Habertürk
    Takipte Kalın!
      Günlük gelişmeleri takip edebilmek için habertürk uygulamasını indirin
        Anasayfa Özel İçerikler Güntay Şimşek Turkcell ve Türk Telekom'un küresel yarışı

        Türkiye’de 5G henüz geniş kitlelerin günlük hayatına tam olarak girmeden 6G yarışı başladı. Türk Telekom, “Ar-Ge ve İnovasyon Bilim Kurulu” kurduğunu açıklarken Turkcell, mühendislerinin 3GPP (4G, 5G, 5G-Advanced ve 6G mobil iletişim standartlarını geliştiren uluslararası iş birliği platformu) bünyesinde 6G’nin küresel standartları üzerinde çalıştığını duyurdu. Çalışmaların 5G’de olduğu gibi gecikmemesi ve güzel bir netice vermesi için ciddi anlamda insan ve maddi kaynak gerektiğinin altını çizmekte fayda var.

        Peki iki şirket küresel teknoloji yarışının neresinde? Yapılan açıklamalar yalnızca gelecek vizyonunu mu anlatıyor, yoksa patentlere, uluslararası standartlara ve ticari ürünlere dönüşen somut bir birikim var mı?

        REKLAM

        Öncelikle kavramları birbirinden ayırmak gerekiyor. Bir şirketin çok sayıda patent başvurusu yapması, bunların tamamının 5G veya 6G patenti olduğu anlamına gelmiyor. 3GPP toplantılarına katılmak da tek başına patent sahibi olmak demek değil. Teknik katkının standarda kabul edilmesi, bu katkıyla bağlantılı patentin verilmesi ve daha sonra standart açısından zorunlu hale gelmesi farklı aşamalar.

        Dolayısıyla yarış yalnızca “Kaç patent başvurusu yapıldı?” sorusuyla ölçülemez.

        Türk Telekom patentleri ticarileştiriyor

        TÜRKPATENT verilerine göre Türk Telekom, 2025’te 921 yerli patent başvurusuyla Türkiye’nin lideri oldu. Turkcell ise 612 başvuruyla ikinci sırada yer aldı. Ancak bu rakamların tamamı mobil haberleşme patentlerinden oluşmuyor. Yapay zekâdan siber güvenliğe, finans teknolojilerinden operasyonel sistemlere kadar çok farklı alanlar bu toplamın içinde.

        REKLAM

        Türk Telekom’un asıl önemli avantajı, Argela ve Netsia üzerinden geliştirdiği teknolojilerde ortaya çıkıyor. Argela’nın 5G, RAN, SDN, NFV, şebeke dilimleme ve güvenlik alanlarında ABD’de verilmiş 50’den fazla patenti bulunuyor. Netsia tarafından geliştirilen RAN Intelligent Controller teknolojisinin kaynak kodu ve ilgili patentlerinin Juniper Networks’e küresel ve münhasır biçimde lisanslanmış olması ise daha dikkat çekici.

        Çünkü patent yarışında gerçek başarı, dosyalanan başvuru sayısından çok patentin teknolojiye, ürüne ve lisans gelirine dönüşebilmesiyle ölçülür. Türk Telekom bu açıdan bakıldığında 5G tarafında Turkcell’den daha olgun bir fikrî mülkiyet portföyüne sahip. Open RAN, akıllı radyo erişim şebekeleri, mobil ve fiber altyapıların birlikte dilimlenmesi, DroneRAN ve yazılım tabanlı şebeke yönetimi gibi alanlarda verilmiş patentleri ve ticarileştirilmiş teknolojileri bulunuyor.

        REKLAM

        Yeni kurulan bilim kurulunun önündeki asıl sınav da burada başlayacak. Kurulun yalnızca akademik danışmanlık yapan bir yapı olarak kalmaması; üniversite araştırmalarını uluslararası patentlere, 3GPP katkılarına ve ihraç edilebilir ürünlere dönüştürmesi gerekiyor. Zaten mevcut şartlarda ABD ve Çin ile bilim insanı ve bütçe açısından yarışamayacağımıza göre kendimizi doğru konumlandırmamız gerekir.

        Turkcell 6G standardizasyonuna katılıyor

        Turkcell’in açıklaması ise patent sayısından farklı bir noktaya işaret ediyor. Şirketin mühendisleri, mobil iletişim standartlarını geliştiren 3GPP bünyesindeki 6G çalışmalarında yer alıyor. Bu sadece bir şirket açıklamasından ibaret değil. 3GPP’nin resmî belgelerinde Turkcell’in 2026 boyunca çeşitli teknik dokümanlarda kaynak veya ortak kaynak olarak yer aldığı görülüyor. Yapay zekâ ajanlarının 6G çekirdek şebekeye bağlanması, kapalı döngü şebeke yönetimi, algılama verilerinin işlenmesi ve yeni çekirdek şebeke mimarileri gibi konularda Turkcell’in de içinde bulunduğu bazı ortak çalışmalar onaylanmış durumda.

        REKLAM

        Burada ölçüyü kaçırmamak lazım. Turkcell bu standartları tek başına belirlemiyor. Aynı masada Nokia, Ericsson, Qualcomm, Apple, Huawei, ZTE, Deutsche Telekom, AT&T, Verizon ve SK Telecom gibi onlarca küresel oyuncu var. İşte bu noktada kendi şebekemizi yabancı etkisinden ne kadar koruyabildiğimiz, veri kaçışlarına yol açabilecek arka kapılara karşı ne kadar dikkatli olmamız gerektiği hususu ortaya çıkıyor.

        Tüm bu bilgiler ışığında “Turkcell 6G standartlarını belirliyor” ifadesi yerine “Turkcell, 6G standartlarının şekillendirilmesine katkı sağlıyor” demek daha doğru olur. Fakat bu katkı da küçümsenmemeli. Geçmişte Türkiye çoğunlukla standartları belirlenmiş teknolojileri satın alan ve uygulayan ülke konumundaydı. Şimdi Türk mühendislerinin standart henüz yazılırken teknik öneri sunması önemli bir eşik.

        REKLAM

        Turkcell, entegre algılama ve iletişim, akıllı yansıtıcı yüzeyler, yapay zekâyla şebeke yapılandırması, kuantuma dayanıklı haberleşme, karasal olmayan şebekeler, acil durum haberleşmesi ve kendi kendini iyileştiren ağlar gibi alanlarda yaklaşık 24 ulusal ve uluslararası patent başvurusu açıklamış durumda. Bunların önemli bölümü henüz başvuru aşamasında. Dolayısıyla bu tablo verilmiş “6G patentleri” olarak değerlendirilemez. Ayrıca 6G standardı tamamlanmadan hangi patentlerin standarda esas olacağı da bilinemez.

        6G’nin aklı yapay zekâ olacak

        Yapay zekânın etkilemediği alan neredeyse kalmadı. Artık her sektörde önemli bir araç olarak kullanılıyor. 6G’de ise yalnızca şebeke üzerinde çalışan bir uygulama değil, şebekenin çalışma biçimini belirleyen temel unsurlardan biri olacak. Baz istasyonlarının kapasitesi, frekans ve enerji kullanımı, anten yönlendirmesi ve şebeke dilimleri anlık ihtiyaca göre yapay zekâ tarafından düzenlenebilecek. Sistem, arızaları ortaya çıkmadan tahmin edebilecek, yoğunluğun arttığı bölgelere kaynak aktarabilecek ve uydu ile karasal şebeke arasındaki geçişleri yönetebilecek.

        REKLAM

        Entegre algılama ve iletişim sayesinde radyo sinyallerinden elde edilen çevresel verilerin yorumlanmasında da yapay zekâ devreye girecek. Uç zekâ, robotlar ve bulut sistemleri birbiriyle daha yoğun biçimde bağlantı kuracak; haberleşme ile çevreyi algılama kabiliyetleri aynı altyapıda birleşecek. Yapay zekâ ile robotların bu şekilde bütünleşmesi, makinelerin yalnızca komutları yerine getirmesini değil, şartları değerlendirerek karar almasını ve daha karmaşık işleri tamamlamasını da mümkün hale getirecek.

        Ancak bu imkânlar veri güvenliği, algoritmaların denetlenmesi ve dışa bağımlılık gibi yeni riskleri beraberinde getirecek. Bu noktada Türk Telekom ve Turkcell gibi şebeke sahipleri açısından güvenlik meselesi daha da önemli olacak. Verinin nasıl korunacağı, kim tarafından işleneceği ve nasıl ekonomik değere dönüştürüleceği geleceğin en stratejik konuları arasında yer alacak. Dolayısıyla 6G yarışında yalnızca bağlantı teknolojisine değil, şebekeyi yönetecek yapay zekânın ve bu yapay zekâyı besleyen verinin kime ait olduğuna da bakmak gerekecek. Şirketlerin tanıtıma ve algı yönetimine ayırdıkları kaynak kadar, hatta daha fazlasını bilime ve uzun vadeli Ar-Ge çalışmalarına yönlendirmeleri gerekecek.

        REKLAM

        Küresel devlerle rekabet edebilirler mi?

        Ericsson, Nokia, Huawei, Qualcomm, Samsung ve ZTE’nin binlerce standarda esas patentten oluşan portföyleri bulunuyor. Türk Telekom ve Turkcell’in kısa vadede bu şirketlerle toplam patent sayısında yarışmasını beklemek gerçekçi olmaz, ancak yaptıkları çalışmalarla farklı çıkışlar gerçekleştirebilirler.

        Çünkü küresel yarışta başarılı olmak için her alanda lider olmak gerekmiyor. Mesela iki şirketimiz Open RAN (farklı üreticilere ait şebeke donanım ve yazılımlarının açık standartlarla birlikte çalışmasını sağlayan radyo erişim ağı mimarisi) ve akıllı şebeke kontrolü, yapay zekâ destekli şebeke yönetimi, deprem ve afet haberleşmesi, uydu-karasal şebeke bütünleşmesi ve enerji verimli baz istasyonları gibi belirli alanlarda güçlü patent kümeleri oluşturabilir. Zira artık küresel fırsat, binlerce patent toplamak yerine stratejik birkaç teknolojide vazgeçilmez hale gelmekte yatıyor.

        REKLAM

        Bugünkü fotoğrafa baktığımızda 5G’de verilmiş, uygulanmış ve ticari lisansa dönüşmüş patentler açısından Türk Telekom önde. 6G patent başvurularının çeşitliliği ve güncel standardizasyon faaliyetleri bakımından ise Turkcell daha hızlı hareket ediyor gibi görünüyor.

        İki şirketin bundan sonra yalnızca toplam başvuru sayılarını değil, kabul edilen 3GPP katkılarını, verilen uluslararası patentleri, SEP (Standard Essential Patent – standarda esas patent) bildirimlerini ve elde edilen lisans gelirlerini de takip etmemiz lazım. Çünkü küresel teknoloji yarışında basın bültenleri değil; standarda giren fikirler, çalışan ürünler ve dünyaya satılan lisanslar konuşuyor.

        REKLAM

        Şimdilik karnenin sonucu şöyle: Türk Telekom, 5G patentlerini değere dönüştürmede; Turkcell ise 6G’nin geleceğini şekillendirecek alanlarda pozisyon almada daha görünür durumda. Asıl yarış, bu iki birikimden hangisinin önümüzdeki yıllarda uluslararası standartlara ve ihracat gelirine dönüşeceği konusunda yaşanacak.