Cumhurbaşkanı Erdoğan, partisinin Meclis'teki grup toplantısında konuştu. Erdoğan'ın konuşmasının satırbaşları şöyle: 

"Bir önceki hafta Sırbistan'daydık. Temaslarımız son derece verimli ve başarılı geçti. Sırbistan ile 9 anlaşma imzaladık. Somut işbirliği imkanları değerlendirildi. Türk şirketleri tarafından kurulan 6 fabrikanın açılışını ve 1 fabrikanın da temel atma törenini yaptık. 2009 yılında kurulan Türkiye-Bosna Hersek-Sırbistan toplantısını da düzenledik. Dün de Türk Konseyi 7'nci Zirvesi dolayısıyla Bakü'deydik. Türk Konseyi Zirvesi'ne iştirak eden liderlerle gerçekleştirdiğim temaslarda ikili ve bölgesel konuları ele aldık. Dün 5 devlet, 1 millet dedik. 'Bölgede çok daha güçlenerek yürüyeceğiz' dedik. Macaristan-Budapeşte'de Türk Konseyi'nin ofisini açtı. Bundan böyle Avrupa'nın içinde de iletişim merkezi oluşmuş oldu. 8'inci zirve Türkiye'nin ev sahipliğinde düzenlenecek. 

 

MİLLETVEKİLLERİNE UYARI

Grup toplantımızı daha fazla geciktirmeyerek bugün gerçekleştirelim istedik. 4-6 Ekim'de Kızılcahamam'da bir araya geldik. Bu toplantının önümüzdeki dönemde çalışmalarımıza ışık tutacağına inanıyorum. Meclis gündemimizde de çok önemli hazırlıklarımız bulunuyor. Milletvekili arkadaşlarımız Meclis'te iştirak noktasında zayıf olduklarını grup başkan ve grup başkanvekilleri arkadaşlarımdan istihbar ettim. 3 günümüzü bu Meclis çalışmalarına örnek bir parti olarak veremezsek bize yazıklar olsun. Sizleri bahçelerden toplayıp gruba getirmemesi lazım. Bu dönemde de Cumhur İttifakı olarak Meclis'i etkin şekilde çalıştırmakta kararlıyız. Meclis'in gereksiz yere oyalanmasına, işlevsiz hale getirilmesine yönelik hiçbir girişime eyvallah etmeyeceğiz.

"HAREKAT BAŞARIYLA SÜRÜYOR"

Suriye'de 9 Ekim saat 16.00'da başlattığımız Barış Pınarı Harekatı başarıyla devam ediyor. Türkiye Barış Pınarı Harekatı noktasına bir anda gelmemiştir. Bölücü terör örgütüyle mücadelemiz bakımından 40 yıllık, Suriye konusunda 8 yıllık mazisi var. On binlerce vatandaşımızın canına mal olan bölücü terör meselesinin nasıl ortaya çıktığını ve büyüdüğünü daha iyi anlıyoruz. Ülkemiz müttefiklik hukuku gereğini yerine getirmiştir. Müttefiklerimizin de yüzümüze başka konuştuğu, arkamızdan başka işler çevirdiği açığa çıkmıştır. 

"EY ARAP LİGİ..."

Biz Suriye yönetimine hiçbir çatışma yokken, demokrasiden, hukuktan, haktan, adaletten yana tavır takınması için çok çaba gösterdik. Ezilen, horlanan, dışlanan Kürt kardeşlerimize, Türkmen kardeşlerimize hakkaniyetle davranılması için ısrarcı olduk. Esed'in kendisine bizzat söyledim. Bizim sözlerimiz değerlendirmeye alınmadı. Suriye'de yaklaşık 1 milyon masum insanın hayatıma mal olan kriz böyle başladı. 12 milyon kişinin evlerinden kaçmalarına, yarısının da ülke dışına gitmesine yol açan gelişmeler yaşanmıştır. 4 milyon Suriyeli de ülkemize gelmiştir. 3,6 milyonu Arap, Türkmen, Ezidisi, 350 bin de Kürt. Bunlar Kobani'den gelenlerdir. 4 milyon Suriye'den gelen mülteciler var. Tamamına yakını Arap olan bu mülteciler bize maalesef Arap Ligi'ne hiç yakışmıyor. Ey Arap Ligi siz ne kadar Suriyeliyi kabul ettiniz? Siz Suriye'yi Arap Ligi'nden çıkardınız. Şimdi de Türkiye'ye hakaret etmek için 'almak' gibi bir projeyi hayata sokuyorsunuz. 

Arap Ligi'nin mültecilerle ilgili bir kuruş destek verdiği baki mi? AB'nin 3 milyar euro Kızılay'a, AFAD'a verdiği destek. Verdiği söz 6 milyar euroydu. Bizim yaptığımız harcama 40 milyar doları aştı. Bölgede Müslümanlar lehine atılabilecek her adımın önünde DEAŞ çıkartılıyor. Destek verenler bugün en büyük DEAŞ düşmanı olarak karşımıza çıkıyor. DEAŞ'ın bölgede çöküşünü başlatan biz olduk. El-Bab'da 3 bin DEAŞ'lıyı etkisiz hale getiren biz olduk. Bunlar, başta FETÖ'cüler olmak üzere hep aleyhte, biz DEAŞ'a karşı müşfikmişiz. Bu örgütün foyasını Fırat Kalkanı ile biz ortaya çıkardık.

"İKİ YOL VARDI" 

Müttefikler meşru bir güç yerine PKK/YPG terör örgütüyle hareket etmeyi tercih ettiler. Teröristler Fransa'da eylem yaptığında biz de oradaydık. DEAŞ ülkemizde 50-100 kişinin öldüğü saldırıda yanımızda hiç kimseyi bulamadık. Mesele DEAŞ değil, PKK hiç değil. Bölgemize yönelik projenin hayatı geçirilmesi gerçeği attığımız adımlarda karşımıza çıktı. İki yol vardı; AB ve ABD'de bize biçilen role teslim olacak, kasap bıçağına boynumuzu uzatacaktık ya da mücadele edecektik. Türk milletinin mazisinde teslim olma var olmamıştır. Biz de yapmamız gerekeni yaptık. Ya istiklal ya ölüm diyerek devletini kurmuş millete başka türlüsü yakışmazdı.

"BUNLARI İYİ TANIYIN, BUNLARA GÜVENİLMEZ"

Suriye'de Türkiye'nin başlattığı operasyonun ardından DEAŞ tehdidi ortadan kalktığında karşımızda garip bir manzara bulduk. Bir tarafta rejim yüzbinlerce insanı katlederek ilerliyordu, diğer tarafta ise PKK/YPG ABD ve Avrupa'nın desteğiyle 1 milyon kişiyi yerinden ederek sınırlarımız devletinde bir terör koridoru oluşturuyordu. Biz İdlib'de 4 milyon insanın hayatını kurtarmak için çalışırken, cılız sesler dışında hiçbirinden destek göremedik. Zeytin Dalı ile Afrin'i teröristlerden temizlerken eleştirilere maruz kaldık. Bu defa çok daha aleni bir saldırıyla karşı karşıyayız. Birkaç Batılı lider, Barış Pınarı'nı durdurmamız için bizi arıyor. Bugüne kadar bizi teröristler tarafından atılan 900'e yakın havan için kimse aramadı. Hayatını kaybeden 20 vatandaşımız için kimse aramadı. Bunları iyi tanıyın, bunlara hiç güvenmeyin. Bunlara güvenilmez. Türk ordusu bu kadar süratle mesafe alacağını ummuyordu. Şimdi aramaya başladılar.

"DEVRAN DÖNECEK!"

Bir gecede 251 insanımızı şehit verdiğimiz 15 Temmuz darbe girişiminde sınırlı sayıda dostumuz dışında tamamen yalnız bırakılmıştık. Terörle mücadelede 'Size nasıl yardımcı olabiliriz' diye gelen kimse olmadı. Ey Batı, ey Arap Ligi, ey ahlak sahibi tüm ülkeler; bu devran elbet dönecek!. Yarın öbür gün siz de benzer sıkıntılarla karşı karşıya kalacaksınız. O kara gün geldiğinde siz ne yapacaksınız? Sırça köşkünüz paramparça olduğunda, vatandaşlarınız yakanıza yapıştığında teröristlere sahip çıkmayı sürdürecek misiniz? Teröristler canınızı yakmaya başladığında bu asil millet yine yanınızda olacak. Gelin, bu mücadelede Türkiye'nin karşısında değil, yanında yer alın, en azından karışmayın. 

NATO üyesi ülkelere sesleniyorum. Bu PKK/YPG ne zaman NATO üyesi oldu da benim haberim olmadı? Bu nasıl iştir. NATO üyesi ülkeler PKK/PYD'nin yanında yer alıyor ve her türlü desteği veriyor. Şu anda tüneller var, 90 km'yi aşkın. Bunun çimentosu Lafarge'den geliyor, Fransız firması. Kimi aldatacaksınız? Deve kuşu gibi her şey meydanda. Bunların da hesabını verecekler.

SİVİL KATLİAM İDDİASI: AYNAYA BAKIN

Sivil katliam iftirası... Türkiye tarihinin hiçbir tarihinde sivil katliamı yapmamıştır, yapmaz. Bizim inancımız, kültürümüz, ahlakımız buna izin vermez. Buna karşılık bu ithamları yöneltenlerin geçmişleri bunlarla doludur. Macron'a söyledim; Ruanda'da, Cezayir'de yüz binleri katleden siz değil misiniz dedim, aynaya bak dedim. Bunlar için Afrika'nın kitabını açtığımızda neler var, neler var... Bunların hepsi maalesef bu tür kara kaplı defter ve kitaplarla dolu. Suriye konusunda utanmadan, sıkılmadan bizi sivil katliamıyla itham edenlere şunu söylüyorum; sivil katliamı görmek istiyorsanız, Suriye'de Türkiye'nin ayak basmadığı yerlere bakın. Sivil katliamı görmek istiyorsanız Afganistan'a bakın, Arakan'a bakın, Kafkaslar'a, Karabağ'a, Bosna'ya bakın, Türkiye'nin müdahalesinden önce Kıbrıs'a bakın, Müslümanların öldürüldüğü Filistin'e bakın, bölücü terör örgütünün ülkemiz topraklarında 40 yıldır yaptığı terör eylemlerine bakın. Sivil katliamı görmek istiyorsanız aynın karşısında ellerinize bulaşan masum kanlarına bakın! Suriye'de bizi sivilleri hedef almakla itham edenlerin Irak, Afganistan operasyonunu hatırlayın demekle uyarıyorum. Biz yurt içindeki ve yurt dışındaki tüm operasyonlarımızda tek bir sivilin zarar görmemesi için çalışmış bir ülkeyiz. 

6 HUSUS

Şu ana kadar 1220 kilometre alanı temizledik. Şu 6 hususu tane tane anlatmak istiyorum:

1. Türkiye, Suriye'de ne Kürtleri, ne Arapları ne başka kesimi değil, sadece teröristleri hedef alıyor. Ülkemiz Suriye topraklarında işgal değil, terörle mücadelede harekatı yürütüyor. Suriye halkına karşı değil, Suriye halkıyla birlikte zalimlere karşı mücadele ediyoruz. Biz teröriste terörist demeye ve öyle muamelede bulunmaya devam edeceğiz. Teröristleri makamlarına ağırlayanlar bunun utancını ömür boyu taşıyacaklardır.

Teröristlerle arabuluculuk yapmak isteyen liderler var. Bu tür devletler varsa bile Türkiye tarihinde bir devlet olarak, bir terör örgütüyle aynı masaya oturmak yoktur, bizden böyle bir şey beklemeyin. Bunun için de arabulucu falan aramıyoruz. 

2. Türkiye operasyon bölgesinde kalacak DEAŞ'lıların sorumluluğunu üstlenmeye hazır olduğumuzu ifade ettik. PKK/YPG terör örgütü şantaj malzemesi olarak kullandığı DEAŞ'lıları serbest bırakmaya başladı. Kimin eli kimin cebinde belli. Biz DEAŞ'lıları bir şekilde tepeleriz, diğerlerini yöneticiler düşünsün. 

3. Türkiye Suriye'nin toprak bütünlüğüne ve siyasi birliğine saygılıdır. Bu ülkede tüm kesimleri temsil eden meşru bir hükümet kurulduğunda güvenliğini sağladığımız yerlerde sevk ve idareyi kendilerine bırakacağız. Biz sadece inşa ve ihya ederiz ama asla zulmeymeyiz. 

4. Barış Pınarı Harekatı Münbiç'ten Irak sınırına kadar hattın tamamında 30-35 km derinliğe ulaşana kadar sürecektir. Hiçbir tereddütümüz yok. Bize deskte olanları da taş döşeyenleri de not ediyoruz. Sayın Trump 20 mil ifadesini kullandığında, 444 km'lik o bölgeyi güvenli bölge ilan ettik. Bu bölgede de bütün plan ve çalışmalarımızı yaptık, yapıyoruz. Çevre ve Şehircilik Bakanlığımız proje çalışmalarını yaptı. Bu kitapçıkları dünya liderlerine BM Genel Kurulu'nda kendilerine verdim ve anlattım. Şimdi de Türk Konseyi'nde aynı şekilde takdim ettim. Gördüklerinde güzel diyorlar, bal bal demekle ağız tatlanmıyor. Bunun için burada paraya ihtiyaç var. 

5. Güvenli hale getirdiğimiz yerlerde 1-2 milyon Suriyelinin geri dönüşü için çalışmalara başlamak istiyoruz. Suriye hlakını 8 yıldır yaşadığı azaptan kurtaracak çalışmalara destek olmak dünyanın görevidir.

6. Türkiye, teröristlerle pazarlık yapılmayacağını bilecek kadar tecrübe sahibi bir ülkedir. Yıllardır teröristlerle kucak kucağa olanlar istediği pazarlığı yapabilirler ama biz asla bu yola tevessül etmeyiz. Bizi arayıp teröristler adına talepte bulunanlara şunu söylemek istiyorum; madem terör örgütünü bu kadar seviyorsunuz, koruyorsunuz, madem teröristlerin gönlünü etmek uğruna Türkiye'nin müttefikliğini hiçe sayıyorsunuz, teklifimiz var. Biz sizler gibi değiliz. Yunus Emre'nin, Mevlanı'nın, Hacı Bayram'ın torunları yaşatmak için çalışır. Suriye'deki sorunun en kestirme yolu; hemen bu gece tüm teröristler sihalarını, malzemelerini bırakıp, tuzakları imha edip, güvenli bölgeden çıksınlar. Bu dediğimiz yapıldığında sadece teröristleri hedef alan Barış Pınarı Harekatımız sona ermiş olacaktır. Şayet, dert bölge halkının güvenliği değil de teröristlerin canını korumak ise yine olumlu cevap bekleriz.

"ZOR BİR DÖNEMDEN GEÇİYORUZ"

Türkiye gibi bir devlete siz, ülkenize girme yasağı koyacaksınız. Bize düşen nedir, hayırlı olsun. Gelmezsek ne olur, çok mu meraklıyız? Şahsıma, aileme, bakan arkadaşlarıma vize yasağı koyuyorlar. Bu siyasetten zerre kadar nasibi almış olan devlet adamlarına yakışır mı? Siyaset duygusallık değildir, insan ve ülke yönetme sanatıdır. 

Ülkemizin zor bir dönemden geçtiğini biliyoruz. En büyük gücümüz milletimizin bizatihi kendisidir. Bu mücadeleden de başarıyla çıkacağımızdan şüphe duymuyoruz. Şu anda koalisyon güçlerini Suriye'ye kim davet etti, bilemiyoruz. Niçin? Rusya'yı rejimin davet ettiğini biliyorum. Kim davetlidir, kim rastgele gelmiştir ortada. Kökü sağlam olan ağacı rüzgar deviremez."

SORULARI YANITLADI

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Münbiç'teki gelişmelere ilişkin, "Rejimin, SDG ile herhangi bir anlaşması olduğuna ihtimal vermek istemiyorum." dedi.

Erdoğan, AK Parti TBMM Grup Toplantısı sonrası gazetecilerin gündeme ilişkin sorularını cevapladı.

Rusya ziyaretinin gerçekleşip gerçekleşmeyeceğine ilişkin soru üzerine Erdoğan, "Şu an itibarıyla Rusya seyahatimizle ilgili herhangi bir olumsuz durum yok. Büyük ihtimalle gerçekleşecek." ifadesini kullandı.

Erdoğan, "Amerika seyahatinizi merak ediyoruz. 13 Kasım'da yapılması planlanıyordu. Son yaşananlardan sonra bir değişiklik var mı?" sorusuna karşılık da şunları söyledi:

"Amerika seyahati, buraya gelecek olan heyetlerle yapılan görüşmelerden sonra değerlendirilecek olan bir durum. Çünkü kongredeki bu yapılan tartışmalar, müzakereler, konuşmalar; şahsım, ailem, bakan arkadaşımla ilgili olan bütün bu değerlendirmeler, Türkiye Cumhuriyeti Devleti'ne karşı çok büyük bir saygısızlıktır, haddini bilmemektir. Dolayısıyla böyle bir durum karşısında tabii ki bunun değerlendirilmesinden daha doğru bir şey olamaz. Değerlendirip ondan sonra kararımızı veririz."

Erdoğan, ABD'den gelen heyetle bir görüşmesinin olup olmayacağı sorusuna, ABD Başkan Yardımcısı Mike Pence ve Dışişleri Bakanı Mike Pompeo dışındakilerle görüşmesinin söz konusu olmadığı yanıtını verdi.

UEFA'NIN ASKER SELAMI SORUŞTURMASI

UEFA'nın, A Milli Takım'da forma giyen futbolcuların 2020 Avrupa Futbol Şampiyonası elemelerinde Arnavutluk ve Fransa ile oynadıkları maçlarda olası siyasi provokasyon içeren davranışlar sergilediği iddiasıyla Türkiye Futbol Federasyonuna disiplin soruşturması başlattığı hatırlatılarak değerlendirmesi sorulan Cumhurbaşkanı Erdoğan, şöyle konuştu:

"Ben onu da doğrusu şık bulmuyorum. Futboldan az çok anlarım. Böyle bir şey hayatta olmuş değil. Biliyorsunuz Griezmann'ın, Fransa Cumhurbaşkanı Emmanuel Macron ile böyle bir şeyi oldu. Griezmann'a bir şey mi yaptılar, herhangi bir şey verdiler mi? Burada ise şu anda milli takımın bir milli bakışı var, bu milli bakışını da oradaki bütün seyircilerle paylaşıyor. Bundan daha tabii bir şey olamaz. Ben buradan çok ciddi bir şey çıkacağını tahmin etmiyorum. Olsa olsa bir kınama yapabilirler. Bunun dışında, bu noktaya gelmiş bir takıma, herhangi bir olumsuz yaklaşım olmaz."

"DERDİMİZ BU TOPRAKLARI SAHİPLERİNE TESLİM ETMEK"

Cumhurbaşkanı Erdoğan, Münbiç'te SDG ile rejimin anlaştığı yönündeki iddiaların hatırlatılması üzerine de şunları kaydetti:

"Rejimin, SDG ile herhangi bir anlaşması olduğuna ihtimal vermek istemiyorum. Zira burayla ilgili bizim Rusya ile daha önce bir anlaşmamız var. Zaten Sayın Putin ile bir araya geldiğimizde o haritaları, bunların Türkçesi, Rusçası hepsi var, kendilerinin önüne sereceğiz. Kaldı ki bizim zaten özellikle Münbiç'te olmak diye bir derdimiz yok. Bizim tek derdimiz var o da şudur: ama Rusya ama rejim, terör örgütü YPG/PYD'yi buradan çıkarmalarıdır. Bize bu sözü önce Sayın Trump verdi. '90 günde biz burayı terör örgütünden boşaltacağız.' dediler bize. 1,5 sene oldu, boşalttılar mı? Hayır. Bizim derdimiz bu toprakları sahiplerine teslim etmektir. Biz bunu istiyoruz. Yoksa, 'Bize bunu verin.' diye bir derdimiz yok. SDG dediğimiz, terör örgütünün farklı bir ismidir. YPG/PYD'yi bir şemsiye altına almışlar, o şemsiye de SDG."

Erdoğan, ABD'de Halkbank'a yönelik hazırlanan iddianamenin sorulmasına karşılık da "O da tabii bu işlerin ne kadar duygusal olduğunun ayrı bir ifadesi. Güya bu iş kapatılmıştı. Şimdi bunu yeniden güney New York savcılığı açmak suretiyle maalesef hukuk dışı, çirkin bir adım attılar. Onların alacağı kararları göreceğiz. Ona göre de biz tabii tedbirlerimizi olgunlaştıracağız." yanıtını verdi.