Günlük gelişmeleri takip edebilmek için habertürk uygulamasını indirin
  • Habertürk Android Uygulaması
  • Habertürk iPhone Uygulaması
  • Habertürk Huawei Uygulaması

Gülin YILDIRIMKAYA/ HT GAZETE

BAŞBAKAN Yardımcısı Bülent Arınç, RTÜK’ün 18. kuruluş yıldönümü dolayısıyla düzenlenen “Türkiye’de Görsel-İşitsel Medya ve Geleceği’’ konulu toplantıda bir kere daha dizileri hedef aldı.

“Kimse tarafsız bir kamu tüzel kişiliği olan RTÜK’e ‘Şu program olmamış, bunu kaldırın’ diye talimat veremez. Yayıncı kuruluşlarımızın sorumluluklara uygun davranmalarını beklemek en doğal hakkımızdır. Beğenilmeyen yayınlar varsa ilgili yayın kuruluşunun nezdinde makul tepkiler gösterilmelidir, eleştiriler yapılmalıdır.

Dizilerde ele alınan marjinal konular, karşı cinsler arasındaki ilişkiler, aile içi ensest ilişkiler işlenen temalar toplumun tahammül sınırlarını zorlamakta ve ciddi eleştirilere neden olmaktadır. Dizilerle ilgili şikâyetler ciddiye alınmalı. Dizilerde ele alınan temalar gözden geçirilmeli. Türk halkının önemli bir bölümü cinsellik içeren yayınlardan rahatsız oluyor” diyen Arınç haklı mı? Türk dizilerinde marjinal konular mı işleniyor? Toplumda var olan sorunlara ayna mı tutuluyor yoksa normalleştirilip alenileştiriliyor mu? Yapımcı, hukukçu ve sosyologlara sorduk, işte farklı görüşler...

 

‘Diziler ensesti, gayri meşru ilişkiyi normalleştiriyor’

Yıldırım Beyazıt Üni. Sosyoloji Böl. Öğr. Üy. Prof. Dr. Mazhar BAĞLI:

TELEVİZYON dizilerinde çok marjinal konular işleniyor, ben de aynı kanaatteyim. Ancak bunlarla ilgili gözden geçirme işinin daha çok sivil toplum kuruluşları üzerinden olması gerektiğine inanıyorum. RTÜK ya da kamu görevlileri üzerinden değil. Hatta bununla ilgili yeni bir dernek de kuruldu. ABD ve Danimarka’da çok yaygın şekilde çalışıyor, toplumsal baskı uygulayarak dizi yapımcılarının karar alma süreçlerini etkiliyorlar. Diziler gündelik hayatın içinden konuları ele aldıkları ve gündelik hayatın tam da ortasında durdukları için çekincem her zaman olmuştur. Ekonomik kaygılarla beraber yapılan diziler toplumda birtakım tahribatlara neden oluyor. Çok marjinal konular işleniyor. Gerçek hayatta hiç ensest yok mu, elbette var. Gayri meşru ilişki yok mu, var. Ama Foucault’cu açıdan baktığımızda, bunların dizilere konu olması bu konuları alenileştirilip meşrulaştırıyor, normalleştiriyor. Bu mahrem alanların bu kadar alenileştirilmesini açıkçası çok sıcak karşılayan biri değilim. Bu konuda denetim mekanizması sivil toplum örgütleri üzerinden ilerlemeli, hükümet müdahalesi olmamalı.

 

'Reklamlar da ruh sağlığını olumsuz etkiliyor’

Avukat Kezban HATEMİ:

ARINÇ’ın eleştirilerine aynen katılıyorum. Sadece diziler değil, reklamlar da aynı temalardan ilerliyor. Huysuz Virjin’in reklamda ne işi var? Bir lokalde çalışabilir o ve onun gibiler, ondan zevk alanlar oraya giderler izlerler. Bununla sınırlı kalır. Ama reklamlarda oynatıp bir rol model olarak çocukların önüne sunulması hiç hoş değil. Özellikle reklamlar, çocuk ve gençlerin belleklerinde beyin yıkama gibi bir işleve sahip. Bu temalar hiç hoş değil, dizilerde de aynısı yaşanıyor. Artık toplum öyle hale geldi ki para dışında hiç bir kriter kalmadı. Gelenek görenekleri olmayan, ahlaki değerleri olmayan toplumlar nelere mahkûm oluyor hep beraber görüyoruz. Sosyal hukuk devleti, gençliğin ruh sağlığını korumak zorundadır.

 

‘Marjinal hikâyeler izleniyor, hoşgörülü olmak lazım’

MED Yapım’ın Sahibi Fatih AKSOY:
TÜRKİYE’de benim bildiğim kadarıyla ensest ilişkiyi konu alan, içinde ensest ilişki barındıran bir dizi yok. Zaten bence Türkler böyle bir diziyi de seyretmezler. Böyle bir dizinin Türkiye’de tutacağını da zannetmiyorum. Aşk-ı Memnu dizisinde ensest yoktu, ensest dediğiniz şey anne-baba-çocuklar arasındaki cinsel ilişkidir. Bunun kapsamını genişletirseniz çok acayip noktalara varır iş. Ensest ifadesini çok dikkatli kullanmak lazım. Dünyada da bununla ilgili tartışmalar var. Spartacus dizisinde kardeşler arası ilişki ima ediliyor örneğin, biz Türkiye’de dizilerde bunu ima bile etmiyoruz. Etmemeyide tercih ediyoruz. Zaten seyredilmezde. Ancak bunun dışındaki konulara gelince; televizyonda ilginç olan şeyler izlenir. Yasak aşkda bunlardan biridir. Romeo ve Juliet’inki de yasak aşktı, Aşk-ı Memnu’daki de. Bu meselelere bir miktar hoşgörülü bakmak lazım. Bunlar marjinal konular olabilir ama olmazsada gün sonunda oturup televizyonu açtığımızda izleyecek hiçbir şey kalmaz. Edebiyatın, sanatın konusu budur; farklı olanı anlatır. Herkes kendi payına düşeni, kendi dersini çıkarır.

BAKMADAN GEÇME