Habertürk
    Takipte Kalın!
      Günlük gelişmeleri takip edebilmek için habertürk uygulamasını indirin
        Haberler Polemik Yaşam Önlük polemiğinde iki farklı görüş

        Gündeme bomba gibi düşen okullarda kıyfet serbestisiyle ilgili tartışmalar tam gaz devam ediyor. 12 Eylül'ün tektip kıyafet sembolünün kaldırılması bir yanda, yeni uygulamanın fakir öğrenciler üzerinde yaratacağı etki diğer yanda. HABERTÜRK gazetesi yazarları bugün bu tartışmayı köşelerine taşıdı. Yeni uygulamayı HABERTÜRK gazetesi Genel Yayın Yönetmeni Fatih Altaylı "Gariban çocuk özenip ezilecek. Bazısı kötü yola sapacak" sözleriyle değerlendirirken Rahşan Gülşan ise "Okullar şenlenecek. Şunu iyi bilin yoksulluk örtülmez" dedi.

        İşte 'önlük' polemiğiyle ilgili iki farklı görüş...

        FATİH ALTAYLI/HABERTÜRK GAZETESİ GENEL YAYIN YÖNETMENİ

        KOMPLEKS VE KÖTÜ YOL

        OKULLARDA kıyafet serbest bırakıldı.

        Bir yandan bakınca fena fikir değil.

        Özgürlüğe atılmış bir adım gibi duruyor.

        Ama diğer yandan bakınca bazı sakıncaları da yok değil.

        Biliyoruz ki, Türkiye "gelir adaletinin olduğu" bir ülke değil.

        Okullarda, aynı sıralarda çok farklı gelir gruplarından öğrenciler oturuyor.

        Kiminin anası babası varlıklı, kimininki gariban.

        Şu anda okul içinde bu gelir farklılıkları göze sokulamıyor.

        Çünkü okul üniformaları bir nevi "ihram" gibi zenginliği veya fakirliği saklıyor.

        Elbette herkes kimin zengin, kimin fakir olduğunu biliyor ama en azından okul içinde gelir farklılığının doğurduğu görüntü farklılığı gözlere sokulmuyor.

        Kılık kıyafet serbest olunca bence bu görüntü bozulacak.

        Zaten sonradan görmeliğin ve gösteriş düşkünlüğünün, marka bağımlılığının egemen olduğu bir toplum haline geldiğimiz için zengin aile çocukları okula markalı, pahalı kıyafetlerle gidecekler.

        Garibanların çocukları ise garibanlıklarını giyecekler.

        Medyanın marka bombardımanı altında zaten bunalmış olan gariban çocukları, okuldaki bu görüntüyle iyiden iyiye ezilecekler.

        Onlu yaşlarındaki bu çocukların bir kısmı bundan elbette etkilenmeyecek ama bir bölümü mutlaka etkilenecek.

        Özenecekler, en azından görüntüde sınıf atlamak isteyecekler.

        Bunun sonucu çok açık.

        Bu çocukların "yanlış" şeyler yapmaları çok mümkün.

        Ya bunlara sahip olmak için ailelerine baskı uygulayacaklar, ana babalarını bunalıma sokacaklar, çok az bir bölümü de olsa ya bunları arkadaşlarından "izinsizce" alacaklar, hatta ne yazık ki, bir kısmı da bunları edinmek için yapılmaması gereken şeyleri yapacaklar.

        Hadi açık açık söyleyeyim, kötü yollara sapacaklar.

        Bu yüzden bu kararın çok da doğru olduğunu düşünemiyorum.

        Özellikle de sosyal adaleti sağlamaktan bu kadar uzakken!

        RAHŞAN GÜLŞAN / HABERTÜRK GAZETESİ YAZARI

        "FAKİRLİĞİN ÖRTÜSÜ YOK"

        BEN bahardan itibaren çok sıcak olan bir kentte, Mersin'de büyüdüm.

        Okul anılarımın büyük çoğunluğu havalar ısındıkça tenimi yakan, adeta kendisi ısı üreten kara önlükler ve koyu renk jilelerin verdiği rahatsızlık üzerinedir.

        Bu kıyafetlerin ne kadar sıkıcı, bunaltıcı ve çirkin olduğu üzerine kelam etmeme gerek yoktur herhalde.

        Eminim hepinizin boyun kesen önlük yakaları, insanın üstüne üstüne gelen okul formalarıyla ilgili anıları boldur.

        Dün bir anlamda tarihi bir karar alındı. (An geçmiyor ki yurdumuzda tarihi bir şey olmasın.)

        Bundan böyle okullarda kıyafet zorunluluğu resmen yok.

        BOL ÖNLÜK TRAVMASI

        Resmen diyorum ama aslında fiili olarak hayli sert çizgiler arasına hapsedilmiş ve okul disiplininden öğrencilerin uzaklaşmaması için yazanların elinden geleni arkasına koymadığı bir yeni düzenleme var elimizde.

        Dün bu uygulamaya karşı çıkan psikolog ve eğitimcilerin ortak çıkış noktası, önlük benzeri formaların öğrenciler arasındaki maddi durum uçurumlarını perdelediği ve yeni yönetmelikle bunun ortadan kalkacağı meselesi idi.

        Genel kanıları önlükler çıkınca alttan çıkacak olan kıyafetlerin okullarda sınıflaşmalar yaratabileceği ya da maddi durumu iyi öğrencilerin fakir öğrencileri aşağılayabileceği yönündeydi.

        En son forma giydiğim tarihin üzerinden herhalde 23 yıl geçti.

        Ama hâlâ çok şey anımsıyorum okul hayatına dair.

        Ve şunu çok iyi biliyorum ki yoksulluk denen şey insanın üzerine öyle bir siner ki, öyle bir önlükle, Harry Potter'ın görünmezlik pelerini gibi örtülemez.

        Öncelikle önlüğün kumaşı fiyatına göredir.

        Satenli, pamuklu güzel görünümlü kumaşlı olanları naylon ağırlıklılara göre çok pahalıdır ve bu ilk bakışta kendini belli eder.

        Dar gelirli aileler genellikle çocuklarına üç-dört yıl giyebilecekleri önlük-forma alırlar ki bu bile bir travmadır, üzerinden kaçan bir okul kıyafetini giyen bebe için.

        Abladan, abiden, komşudan kalan solmuş formaları saymıyorum bile.

        Sonra ayakkabı vardır. Ki ne Allah'ın belasıdır o.

        Yüz metre öteden bağırır kaç para olduğunu.

        Tüm ilk ve ortaöğretimi devlet okullarında geçmiş biri olarak okula naylon ayakkabı, kışın burnu delik bot, tabanı ayrılmış spor ayakkabı giyen arkadaşlarımızın varlığını hayatım boyunca unutabileceğimi sanmıyorum.

        Çantalar, kokulu kalemler, pahalı ders gereçleri de iyice altını çizer okulda maddi durumun.

        İnanın hiçbir şey değişmeyecek okullarda. En azından birçok aile gereksiz masraftan kurtulacak.

        DELİ GİBİ SEVİNİRDİM

        Başörtüsü konusuna gelince de sadece "Ne bekliyordunuz?" demek istiyorum.

        Kuran okunurken başımızı örtmüyor muyuz?

        Madem mahalle baskısı diyorsunuz, dönüşüm diyorsunuz 4+4+4 müfredatı hazırlanırken ve hepimiz itiraz ederken sesinizi çıkarsaydınız.

        Üstelik yönetmelikte "Sadece Kuran-ı Kerim derslerinde baş örtülebilecek, onun dışında okulda başörtülü dolaşılmaz" deniyor.

        Eğer şimdi öğrenci olsaydım, okula elbiseyle gidileceği için deli gibi sevinirdim diye düşünüyorum.

        Rengârenk okullarımız olacak. Bu bana olumlu geliyor.