2015'in alameti farikaları: Yeşil ve sosyal olan kazanacak
21'inci yüzyıl zor. Siyaset, ekonomi, sanayi, kültür-sanat, bilim hiç olmadığı kadar iç içe, alt alta, üst üste... Zaten teknoloji neler olup bittiğini çözemeden değişiyor; yıllar birbirini takip ederken çağ atlanıyor, yeni bir yıl yeni bir dünya oluveriyor. Peki 2015'te ne olacak? Kozmetikten dekorasyona, teknolojiden ulaşıma, iş dünyasından kültür-sanat âlemine bizi neler bekliyor?
Mustafa ALKAN/HT CUMARTESİ
malkan@htgazete.com.tr
Son yıllarda şirketler herkesin beğenisine ulaşmak için kişiselleştirilmiş ürünler geliştiriyor ama bir yandan da aşırı tüketime karşı tepkiler artıyor. İnsanlar daha fazla paylaşım istiyor ve şirketlerden daha fazla sorumluluk istiyor. Böylesi bir ortamda nasıl iş yapılır? Danimarkalı fütürist Anne Lise Kjaer (52), teknoloji, toplum ve örgütlenme modellerindeki değişimlerden yola çıkarak, 2015 ve sonrasına ilişkin makro trendleri belirledi. 2015’te nasıl bir tüketici profili ile karşı karşıya kalacağını, hangi kavramları bilmesi gerektiğini merak eden girişimciler için derledik...
Gerçek zamanlı veri
Hedef kitle tespiti için pazar araştırması, anket, reklam, sosyal medya filan bunları unutun: Bugünün iş yaşamının sihirli kutusu, “Gerçek zamanlı veri”. Çünkü akıllı cep telefonları ve giyilebilir teknoloji ürünleri patlama yaptı. Bunlar sayesinde, insanlar ne yer, ne içer, nasıl seyahat eder, ne izler, nasıl harcar ve en önemlisi nasıl tercih yapar öngörmek mümkün. İsterseniz insanların nabzını, vücut sıcaklığını, kalp sorunu olup olmadığını bile görürsünüz. Nitekim mobil sağlık hizmetlerinde kullanılan cihazların sayısı 40 bini aştı. Sağlık takip sistemleri pazarı 2017’de 11.5 milyar doları bulacak.
Döngüsel ekonomi
Şakası yok durum vahim: Dünya 2014’te en sıcak yılı yaşadı. En sıcak 10 yılın 8’i 2000’den sonra... Dünya kaynakları hızla tükeniyor. Sürpriz değil: Bugün 150 yıl öncesine göre 26 kat fazla tüketiyoruz. Vahametin farkında mıyız? Hayır. İnsanların sadece yüzde 28’i “sürdürülebilir”, “sorumlu”, “çevre dostu” ve “yeşil” gibi kavramları biliyor. Büyük markaların sadece yüzde 44’ü üretim ve satışlarını gerçekten “yeşil” hale getirdi. Ama böyle süremez. Çok yakında, belki de bu yıl şirketlere “döngüsel ekonomi” sorulacak. “Yeşil büyümeyi sağlamak için ne yaptın” denilecek. Atık yönetimi ve geri dönüşüm sistemleri aranacak. Burada da fırsat gani: Çin’in geri dönüşüm sanayisinin cirosu 2015’te 250 milyon doları geçecek.
Katılımcı kültür
Devir değişmek üzere: 20’nci yüzyıl mülkiyete odaklanırken, 21’inci yüzyıl erişimle ilgileniyor. Paylaşma, hareketlilik ve yakın ilişkiler ağı norm haline geliyor. Halkının yüzde 60’ının akıllı telefonu olan Güney Kore’nin başkenti Seul, dünyanın ilk “paylaşım ekonomisine” sahip kenti oldu. Kentte sosyal sorunları çözmek için geliştirilen aplikasyonlar sayesinde muazzam bir katılımcı kültür gelişmiş durumda. Avrupa’da kooperatif sayısı 300 bini geçti. Üstelik bunlar sadece üretim için değil tüketim için de kuruluyor. 2015, insanları bir şeyler paylaşmak isteyen insanlarla bir araya getiren platformların patlama yılı olabilir.
Kadın gücü yükseliyor
AB bugün girişimciliği bir kariyer olarak destekliyor. Amaçları Avrupa’da daha fazla istihdam sağlayacak startup’ların ortaya çıkması, inovasyon ve rekabet gücünün desteklenmesi. Girişimci 2.0, dirençli, kendine güvenen, aşırı yetenekli ve geleceği inşa ediyor. Tek başına veya bir takım halinde çalışıyor. Avrupa’da girişimcilerin sadece yüzde 30’u kadın. Ancak 2020’de gelişmiş ekonomilerde 3 üniversite mezunundan ikisi kadın olacak. Sıkı bir rekabete ve daha çok kadın istihdam etmeye hazır olun....
Yaşam boyu eğitim
Üniversite diplomasi artık iş mülakatlarında önemini yitiriyor. “Ne okudun?” sorusunun yerine “En son ne okudun?” sorusu geliyor. Eğitimi üniversitede bırakanları, iş piyasasında zorlu günler bekliyor. Şimdi yaşam boyu eğitim zamanı. Kampuslar de dijitalleşti. Kitlelere Açık Online Kurslar (MOOCs) hızla yayılıyor. Bu kurslar, müfredat sunmuyor, kişiye hangi alanda ne eğitime ihtiyacı varsa onu sunuyor. Bu nedenle bu derslere ilgi çığ gibi büyüyor. Dijital eğitim kurumları, haklı olarak yeni inovasyon kaynağı olarak da görülüyor.
Bilinçli kapitalizm
Kâr odaklı girişimci 20’inci yüzyılda kaldı. Şimdi “bilinçli girişimci” dönemi. Nielsen’in yaptığı bir araştırmaya göre tüketicilerin yüzde 49’u topluma “olumlu katkısı” olan, sadece şirket çıkarlarını değil “toplumsal iyiliği” düşünen kuruluşların ürünlerini tercih ettiklerini söyledi. Bu oran birkaç yıl içinde yüzde 75’e çıkabilir. Bilinçli kapitalizm kâra ulaştırır mı? Elbette. Sisoda’nın yaptığı bir araştırmaya göre, sponsorluk ve bağışlara bütçesinden cömert pay ayıran şirketlerin son 10 yılda yüzde 10 bin 245 büyüdüğünü ortaya koydu.
Radikal şeffaflık
Bilgi özgürlüğünü savunan hareketler, toplumu, nasıl iş yaptığımızı ve bizi yönetenleri nasıl seçtiğimizi etkiliyor. 30 ülkede 97 bin kişiyle yapılan bir ankete yanıt verenlerin yüzde 48’i, çalıştığı iş alanları ve işyerlerini “kimseye önermiyor”. Günümüzün akıllı şirketleri, dış dünyaya karşı duvar örmektense köprü kurmanın, açıklık ve işbirliğinin öneminin bilincine vardılar. Aynı ankete yanıt verenlerin yüzde 65’i şeffaf ve dürüst iş uygulamalarının şirketin ünü için çok önemli olduğunu düşünüyor.
Amaç güdülü olmak
Yeni bin yılın gençleri kariyer kararlarını alırken açıkça tanımlanmış amaç kültürü olan kuruluşları tercih ediyor. Bu yüzden şirketlerin, insan kaynakları şirketlerine para akıtmaları yerine, bütün hissedar, paydaş ve toplumun çıkarlarını sürdürecek iş prensiplerini kurumsallaştırmaya yönelmesi daha doğru olabilir. Simon Simek’in dediğini unutmamakta fayda var: “İnsanları sadece işinizi yapması için alıyorsanız, paranız için çalışırlar. Ama sizin inandığınız şeylere inanan insanları işe alırsanız, sizin için kan ter içinde kalıncaya dek çalışırlar.”