Hepsini "Enine Boyuna" konuştular
4+4+4, imam hatiplerin açılması, Kılıçdaroğlu'nun Menderes'in mezarına yaptığı ziyaret ve Sırrı Sakık'a karşı nefret söylemi…
Habertürk’te Ece Üner’in moderatörlüğündeki Enine Boyuna programında bu hafta da gündemin öne çıkan başlıklarını Cengiz Çandar, Fehmi Koru ve Ruşen Çakır tartıştı. İşte programda konuşulanlar:
4+4+4 EĞİTİM SİSTEMİ VE İMAM HATİP OKULLARININ AÇILMASI:
FEHMİ KORU:
4+4+4 Eğitim sistemi 2 meseleye indirgendi. Birincisi 66 aylık çocukların okula başlamasıyla ilgili tartışma. İkincisi İmam Hatiplerle ilgili tartışma. Bu kadar kısa zamanda bu kadar köklü bir değişiklik yapılıyor Türkiye'de. Başbakan sorduğu “İmam Hatiplerin ne zararını gördünüz de kapattınız?” sorularında haklı. İmam Hatiplerin orta kısımları 28 Şubat'ta hiçbir açıklama yapılmadan kapatıldı. Evet, İmam Hatip okulları lazım, din adamı yetişmeli. Ayrıca mütedeyyin kesim kendisi gibi çocuklar yetiştirmek istiyor. 28 Şubat'ta İmam Hatip okullarının üzerine bu denli gidilmemiş olmasaydı, üniversiteye gitmelerinin önü kapatılmamış olsaydı şu soruyu sorardık: Acaba din adamı yetiştiren ve adına İmam Hatip okulu diyebileceğimiz okullar ayrıca mı olmalı? Ve, mütedeyyin insanların da çocuklarını yetiştirebilecekleri, çok sayıda din dersi veren başka okullar da mı olmalı? Ben daha az sayıda ve kaliteli bir eğitim veren, iyi din adamı yetiştiren İmam Hatip okulu olması gerektiğini düşünüyorum.
RUŞEN ÇAKIR:
2004'te Tesev'e İmam Hatiplerle ilgili bir çalışma hazırladım. İmam Hatipler birçok efsane üzerine kurulu bir yapı. Bilmeyenlerin tevatür ürettiği, bilenlerin aşırı sahiplendiği bir yapı. 28 Şubat'ta tüm eğitim sistemi İmam Hatiplerin önünün kesilmesi için değişti. Temel neden ideolojikti. Şimdi bir rövanş yaşıyoruz. İmam Hatipler alabildiğine ihya ediliyor. Eskiden dindar aileler çocuklarını ahlaki, dini kaygılarla göndermek istemiyordu; çünkü devlete güvenmiyorlardı. Ak Parti iktidarıyla bu ortadan kalktı. Muhafazakar insanlar devlete, devletin eğitimine güveniyor. 28 Şubat'ın cevabı gibi “siz kapattınız, biz açıyoruz” durumu söz konusu. Başbakan'ın soruları yanlış. İmam Hatipler vaktiyle, devletin ihtiyacına binaen, dini devlet eliyle yönetme amacıyla kuruldu. İmam Hatip liseleri ne bir din okulu, ne de normal okuldu. İmam Hatipler reforme edilirse işlevsel olur. Başbakan için bu bir inat meselesi. Siyasi bir boyutu, seçim boyutu da var. Maalesef Türkiye'deki eğitim sorunlarını çözmek için akıllıca bir yöntem değil.
CENGİZ ÇANDAR:
Türkiye'nin başbakanı, ki güçlü bir başbakan, İmam Hatip mezunu. Kabine üyelerinde de hayli İmam Hatip mezunu vardır. 28 Şubat'ın saçmasapan uygulamalarıyla, İslam ve müslümanlar irtica ile eşanlamlı algılanırdı. İrticanın da yuvası neresi? İmam Hatipler. İmam Hatiplerden yetişen insanlar yaklaşık 10 yıldır Türkiye'yi yönetiyorlar. Yeni sistem, 28 Şubat'ın yasaklı ocaklarını ihya etme amacı güdüyor olabilir. “Bu okullar bu kadar yanlış idiyse biz nasıl çıktık, ülkeyi yönetiyoruz?” diye düşünüyor olabilir Başbakan.
FEHMİ KORU:
Rövanş, intikam sözleri haksızlık. Din eğitimi konusunda en kısa yoldan çözüm bu okulları Diyanet İşleri Başkanlığı'nın altına vermektir. Diyanet İşleri kaç din görevlisine ihtiyaç duyacaksa, o kadar okul açar, neler okutulacağına o karar verir. İmam Hatipler süreçte büyük bir boşluğu doldurdu.
RUŞEN ÇAKIR:
Türkiye'de İmam Hatip liselerinden şimdiye dek sadece 'İslamcı' çıkmadı. Ülkücülerin de, siyasetle ilgisi olmayan kişilerin de çıktığını biliyoruz. Bazı islam grupları İmam Hatiplere yollamaz çocuklarını. İmam Hatipleri Türkiye'de muhafazakar kesimin kalesi gibi resmetmek yanlış. Birçok cemaatin kendi kolej tipi okulu var. Devletin İmam Hatip liselerine ilgi göstermeyen kişiler var islami kesimde.
KILIÇDAROĞLU'NUN VE CHP'NİN ADNAN MENDERES'İN KABRİNİ ZİYARETİ:
CENGİZ ÇANDAR:
2 hafta önce CHP'den bazı milletvekilleri kürt sorunu konusunda aralarında benim de bulunduğum bir grup insanla biraraya geldi. Kılıçdaroğlu'nun, ölüm yıl dönümünde Adnan Menderes'in kabrine ziyareti fevkalade önemli bir gelişme. Deniz Baykal'dan sonra parti içerisinde birkaç CHP oluştu. CHP'nin kendisinden olmayan, olmadığı varsayılan büyük toplum bloklarına yaklaşması, açılması ve yeni bir söylem tutturması anamuhalefet partisi başkanının iyi bir iş yaptığını gösteriyor.
RUŞEN ÇAKIR:
Bu yıl Adnan Menderes'e hem Fethullah Gülen hem de CHP tarafından sahip çıkılması ilginç bir tesadüf. kemikleşmiş CHP kitlesi için, ki baya var hala parti içerisinde, riskli bir durum. CHP kendini zaten bu kemikleşmiş gruba yaslayacaksa zaten bitmiş; giderek erir biter. Kemal Kılıçdaroğlu “yeni chp söylemi” adı altında yenilik adına bir şeyler yapıyor; fakat tıkanıyor, başkaları tarafından aşağı çekiliyor. CHP yeni bir şey olmak istiyorsa bu tür şeylere alışmalı. Baykal'ın çarşaf “açılımı”ndan kat kat üstünde menderes'in kabrine ziyaret olayı. bir kere tarihsel bir yüzleşme var ve Kemal Kılıçdaroğlu CHP'liler adına bir saygı belirtip aslında özür diliyor.
FEHMİ KORU:
Kılıçdaroğlu yeni CHP iddasının içini doldurmadı. dersimli kılıçdaroğlu dersim konusunda yenilik getirmedi. yenilik getireceği her konu chp nin tarihi ile ilişkilidir. CHP, geçmişi ile ilgili herhangi bir sorgulamayı kabul etmiyor. ne kadar ideolojik olursa olsun bir siyasi parti zamanla değişir. CHP'nin değişmesinin en önemli simgesel adımı bugün atıldı. bugün chp için hesaplaşmanın başlangıcı oldu. Kılıçdaroğlu “tarihten ders aldık” diyor. Kendi tarihiyle de yüzleşmeyi başarabilecekse, Menderes ziyareti olağanüstü önemli bir olaya dönüşebilir CHP için. acaba ezber bozulacak mı? Ya da tam tersine CHP içerisindeki kemikleşen kadro “bizim ezberimiz bu” deyip kemal kılıçdaroğlunu mu suçlamaya başlayacaklar? merak ediyorum. CHP'li olmayan kitleler “demokrasi şehidi” derken kılıçdaroğlu “siyasi cinayettir” diyor bu da çok önemli bir tespit.
SIRRI SAKIK'IN EVLAT ACISI ÜZERİNDEN SOSYAL MEDYADA ORTAYA ÇIKAN AYRIMCI DİL VE NEFRET DOLU MESAJLAR:
CENGİZ ÇANDAR:
Çok güçlü bir düşmanlık söylemini dışa vurmuş oluyorsunuz bu sadece içsavaşlara özgüdür. Türkiye'deki bir tür iç savaş mıdır değil midir bu ayrı bir tartışma konusudur. İçsavaşların illa silahla cephelerde tarafları belli bir şekilde olması gerekli değil.
Türkiye'de bir tür ruhi ve psikolojik iç savaş var demektir. Ben lübnan iç savaşını gördüm gözlerimle 15 yıl boyunca, dünyada hiçbir savaş türü iç savaş kadar acımasız değil. Şuan Bosna'daki, Lübnan'daki durumda değiliz ama ruhani bir iç savaş halindeyiz.
FEHMİ KORU:
Çok fazla ideolojik yaklaşım ve kutuplaşma içine girdik. Eğitimimizi ve kültürümüzü sorgulamalıyız.
RUŞEN ÇAKIR:
Twitter'da bu mesajları kentli, eğitimli, orta sınıftan kişiler yazıyor. Yoksul insanlardan böyle mesajlar gelmez.
CENGİZ ÇANDAR:
Dindar insanlar da böyle mesajlar yazmıyor.