Habertürk
    Takipte Kalın!
      Günlük gelişmeleri takip edebilmek için habertürk uygulamasını indirin
        Haberler Polemik Yaşam O kararın ardından tahliyeler başladı

        Serdar KULAKSIZ – Canan İSPİR / AHT

        "Terörle Mücadele Kanunu ve Ceza Muhakemeleri Kanunu ile bazı kanunlarda değişiklik yapılmasına dair 6526 sayılı yasa kapsamında, özel yetkili mahkemeler olarak bilinen ağır ceza mahkemeleri kaldırılması ve tutukluluk süresinin 5 yıl ile sınırlandırılmasının ardından şartlara uyan birçok sanık tahliye talebiyle mahkemeye başvurdu. Dink cinayeti davası sanıklarından "5 yıllık tutukluluk süresine dayanılarak verilen tahliye kararları adil mi? Erhan Tuncel ile Zirve Yayınevi davası'nın tutuklu 5 sanığı yürürlüğe giren kanun kapsamında ilk tahliye edilen kişiler oldu.

        Ceza Hukuku Profesörü Ersan Şen:

        "5 yıllık tutukluluk süresi bile fazla"

        Tutuklama bir tedbirdir ceza değil. Bu nedenle insanların tutuksuz yargılanma haklarını yadırgamamak gerekir. Kanun sistemimiz süratli yargılama üzerine kurulmuştur. Kanunda tutukluluk için şu an için öngörülen süre 2+1 yani 3 yıldır. 5 Yıllık tutukluluk süresi uygulama hatasıdır. Yargı kararlarında malesef kişi aleynhine yorum yapmaktadır. Hatta Yargıtay, bu 5 yıllık sürenin hesabına temyizde geçen süreyi katmayarak da bir başka hatalı karar vermiştir. Örneğin Ergenekon davasında tutukluluk süresi 5 Ağustos 2013 günü esas alınarak hesaplanacak. Çünkü Yargıtay bu konuda hatalı karar verdi. Oysa kısa karardan sonra temyizin sonuna kadar geçen süre de tutukluluğa dahil edilmelidir. İnsanlar arasında ayırım yapılamaz. İsabetli düzenlemedir diyemiyorum. Çünkü 5 yıllık tutukluluk süresi olmaz.

        Avukat Ali Rıza Dizdar:

        Esas olan adil ve süratli karar vermektir.

        Önemli olan mahkemelerin delilleri bir an evvel toplayıp karar vermesidir. Eğer mahkeme 5 yılın üzerinde devam ediyor ve karar veremiyorsa o zaman tutukluluk hükümlülüğe çevrilmiş olur. Bunu engellemek için 5 yıl içinde en geç davaların bitirilmesi karardan memnun olmayanların haklarını yüksek mahkemede aramaları için kendilerine savunma hakkı verilmesi lazım. Dava 5 yılda bitmeyince insanlar içeri de kendilerini yüksek mahkemede savunamıyorlar. Burada esas olan adil ve süratli bir karar vermektir. Bunu yapamıyorsan 5 yıl sonra adli kontrolle tahliye kararı verilmesi gerekir. Bu bir serbest kalma değildir. Kontrol altında tutulmaktır. Oda hapis gibi birşey. Sen özgürsün ama hapishanedesin gibi. Önemli olan adli kontrol sistemi göz önüne çıkıyor.

        Avukat Uğur Poyraz:

        Kanunen doğru ama kamu vicdanını yaralayan bir karar

        Kanuni açıdan bakıldığında verilen karar doğru. 5 yıllık süre içinde bir devlet yargılamayı birtiremiyorsa, bu durum Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi'ne, evrensel hukuk normlarına aykırı olarak kişi hak ve hürriyetlerini kısıtlanması, adil yargılama hakkının ihlali niteliğindedir. Ancak bu süre içinde karar vermeyip tahliye kararı verilmesi kamu vicdanı ve hukuk açısından garip bir durum ortaya çıkıyor. Zirve Yayınevi davasında hergün adli kontrol şartı koymuş mahkeme. Yani bu mehkemenin ben davayı bitiremedim, hergün karakol civarında ol" demek. Bu Türk yargısının ayıbıdır. Yargılamanın adil ve makul sürede tamamlanmaması, suçun cezasız kaldığı intibaası yaratmakta ve adalete olan güveni sarsmaktadır.

        Zirve Davası avukatı Erdal Doğan:

        "Suçüstü yakalanan sanıklar kaçabilir"

        Ağır işleyen yargı bürokrasisi, ara karar müzekkerelerine istenen kurumlardan geç verilen cevaplar, sanıkların haftalarca süren savunmaları, duruşma aralıkları da eklenince dava 7 yıl sürdü. Bundan sonraki yeni tehlike, suçüstü yakalanan sanıkların serbest kalması ile birlikte kaçma olasılıklarının çok yüksek olmasıdır. Çünkü haklarında 3'er kez ağırlaştırılmış müebbet hapis cezası istenmektedir. Bir başka tehlike de yeni yasa ile yine savcı ve heyetin değiştirilme olasılığı ile davanın tekrar yıllarca sürecek olmasıdır. Bu haliyle davanın diğer tutuklu sanıkları için tahliyeler de gündeme gelecektir. Apar topar çıkarılan ilkelikten uzak bir yasa.

        İstanbul Barosu eski Başkanı Avukat Turgut Kazan:

        "ÖYM'lerin kepazeliği somut olarak ortaya çıktı"

        Bir kanun çıktı ve bunun uygulanması gerekiyor, burada Başbuğ'un dışında Zirve Davası sanıkları ile Erhan Tuncel'in de tahliyesi kanunun uygulanmasının sonucudur. Her iki davanın da 5 yıl sürmesinin hiçbir anlamı yoktu. Her ikisi de Ergenekon davasına bağlanmaya çalışıldı, bunun için oyunlar oynandı. Ancak Özel Yetkili Mahkemelerin (ÖYM) kepazeliği bu yaşanan gelişmeyle somut olarak ortaya çıkmış oldu. Ve yine Başbuğ'un tahliyesi, ÖYM'lerin aynen kendisinin söylediği gibi ne kadar vicdansız olduğu, mahkeme olmadığının örneği. Türkiye'de ciddi bir adalet krizi var ve halen yaşanıyor.

        Dink Ailesi'nin avukatlarından Hakan Bakırcı:

        "Mahkemenin hatalı kararı tahliyeye neden oldu"

        Erhan Tuncel için verilen karar tutukluluk süresinin 5 yılda sınırlanmasına ilişkin yasal düzenleme içerisinde verilmiş görünüyor. Buradaki temel sorun şudur ki Tuncel, bu cinayeti azmettirenlerden biri olmasına ve bu konuda çok sayıda delil bulunmasına rağmen İstanbul 14. Ağır Ceza Mahkemesi, 17 Ocak 2102'de Tuncel hakkında, Hrant Dink cinayetinden ötürü beraatine karar vermesiydi. Bu karar ciddi şekilde hatalı ve hukuka aykırı bir karardı. Tuncel'e azmettirmeden ceza verilmiş olsaydı. Kuvvetle muhtemel Yargıtay bu kararı onamış ve hükümlü hale gelmiş olacaktı.

        Zirve Yayınevi katliamında 5 sanık tahliye edildi

        Cumhurbaşkanı Gül'ün özel yetkili mahkemeleri kaldıran ve azami tutukluluk süresini 5 yıla indiren yasayı onaylamasının ardından başlayan tahliyelere Alman Tilman Geske, Necati Aydın ve Uğur Yüksel'in boğazlarının kesilerek öldürülmesiyle ilgili Zirve Yayınevi sanıkları da eklendi. Davanın asıl sanıkları olan ve olaydan sonra yakalanan Emre Günaydın, Abuzer Yıldırım, Cuma Özdemir, Hamit Çeker ve Salih Gürler, 7 yıl sonra serbest bırakıldı. Sanıklar için günlük adli kontrol ve yurtdışı yasağı uygulanması kararlaştırıldı. Sanıklar, saat 01.45 ile saat 02.30 arasında cezaevinden sırasıyla çıktı.Sanıkların çıkarken koğuşlarında baktıkları muhabbet kuşu ve kanaryalarını da kafeslerin içerisinde dışarı çıkarttılar.

        KARAR 10 NİSAN'DA AÇIKLANACAK

        5 sanık için açılan davada 3'er kez ağırlaştırılmış müebbet hapis cezası istenmişti. 92 duruşmanın yapıldığı davayla ilgili olarak ikinci bir iddianame hazırlanmış, örgüt bağlantıları nedeniyle sanık sayısı 19'a yükselmişti. İkinci iddianamede emekli Orgeneral Hurşit Tolon, eski Malatya Jandarma Alay Komutanı emekli Albay Mehmet Ülger ve Binbaşı Haydar Yeşil de sanık olmuştu. 24 Şubat 2014'de yapılan son celsede savcı, esas hakkındaki mütaalasını sunmuş, mahkeme de karar için duruşmayı 10 Nisan'a ertelemişti. Son tahliyelerle birlikte davada Hurşit Tolon ile askerlerin de bulunduğu 9 sanık tutuklu kaldı.