdiği en güçlü taşıyıcı olan Space Launch System (SLS). Sadece güç değil, mühendislik açısından da dikkat çekici. Çünkü üzerinde hâlâ Space Shuttle döneminden kalma teknoloji ile modern derin uzay vizyonunun birleştiği bir hibrit yapı söz konusu.
SLS’in yanlarında yer alan iki adet beş segmentli SRB (katı yakıtlı itici), kalkışın ilk anında roketin %75’lik itiş gücünü sağlıyor. Tüm görev süreleri ise yaklaşık 126 saniye. Bu süre zarfında her bir SRB, bilinen teknik değerlere göre yaklaşık 16.000 kN (kiloNewton) seviyesinde itki üretiyor. (Newton (N), kuvvet birimi. Bir nesneyi itme/çekme miktarını ifade ediyor.16 kN ise yaklaşık 1,6 tonluk bir ağırlığı kaldıracak kuvvet anlamına geliyor.)
Katı yakıtlı iki iticiden sonra roketin orta gövdesindeki 4 adet RS‑25 motorları –Uzay Mekiği döneminde kullanılan motorların modernize edilmiş versiyonları– devreye giriyor. Sıvı hidrojen (LH₂) ve sıvı oksijen (LOX) yakarak yaklaşık 8 dakika boyunca bu motorlar çalışıyor ve sistemin en üst noktasında yer alan Orion’u uzayın eşiğine taşıyor.
Fırlatmanın ilk iki aşaması bittiğinde, sıra RL10 motorlu ICPS aşamasına geliyor. Bu motor Orion’u nihai hızına ulaştırıp Dünya yörüngesinden çıkarıyor ve Trans‑Lunar Injection (TLI) manevrasıyla Ay’a doğru gönderen son itkiyi sağlıyor.
SLS’in uçuş bilgisayarları, sensörleri ve aviyonikleri; titreşimden ısıya, basınçtan aerodinamik verilere kadar her şeyi birbirine bağlayan bir dijital sinir sistemi olarak görev yapıyor. Bu sistemin kritik bileşenlerinin önemli bir bölümü L3Harris tarafından geliştiriliyor; ancak tam sistem çoklu yüklenicilerin ortak çalışmasıyla oluşuyor.
Artemis’in insanlı bölümü
Artemis II’nin insanlı bölümü olan Orion, Lockheed Martin tarafından üretildi. Derin uzayda insan taşıyabilecek tek sertifikalı araç olması, onu dünya üzerinde benzersiz yapıyor. Astronotların yaşadığı, çalıştığı, karar verdiği Orion’da basınçlandırılmış kabin, ekranlar, kontrol bilgisayarları ve acil durum sistemleri bulunuyor.
Orion’un servis ve güç modülü ise ESA (European Space Agency) tarafından geliştirildi. Bu modül; ana motoru, 33 adet manevra iticisini, yaşam destek sistemlerini ve dört büyük güneş panelinden oluşan güç sistemini içeriyor.
Orion, lazer lidar sistemi, kameralar ve sensörlerle çevresinde hassas manevra yapabilme kabiliyetine sahiptir. Artemis II’de bu yetenek ilk kez insanlı uçuşta proximity operations demonstration olarak test ediliyor. Ancak burada gerçek bir araçla kenetlenme yoktur; yalnızca yaklaşma kontrol kabiliyeti ölçülür. Fırlatma anında herhangi bir sorun olması durumunda Orion’u milisaniyeler içinde roketten uzaklaştıracak güçte olan Launch Abort System (LAS) de bulunuyor. Böylece risk anında astronotların güvenliği sağlanmış oluyor. Bu bölümde uçuşun ilk dakikalarında görevini tamamlayıp ayrıldı.
Dünya’ya dönüşte 2.760°C ısı
Orion, Dünya’ya dönüşte ise 2.760°C sıcaklığa kadar dayanacak özel bir ısı kalkanına sahip. Atmosfere girişte hız 40.000 km/saat seviyesine ulaştığında bu kalkan hayati rol oynayacak. Son aşamada paraşütler açılacak ve araç Pasifik Okyanusu’na iniş yapacak. Hazır bulunan ekipler onları karşılayacak.
Ay’a insanlı iniş ne zaman?
NASA’nın takvimine göre ilk insanlı iniş 2028’deki Artemis IV ile yapılması planlanıyor. Arada kalan Artemis III ise program güncellemeleri nedeniyle yörünge test görevleri ağırlıklı bir misyona dönüştürüldü, ama Ay’da kurulacak koloninin zihinsel ve teknik temeli için çalışmalar Artemis IV programıyla devam edecek.
Rusya bu yarışta geriden geliyor. Fakat Çin, 2030’a kadar Ay’a taykonot indirmeyi resmen hedefliyor. Halihazırda da Ay’ın karanlık tarafından örnek toplayan ilk ülke konumunda. Rusya ile ortak ILRS Ay Üssü projesini yürütüyor.
Bugün itibarıyla Ay’a insan gönderebilecek kapasitede tam entegre bir fırlatma tesisi olan Kennedy Space Center, SLS’in sertifikalı olarak fırlatılabildiği tek yerdir. Bu sebeple Çin’deki çalışmalar da ilgili ülkeler tarafından merakla takip ediliyor.
İnsanlığın gelecekte Ay’da, belki de Mars’ta kuracağı uygarlığın teknik ilk taşlarını Artemis II döşüyor. Bundan sonraki görevler Ay’da kalmak, üretmek ve ilerlemek için olacak. Ancak bu yarışta hangi ülkenin öncü olacağını bugünden kestirmek zor.
Trump ve Musk Artemis’i istemiyor!
ABD Başkanı Trump ve Elon Musk, Artemis II’yi neden istemedi veya geciktirdi? Çünkü Elon Musk, Ay misyonunu gereksiz bir dikkat dağıtıcı olarak görüyor. Öncelikli olarak Mars’a odaklanılması gerektiğini savunuyor.
Musk, Artemis’in merkezi olan büyük roket SLS’i son derece verimsiz ve aşırı pahalı buluyor, her fırlatmada “birkaç milyar doların çöpe atıldığını” söylüyor. SLS yerine kendi Starship roketinin Mars görevlerinde kullanılmasını istiyor. Ay’a dönüş planını stratejik olarak yanlış bulduğu için de danışman olduğu dönemde Trump üzerindeki etkisiyle Artemis’i durdurma veya zayıflatma yönünde baskı yaptı.
Trump’ın Artemis’i durdurmak istemesinin en büyük nedeni maliyet ve verimsizlik yönündeki eleştirileriyle gündeme gelmişti. NASA’ya atadığı isimler de SLS hakkında “aşırı pahalı” ve “verimsiz” yorumları yapmıştı. Hatta Trump, bazı dönemlerde SLS ve Orion’un tamamen iptal edilmesini bile önerdiği, Artemis III’ten sonra bu sistemlerin kullanımının sonlandırılmasını istediği belirtiliyor. Ayrıca Trump’ın bütçe planları da Artemis’i yavaşlatan kesintiler içeriyordu.
Artemis’e mesafeli yaklaşmasında ise Musk’ın doğrudan etkisi olduğu, “Ay’a dönmek yerine doğrudan Mars’a gidilsin” tavsiyesini de benimsediği belirtiliyor. ABD merkezli kaynaklar da (NPR, SpaceCom ve UNILAD) bu sürecin Artemis programının zaman çizelgesini etkilediği açıkça belirtiliyorlar. 2028’de planlanan insanlı Ay inişinin (Artemis IV) Trump–Musk etkisi sebebiyle mevcut verilere göre gecikme riski gerçek ve ciddi olarak görülüyor.
Tüm bu gelişmeler karşısında Artemis ekibi ise ‘Sakın yön değişikliği yapmayın, program çöker’ uyarısında bulunuyor. Programın arkasındaki şirketler; Lockheed Martin, Boeing ve NASA yetkilileri de “Her dört yılda bir programın yönünü değiştirirseniz insanlı iniş yıllarca gecikir.” Bu uyarılarını Trump’a da iletmişler. Ancak Artemis IV’ün (insanlı iniş) tarihi 2028 olarak belirlenmesine rağmen en ufak siyasi yön değişikliğinin bile hedefi 2–3 yıl ileri atabileceğine vurgu yapılıyor. Bu durumda Çin, Ay misyonunda ABD’nin önüne geçebilir.