Habertürk
    Takipde Kalın!
      Günlük gelişmeleri takip edebilmek için habertürk uygulamasını indirin

        Yıl 2010... Selim Ateş (Manisa Salihli Alpaslan İlköğretim Okulu Müdürü)... Selim Bey tam bir spor aşığıydı... Eğitim ve öğretimin yanı sıra spora da büyük önem veriyordu. Nitekim değişik branşlarda çok başarılı takımlar oluşturdu. Kız voleybol takımı, Türkiye Şampiyonası’nda finale yükseldi. Final maçları Karaman’daydı. İyi ama ortada şöyle bir sorun vardı. Okulun parası yoktu. Kasa tamtakırdı. Müdür Bey kolları sıvadı. Özel bir bankaya gitti. Kendi adına kredi çekti. Ne kadar mı? 2 bin lira... Şampiyona için yeterliydi bu para... Gittiler Karaman’a... Çok çekişmeli maçlar sonunda... Şampiyon oldular. Müthiş bir başarıya imza attılar. Devamında... Salihli Belediyesi ve Salihli Ticaret Odası, bu başarılarından dolayı tüm sporcuları çeyrek altınla ödüllendirdi. Altını alan öğrenciler, soluğu altın kalpli müdürlerinin yanında aldılar. “Bu altınlar sizin olsun... Banka borcunuzu kapatırsınız” dediler. Kabul etmedi Müdür Bey... “O borcu ben nasıl olsa kapatırım” dedi. Sonuç olarak... Biraz uzun sürdü ama o 2 bin liralık borcunu geç de olsa kapattı Müdür Bey.

        Yıl 2012... Nuri Yakuboğlu (Ankaraspor U12 Antrenörü)... Aktepe Stadı’nda oynanan Ankaraspor- Fenerbahçe maçında konuk ekip 2-0 öne geçti. Ankaraspor durumu 2-2 yaptı. Maçın 53. dakikasında büyük bir talihsizlik yaşandı. Fenerbahçe’den Batuhan’ın burnu kırıldı. Oyuncu değiştirme hakkını tamamlayan Fenerbahçe, oyuna 10 kişi devam etmek zorunda kaldı. Bunu gören Ankaraspor Antrenörü Nuri Yakuboğlu, kendi takımından da 1 oyuncu çıkarttı. Oyuncu sayısı eşitlendi. Fenerbahçe ilerleyen dakikalarda 1 gol daha kazandı. Ankaraspor sahadan mağlup ayrıldı. Ama ne gam! Ankaraspor maçı kaybetti ama Nuri Yakuboğlu sayesinde gönülleri kazandı.

        Yıl 2004... Artun Talay (Atletizm antrenörü)... Çekiçte olimpiyat üçüncülüğüne ulaşan Eşref Apak’ı yetiştirdi. Olimpiyatlara katılmasını sağladı. Ama olimpiyatların tam arifesinde, “Görevi bırakmam gerekiyor. Yerime daha donanımlı bir teknik adam gelsin. Gelsin ki, Eşref ve Türk atletizmi de daha iyi yerlere gelsin” dedi. Bıraktı. Yeni Eşref’ler yetiştirmek için gecesini gündüzüne kattı. Bazıları gibi görevde kalabilmek için 40 takla atacağına... Kendini genç sporculara adadı.

        Yıl 2004... Volkan Ermiş (Kozlu Belediyespor futbolcusu)... Filyos Ateşspor ile yaptıkları karşılaşma büyük önem taşıyordu. Galip takım şampiyonluk yolunda büyük bir engeli aşacaktı. Maç golsüz devam ederken Volkan sert bir şut çekti, top yan ağları deldi, içeri girdi. Hakem, yanlış gördü, golü verdi. Volkan da hemen yanına gitti, söyledi, golü iptal ettirdi. Volkan takımının galibiyetini engellemiş oldu ama yarınlarda çocuklarına gururla anlatacağı inanılmaz güzel bir hatıra bıraktı.

        Yıl 2007... Cüneyt Bakıroğlu (Futbol hakemi)... Kocaeli 1. Amatör Ligi’ndeki Çubukluspor-Acısu maçını yönetiyordu. Ama ortada ilginç bir durum vardı. Acısu Belediyespor takımında forma giyen Fazıl Bakıroğlu, hakem Cüneyt Bakıroğlu’nun öz kardeşiydi. Ama ne farkederdi ki! Cüneyt Bakıroğlu, babasının oğlunu bile tanımazdı. İlerleyen dakikalarda... Gereken yapıldı. Kardeşinin, rakip takım taraftarları ile tartıştığını gören Cüneyt Bakıroğlu... Kırmızı kartını tereddütsüz çıkarttı. Attı. Bazıları gibi ahbap-çavuş ilişkisine gireceğine... Kardeşini bile bir kenara bıraktı.

        Söylememe gerek var mı bilemiyorum ama... Bu birbirinden değerli isimlerin ortak özelliği... Her biri, çeşitli tarihlerde, Türkiye Milli Olimpiyat Komitesi tarafından fair-play ödülüne layık görüldüler. Büyük onuru hak ettiler.

        Son söz... Genç kardeşlerimizin, taklacı isimleri değil, böyle gerçek sporcuları örnek alması gerekiyor.

        Diğer Yazılar